Menü

AB Raporundaki Gizli Tuzaklar

30 Ocak 2017 - Güncel

AK Parti hükümeti ve bazı çevreler tarafından zafer olarak nitelenen AB İlerleme Raporu’nu Saadet Partisi Türkçe’ye çevirdi. Rapor, AB’nin onur kırıcı ve iki yüzlü teklifleriyle dolu. İşte rapordaki tuzaklar ve Başbakanlık raporu;

Saadet Partisi’nin tercüme ettirdiği “AB İlerleme Raporu Gerçek Anlamı ve Tuzaklar” isimli kitapçığın önsözünü Recai Kutan yazdı.
Bu raporda AB’nin taleplerinin Sevr’i hortlatıp Türkiye’nin parçalanmasını hedeflediğine işaret eden Recai Kutan, “AKP hükümeti (Hayır, bu onur kırıcı ve Türkiye’nin parçalanmasını hedefleyen tehlikeli ve iki yüzlü tekliflerinizi reddediyoruz) diye tavır koyacak yerde, AB başkentlerinde 17 Aralık AB zirve toplantısı için, milyarlarca dolarlık ihale paketleri dağıtarak kulis yapmaktadır” dedi.

Rapordaki tuzaklar

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği 2025’ten önce olmaz.

Sözde Ermeni soykırımından bahsedilerek, Türkiye’nin Ermenilerle barışması isteniyor.

Yaşlanan Avrupa’nın kullanabileceği genç ordu Türk ordusudur.

Türkiye’nin Kafkas, Hazar ve Ortadoğu’daki petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarına yakın olması önemlidir.

Türklere, AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkı tanınamaz.

GAP’taki 22 baraj ile Fırat ve Dicle havzasının yönetimi uluslararası idareye verilmelidir.

Aleviler ve Kürtlere azınlık statüsü verilmelidir.

Başbakanlık raporu

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun hazırladığı Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporu’nda Avrupa Birliği tarafından hazırlanan raporu aratacak tarzda ifadeler bulunması toplumun çeşitli kesimlerinden tepki görmeye devam ediyor. AKP tarafından 1.5 yıl önce kurdurtulan Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu, Türkler’i bile azınlık olarak görüyor.

Türkiye’yi parçalamayı hedefleyen rapora karşı duranlar, çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalırken, Sevr anlaşması adım adım yürürlüğe konuluyor. Yürürlüğe konulan rapor hükümet tarafından destekleniyor. Raporda, “milletin bölünmez bütünlüğü” kavramı milletin tek parça olduğunu söylemektir ki, bu milleti oluşturan çeşitli alt kimliklerin inkarı anlamına gelir” ifadeleri yer alıyor.

Tehlikeler 2. ve 3. raporda

273 sayfalık üç rapor incelenerek, 13 sayfalık bir değerlendirme raporu ortaya çıkarıldı. İşte AB İlerleme Raporu’nda yeralan tuzaklar:

-AB Komisyonu’nun, Türkiye AB adaylığının İlerleme Raporu ile bağlantılı tavsiyelerini ihtiva eden raporun orjinal ismi, Recommandation of the European Commission on Turkey’s Progress toward Accession. Türkiye’nin AB’ye katılımı sonucunda doğabilecek meseleler ve etkileri ile ilgili raporun ingilizce başlığı ise Issues Arising Fron Turkey’s Membership Perspective. İki rapora kısaca, Tavsiyeler ve Etkileri deniliyor. Türkiye için uygulanacak olan giriş sürecinin tüm stratejisi bu iki raporla belirlenecek.

-Tehlikeli hususların çoğu da, ön safta görünen ve en çok tartışılan İlerleme Raporu içinde değil de, diğer iki raporun içine yerleştirilmiş. Bunlar arka planda tutulan, pek göze çarpması istenmeyen hususlar olarak gözükmekle beraber, temelde çok tehlikeli tuzaklar ve kötü sonuçlar doğurabilecek yaklaşımlar olarak dikkat çekiyor.

İlerleme ropurundaki 4 husus

-Bugüne kadar basında görülen veya yetkili ağızlarca ifade edilenlere göre, İlerleme Raporundaki 4 önemli husus dikkati çekiyor. Bunlar şunlar:

1- Müzakerelerin önünün açık olması ve müzakereler sürecinde herhangi bir etap sırasında konuşmaların askıya alınabilir olması,

2- Tüm etap veya bölümlerin tamamlanmasından ve AB normlarına tam uyum sağlamasından sonra bile bu durumun Türkiye’nin AB üyeliğine kabulü için bir garanti olmadığının açıkça belirtilmesi

3- TC Anayasasında bulunmayan yeni azınlık mefhumlarının empoze edilmesi,

4- Serbest dolaşım maddesine mutlaka sınırlama getirilmesi.

Bunlara ilaveten son bir kaç aydır yapılan reformlardan ve verilen özgürlüklerden asla rücu olunamayacağı da vurgulanıyor. Dikkatle incelendiğinde, kaidelerin genelinden şu anlam çıkıyor: Türkiye mümkün olduğu kadar uzunca bir süre aday olmadan fakat aday olabilmek ümidi ile kapıda bekletilecek fakat aynı zamanda sürekli olarak Avrupa ekseninde kalması da garanti edilmiş olacak. Bu durumun AB Tavsiyeler raporundaki ifadesi ise aynen şöyle: “This is an open-ended process whose outcome cannot be guaranteed before hand. Regardless of the outcome of the negotiations or the subsequent ratification process, the relations betwen the Eu and Turkey must ensure that Turkey remains fully anchored in European structures”

Üyeliğe geçiş 2020 veya 2025’te

-Avrupalı yetkililer, Türkiye’nin üyeliğe kabul yıllarının daha çok 2020 ile 2025 yılları arasında olabileceğini açıkça belirtmeye başlamışlardır. Önü açık müzakere süreci de bu sürecin çeşitli sebeplerle uzatabilir olmasının sağlanmasına yönelik bir mekanizma olarak rapora yerleştirilmiştir.

Bugün gelinmiş bulunan aşamada AB Komisyonun Türkiye’ye sunduğu bazı ön şartlar daha önce birliğe alınan diğer Avrupa ülkelerine sunulmamıştır. Bunun bir çifte standart olduğunu belirten Türk yetkililerine, AB yetkililerinin verdiği cevap ise aynen, “Bugün ulaştığımız seviyede şartlarımız böyledir” den öteye geçmemektedir. Tavsiyeler Raporunda, “Sadece resmi makamlarınızın çalışmaları yetmez, uygulamalarınızı da görmeliyiz. Kendinizi Avrupa halkına tanıtmak ve kabul ettirmek sizin görevinizdir” deniliyor.

AB, Fransa gibi, Türkiye’nin üyeliğe kabulünün şimdiye kadar hiçbir ülke için uygulanmayan, AB halklarının referanduma sunmaya hazırlanmaktadır. Böylece en son safhada referandumda Avrupa halklarından ‘hayır’ oyu çıkarsa, kusur Türkiye ve Türk halkına bulunacak.

Ermenistan planı

-Tavsiyeler raporunda, AB’ye girmeden önce Türkiye’nin tüm komşuları ile ve özellikle de Kafkasyalardakilerle mutlaka ‘barışma ve uzlaşma yapmasının gerekliliği’ vurgulanıyor. Türkiye’nin Kafkasya’da Azerbaycan ile Gürcistan ile ilişkileri gayet iyi olduğuna göre ortada sadece Ermenistan kalıyor. Ermenistan’ın Türkiye toprakları üstünde saldırgan emelleri ve ayrıca Ermenistan’ın komşusu Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 21’ini işgal etmesi üzerine Türkiye ile Ermenistan arasındaki diplomatik ilişkiler kesilmiş ve sınır kapılarının kapanmış olduğu da hatırlanmalıdır. Ermenistan hâlâ Azeri topraklarında işgalcidir.

Bütün bunlara rağmen AB Tavsiyeler Raporu içine, 1915-1916 olayları ve sözde Ermeni soykırımı da yerleştirilirken bu konulara değinilmemiştir. Türkiye bu konuda son derece titiz ve dikkatli olmak zorundadır.

Enerji kaynaklarına yakın Türkiye önemli

-Diğer çok önemli bir hususta enerji kaynakları konusu. Buna da AB Meseleler raporunda değinilmiştir. Gerek Kafkas ve Hazer Petrol ve doğalgazına ve gerekse Ortadoğu’da Basra Körfezi’nin en zengin petrol ve gaz yataklarına yakın olan Türkiye’dir. O halde;

1- Buraların istikrar ve güven altında tutulması bakımından Avrupa açısından gerekli bir faktör, Türkiye’nin AB’nin etki alana içinde bulunması hususudur.

2- Avrupa’ya bu enerji kaynakları, en kestirme ve güvenli tarzda Türkiye üzerinden nakledilebilecektir. Bu yönden de, Türkiye Avrupa için önemlidir.

Avrupa Güvenlik Konsepti yani kısaca Avrupa Ordusu henüz hazır olmadığı için de, Avrupa’nın güçlü bir teşkilata ve güvenceye ihtiyacı vardır. İşte Türk ordusu bu görevi yapabilecek ve tehlikelere karşı bu yükü AB için taşıyabilecek güçtedir. Yani özellikle yaşlanan Avrupanın kullanabileceği genç bir orduya ihtiyaç vardır. Bu da Türk ordusudur.

Serbest dolaşım Türklere yok

-Raporda dikkatle işlenen diğer bir konuda, sermaye, mal ve kişilerin serbest dolaşımı konusudur. AB ülkelerinden mal, hizmet ve kişilerin Türkiye’ye gelmeleri tavsiye edilirken, aynı serbestiden Türkiye’nin yararlanmasında kısıtlamaların olacağı tekrar tekrar vurgulanmaktadır. AB fonlarından geçiş dönemi yardımları olarak verilen mali yardımların da, 2013 yılı sonuna kadar verilemeyeceği tekrarlanmıştır.

Bu durum ve ifadelere bakılınca acaba yeni, gizli ama adı konmamış bir kapitülasyon dönemine mi giriyoruz? sorusunu akla getirmektedir. Eğer belli ekonomik kazançlar yok ise ve kendi insanımızın yaşamında bir düzelme imkanı da verilmiyor ise, o zaman böyle bir birliğe girmenin ne anlamı kalmıştır?

İsrail’in GAP Planı yeni sahnede

-İlerleme Raporu kapsamında bulunan en yeni ve tehlikeli maddelerden birisi de, AB Meseleler Raporu içinde ekonomi paketleri arasında sıkıştırılmış olan bir maddedir. Bu konu nedense, henüz basında tartışmaya açılmamıştır. Bu konuda şudur: Türkiye’nin AB adaylığı ve sonra da üyeliği ile birlikte GAP bölgesinde bulunan barajların (22 adet) ve çok zengin su kaynakları olan Dicle ve Fırat havzalarının, ileride uluslararası bir idare altına yerleştirilmesi konusunun da gündeme geleceğinin dile getirilmesi hususudur.

Raporda, suyun en az petrol kadar değerli bir meta durumuna gelmekte olduğu vurgulanarak, ileriki yıllarda bu zengin kaynaklardan su bölüşümünde ‘İsrail ve komşularının’ eşitlik içinde yararlanmasının da bu adı geçen uluslararası idare tarafından gerçekleştirilmesinin isabetli olacağı tavsiye edilmektedir.

Meseleler raporunda bu bölümün ingilizcesi aynen şöyle:

“ Water in the Middle Eas will increasingly become a strategic issue in the years to come, and with Turkey’s accesion one could expect international management of water resources and infrastructures (damns and irrigation schemes in the Euphrates and Tigris river basins, cross-border water cooperation between İsrael and its neighbouring countries) to become a major for the EU”

Azınlıklar meselesi

AB İlerleme Raporunda, Türkiye’nin esas unsurlarından olan Kürtlerin ve başka bir rapor içinde de Alevilerin, AB tarafından azınlık olarak görülmeleri ve gösterilmeleri, ileride buna benzer daha başka etnik ve coğrafi meselelerin de gündeme getirilebileceğinin işaretleridir. AB ısrarla Türkiye’ye yeni bir azınlık tarifi kabul ettirmeye çalışmaktadır.

Acil eylem planı şart

Tüm bunlar alt alta konunca ortaya çıkan durum vahim ve acildir, müdahale gerektirmektedir. Liderlerin, düşünce önderlerinin, yazar ve aydınların, sivil toplum örgütlerinin, toplumu ve hükümeti yaklaşan tehlikelere karşı uyarmaları gerekmektedir. Türkiye’nin bütünlüğü ve geleceği için bir Acil Eylem Planı şart hale gelmiştir.

Ülkenin ve milletin bütülüğünü ihlal eden konuların müzakere edilmesi dahi kabul edilemez. Bu bakımdan bu ilkelere aykırı hususlar, rapor ve eklerinden çıkartılana kadar, Türkiye’ye müzakere tarihi verilse dahi, hükümet tarafından red edilmelidir veya en azından askıya alınmalıdır. Artık olaylar ve gelişmeler karşısında Milli direniş ruhunun şahlanma zamanı gelmiştir.

İşte tuzakların başlıkları

-Dicle-Fırat ve GAP’ın uluslararası kontrol altına konması

-Yabancılara yapılan aşırı toprak satışlarının kontrolsüz devamı

-Türk ordusunu ‘Lejyoner’ konuma indirgeme gayretleri

-Ermenistan’la ilişkilerin ve Ermenilerle uzlaşma konularının öne çıkarılması

-Yunanlıların taleplerinin uyum ve uzlaşma içinde karşılanması (Ruhban Okulları ve Ekümenlik dahil)

-Güney Kıbrıs’ın Ankara Anlaşması gereğince AB içinde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Ankara tarafından tanınmasının gerçekleşmesi gayretleri.

-Azınlık meselesi.

(42)