Menü

Alternatif Tıp – 11 – Homeopati

30 Ocak 2017 - Alternatif Tıp

Yunanca Homos = benzer, Pathos = acı, çekilen acı, azap kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. 1800’lü yıllarda Dr. Samuel Hahnemann tarafından ortaya atılmış, tanımlanmış ve uygulanmıştır.
Genelde Tıp biliminin kısaca tanımlamasını yaparsak; Hipokrat’tan beri üç ana tema işlenmektedir. Bunlar;
* Natura Medicatrix dediğimiz otonom – kendi başına biyolojik sistemler kanunu.
* Allopathie – Zıtlıklar kanunu; bilinen tıp (katı tıp, ortodoks tıp) hastalığın zıttı olan maddeyi bünyeye vererek yapılan tedavi yöntemi.
* Homeopathie – Benzerlikler kanunu, sistemi, yöntemidir.
Dolayısıyla homeopati “Similia Similibus Curentur” yani, sağlam ve sağlıklı insanda herhangi bir hastalık veya dengesizlik meydana getirerek, bir veya birkaç bulguyu ortaya çıkaran doğal madde veya maddelerin, aynı bulguları taşıyan sağlıksız insana veya hayvana belli yöntemlerle sulandırılarak ve dinamize edilerek verilmesi sonucu canlının sağlığına kavuşturulması prensibine dayanır. Yani daha basit olarak, sağlam bir canlıda hastalığı meydana getiren doğal madde, aynı tip hastalığa sahip canlıda hastalığı ortadan kaldırır.Homeopati hastalığı değil, hastayı tedavi eder. Çünkü hastanın genel sağlık dengesi yerine konduğunda vücut kendi kendisini çok daha rahat tamir ve tedavi edebilir. Vücut çok büyük bir fabrikadır diyebiliriz. Dolayısıyla bu sisteme dengeler yöntemi veya tahtıravalli de denebilir. Homeopati, cerrahi müdahale gerektirmeyen, geriye dönüşümü olan (geriye dönüş, yani iyileşme şansı kalmamış vak’alar hariç) vak’alarda tıbbın bütün dallarında kullanılır.Homeopatinin uygulanması ise şöyledir;2500 doğal maddenin, değişik yani farklı sulandırmalardaki solüsyonlarının, farklı saat ve / veya gün aralıklarında hastaya verilmesi şeklindedir. Homeopatinin en önemli öğesi olan teşhis -tanımlama- dan sonra solüsyonların hazırlanış şekli önemlidir. Maddeler ondalık veya yüzdelik birimler olarak sulandırılır. Ayrıca vak’aya göre, hazırlanan preparatların sonsuza kadar sulandırılma ve dinamize edilebilme olanağı vardır. Düşük dozlar fizik katmanlarda etkirken, yüksek dozlar psikolojik katmanlara etkirler.Her tıp dalında olduğu gibi homeopatinin en önemli öğesi teşhis, yani problemi tanımlamadır. Homeopatik teşhis – tanımlama;
1. Kişinin yapısına – Constitution (carbonique, fluorique, phosforique)
2. Kişinin o anda bulunduğu durumuna ki, buna DİATHESE denir, (psore-uyuz tipli, Sycose – gonokoksik tip, lueuse – frengili tip, tuberculinique – verem tipli) olarak tanımlanır ve o andaki bulguların önemine göre tanı konur. Modern homeopatide daha doğru tanı için kan testleri yapılmaktadır. Bir grup homeopata göre en son bulgu, en önemli teşhis öğesidir. Teşhis sorgulaması oldukça uzun ve zaman alan bir çalışmadır. Kişinin yaşamı, iş hayatı, aile düzeni, alışkanlıkları (iyi ve kötü), sosyal ilişkileri, hatta gerekirse özel yaşamının ayrıntılarına kadar hasta sorgulanarak bulguların açığa çıkarılmasına çaba gösterilir. Çok kabaca örnek verilmesi gerekirse; kişinin avucunun sıcak kuru – sıcak nemli – soğuk kuru – soğuk nemli olması, bize hastanın o andaki durumu (diathese) hakkında bilgi ve bulgu verir. Böylece bu dört gruptan biri seçilerek durumla ilgili preparatlar kullanılır. Ortodoks tıpta sıklıkla rastladığımız “tedaviye cevap alamadık” tanımlaması biz alternatif tıpçılar tarafından “BLOKAJ” var diye güncelleştirilir. Kişide oluşan bir enerji blokajı gerek homeopatik, gerekse alopatik ilaçların kullanılmalarına engel olur. Dolayısıyla böyle bir durum var ise önce bu blokajın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu işlem OSTEOPATİK MANÜPLASYON, FACIA TERAPİ veya BİO – ENERJETİK + COLOUR TERAPİ uygulamaları ile kolaylıkla yapılabilmektedir. Muhakkak ki %100 bir başarıdan söz edemeyiz, çünkü hastalığı ile beraber yaşamayı ve de ondan kurtulmamak için her türlü çabayı gösteren birçok kişi vardır. Böyle vak’alarda maalesef başarıdan söz etmek mümkün değildir. Bunun dışında %90-95’lere varan başarıdan rahatlıkla konuşabiliriz.

(5)