Menü

Astral Seyahat

30 Ocak 2017 - Parapsikoloji

Şuurumuzun fiziki bedenimizin dışına yansıması ya da şuurluluk alanımızın genişleyerek beden dışına taşma olayına Astral Seyahat denir.Bu yansıma fiziki evrenin herhangi bir noktasına veya fiziki evrenin ötesindeki ortamlara da olabilmektedir.Bu yetenek herkeste vardır, özel metotlarla bu yeteneğimizden faydalanabiliriz ya da hiçbir çalışma yapmadan bazen kendiliğinden de ortaya çıkabilir.Kendiliğinden meydana gelen olaylar genellikle uyku sırasında gerçekleşir. Uyumakta olduğu sırada kendini bedenini dışında hatta bedenini yukardan seyrederken bulan bir hayli kişi vardır. Astral seyahat sırasında bedenin değişik yerlerinde seğirmeler,kulakta çınlamalar ve tam ayrışma anında ise, çatırdama ya da buna benzer bir takım sesler duyulabilir. Astral seyahat ile sadece fizik mekanlara değil, fizik ötesi diye adlandırılan astral mekanlara da gidilebilir. Bu astral mekana yani spatyoma geçildiğinde daha önce dünyada yaşayıp da öldükten sonra spatyoma intikal etmiş varlıklarla da karşılaşılır, hatta konuşulabilir.

Bir laboratuar deneyinde ölmekte olan hastalar tartılmış, terlemenin getirdiği bazı kayıplar göz önüne alınmış ve kaydedilmiştir. Ölüme doğru, saatte 28 gramlık toplam hafifleme izlenmiştir. Ölüm gerçekleştiğinde ise beden bir anda 21 gram hafiflemiştir. Ayrıca bir çok ölüm anı fotoğraflarında, bedenlerin üzerinde bulutumsu görüntüler belirmiş hatta bunların bir kısmı da fotoğrafla belgelenmiştir. Demek ki, vücuttan dışarı çıkan bir şey vardır. O şey ölüm, normal uyku, astral ayrılma anlarında fizik bedeni terk etmektedir.

Benliğin ve bedenin birbirinden ayrılması; bazen uykuda, bir baygınlık yada ağır bir hastalık anında da ortaya çıkar.Böyle bir olayla karşılaşan bir çok kişi bedenini yukardan seyredebilmektedir. Bazılar kendilerini bir bulut olarak tarif etmişlerdir. Bu da bedenden dışarı çıkan bir şeylerin olduğunun kanıtıdır. Bir kısmı da bedenlerine göbek bağına benzer bir bağla bağlı olduklarını anlatmışlardır. Ayrılma olayını yaşayan kişi genellikle çok mutludur ve hafiflemiştir.Bazı olaylarda da astral seyahat yapan kişilerin ölmüş yakınlarıyla karşılaştıkları da görülmüştür.Olayın başında ve sonunda bir boşluğa doğru düşüş ve felç olma hissi yaşanır.

Mevlana Celalettin Rumi, ruhun uykuda bedenden ayrıldığını söyler ve Mesnevi’sinde bu düşüncesini şöyle belirtir: “Can atlarınızı eğersiz koyar, bu sır ölümün kardeşidir, sırrıdır. Ama gündüzün geri gelmesi için ayaklarını uzun bir bağla bağlar.Can; boşlukta astar gibi gizlidir, bedense yorgan altında döner durur.Sen bedensiz bir bedene sahipsin.”

İbni Sina, insanın ruhla bedenden oluştuğunu belirtir ve şöyle der; “Beden nefsin çalışmasına uygun bir hale gelince, ruh bedene gönderilir. İstenirse bedenden ayrılır.Tamamen ayrılınca bir daha yok olmaz.”

Mesnevi’nin bir çok yerinde ve Ahmet Eflaki’nin “Ariflerin Menkıbeleri” adlı eserinde ve sayısız evliya, ermiş ve veli öykülerinde; ruhun istenildiği zaman ya da istemeden bedenden ayrılabildiği anlatılmıştır. Şeyh Bedrettin, “Varidat” adlı eserinde bunu açıkça anlatır: “Bazen kendimi hafiflemiş hissederim, fizik bedenim o varlığın bir kopyasıdır. Bu latif varlık, beden şeklinde görülür. Tıpkı buharın yoğunlaşmadan evvel görülememesi gibi, buhar yoğunlaşınca bulut olur, görülür.”

Hint Öğretileri’nde insanın üç bedenden oluştuğundan söz edilir. Bunlar fiziki, esiri ve ruhsal bedenlerdir. Taoist düşüncede insan vücudunda, evrenin mutlak enerjisinin bir zerresinin depolandığı ve bu enerjinin ruhsal bir varlık olduğu ifade edilir.

İsa Peygamber, İncil’de şöyle demektedir: “Öyle bir adam bilirim ki, bedenin dışında mı? Bilinmez….”(İncil, 2/12:3) Hz. İsa’nın havarisi St. Paul, insanda ruhsal ve doğasal iki beden olduğunu söylemiştir.

1195’te İtalya’da yaşayan ünlü Aziz St. Antuan’ın mucizeleri arasında, bedeninin bir kilisede bırakıp, başka bir kiliseye gittiği ve orada göründüğü olayı yer almaktadır.

(10)