Menü

Beyin Dalgaları

30 Ocak 2017 - Bilimsel Konular

İnsan beyninin çeşitli frekanslarda dalgalar yaydığı çok eski zamanlardan beri bilinir. Özellikle gizli bilimlerle uğraşan pek çok kişinin bunu binlerce seneden beri bilmesine karşın, pozitif bilimin bu gerçeği bazı aygıtlarla tespit ederek kanıtlamasının mazisi oldukça yenidir.
Biz burada beyinden yayılan dalgaların niteliklerini ve bunların ne şekilde tespit edildiklerini göreceğiz.Kısaca E.E.G. ( Elektro- Ense -Falografi ) nin gelişimini de anlatmaya çalışacağız.Çünkü E.E.G yalnız psikoloji ve psikiyatrinin değil,artık Parapsikolojinin de kendi konusunda bir araştırma aygıtı haline gelmiştir.
Bu aygıt beynin bütün elektrik faaliyetlerini ,yani beynin yaydığı dalgaları grafik şeklinde kağıda döker.Böylece beynin yaydığı çeşitli dalgalar karakteristiklerine göre anlaşılmış olur.Tam donanımlı hastanelerde,kliniklerde ve bazı laboratuarlarda bulunan E.E.G cihazının günümüzde portatif,küçük modelleri de bulunuyor.
Deneycilere özel bu küçük modeller dış ülkelerde satılmakta.
Beyin elektriği üzerine yapılan çalışmaların tarihi yaklaşık yüzyıl kadar geriye dayanır. İngiliz filozoflarından Richard Caton’ un ilk defa tavşan ve maymun beyinlerinin elektrik potansiyellerini tespit etmesiyle birlikte E.E.G.in temelleri atılmıştır. Uzun yıllar hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden sonra ilk defa 1924’de Jena Üniversitesinden bir Alman psikiyatrı olan Hans Berger insan kafatası üzerine platin elektrotlar iliştirerek insan beyninin elektriksel dalgalarını kaydetmeyi başardı.Ancak tabi son derece tutucu olan bilim çevrelerinde bu buluş şüpheyle karşılandı. Beş yıl boyunca ateşli tartışmalar yapıldı. Üstelik Berger daha sonraları hassas bir Galvanometrede kullanmıştı. Ancak profesör Adrian öncülüğündeki bir heyet tarafından fizyoloji derneğince de aynı dalgalar grafik olarak tespit edilince Berger’in bu keşfi tescil edilmiş oldu. Bu keşfe Berger Ritmi denildi.Berger ise bunu Alfa Ritmi olarak tanımlamıştır. Bu ritim,çocuklarda sekiz yaşından sonra ergenlerdeki frekansa dönüşüyordu.
Şimdi biz Hans Berger’den bu yana E.E.G in gelişimini bir yana bırakarak, günümüze kadar bu konuda yapılan çalışmaları ve elde edilen verileri inceleyelim.
İnsan beyninin şimdiye dek beş çeşit dalga yayınladığı halen biliniyor. Bunlardan Alfa dalgaları,Beta dalgaları ve Gama dalgaları özelliklerine göre normal beyin dalgaları sayılır.
Teta ile Delta dalgaları ise marazi dalgalardır. Genellikle beyin özürlü kişilerin yaydığı dalgalardır. Ancak bizim daha sonra da değineceğimiz gibi bu dalgalara Parapsikolojik denemelerde de rastlanmıştır.

1-)ALFA DALGALARI : Bu dalgalar frekansları (bir saniyedeki adedi) 8-13 ve amplitüt leri (dalganın en küçük ve en yüksek noktası arasındaki yüksekliği) 30-50 mikro volt olan düzenli dalgalardır. Normal yetişkin kişilerde çoğunlukla iyi gelişmiş ortalama 9-10 frekanslı Alfa dalgaları görülür.Alfa dalgaları insan gözlerini kapattığında ve tamamen sakin olduğunda görülür. Bu dalgaların fizyolojik orijinleri halen tartışılmakta. Hemen şunu ilave edelim ki : Yoga, Meditasyon gibi çalışmalar yapılırken yapılan ölçümler beynin Alfa dalgaları yayınladığını göstermektedir. Düşünme faaliyetinin olmadığı tam sükunet anında beyin bol miktarda Alfa dalgaları yayınlar.Şahıslarda sükunet hali bozulur bozulmaz Alfa dalgaları kaybolur. Örneğin derin bir konsantrasyon veya meditasyon hali içinde bulunan bir kişiye herhangi bir konu hakkında soru sorulacak olursa Alfa dalgaları derhal daha düşük amplitütlü Beta dalgalarına dönüşürler.Alfa dalgaları bilinen beyin dalgaları içinde en güçlü dalgalardır. Bu dalgalar çocukluktan itibaren yavaş yavaş gelişerek beyin tarafından yayınlanır. 1,5 yaşındaki bir çocukta Alfa dalgalarına nadir rastlanır.3-5 yaşlarındaki çocuklarda ise bu dalgalar daha belirginleşir. Çocuk 10 yaşına geldiğinde dalgaların iyice organize olduğu anlaşılmıştır.16-18 yaşlar ise bu dalgaların tam düzeninin kurulduğu devre olarak biliniyor.Yaşamın yaşlılık döneminde ise çocukluk dönemlerinde olduğu gibi bu dalgaların gittikçe yavaş olduğu anlaşılmaktadır.Alfa dalgalarının oluştuğu duruma parapsikolojide Alfa Durumu adı verilir. Son yıllarda Parapsikolojinin Alfa ritmine eğilmesi pek çok bilinmeyene ışık tutacaktır. Çünkü bu durum kontrol altına alındığı takdirde paranormal olayları açıklamak iyice kolaylaşmaktadır.
Bu görüşten hareketle bir teori geliştirilmiştir.Bu teorinin ışığında Alfa dalgalarını ışık,ses gibi çeşitli uyarıcılarla belirgin duruma getirerek arttırmak amacıyla imal edilmiş çeşitli aygıtlar her geçen gün gelişmektedir. Son senelerde bu aletlerin geliştirilmesine verilen önem sonucunda halen parapsikoloji laboratuarlarında kullanılan pek çok portatif aygıt bulunmaktadır.Esasında parapsikologların halen üzerinde çalıştıkları Alfa Durumu çok eski zamanlara dayanır. Okültizm,Yoga ve pek çok İnisiyasyon ekollerinde zaten biliniyordu. Bütün bunları deneysel olarak ispatlamayı amaçlayan parapsikologlar en azından Alfa Durumunun Telepati,Duru görü ve,Kehanetlerle alakası olduğunu bilmektedirler.
Filipinli rahmetli ve ünlü şifacı Tony Agpao nun Almanya da doktorlar denetiminde gerçekleştirdiği enteresan bir olay vardır. Olay aynen şöyle gerçekleşmiştir :
Agpao bir EEG aygıtının elektrotlarını kendi kafasına,bir diğer EEG cihazının elektrotlarını da bir sara hastasının kafasına bağlatır. Grafik olarak beyin dalgaları çizilmeye başlandığında Agpao’nun grafiğinde son derece sağlam ve sağlıklı Alfa dalgaları olduğu görülür. Oysa sara hastasının grafiği ise son derece sağlıksız ve düzensizdir. Üstelik sıkça patolojik Delta dalgaları da görülmektedir. Agpao hastanın elini tutunca kendi beyin grafiğinin değişmediği halde, hastanın grafiğinde son derece sağlıklı ve Agpoanınkiler kadar düzenli Alfa dalgalarının görüldüğü grafik olarak izlenmiştir. Agpoa elini hastanın elinden çekince hastanın grafiği yine patolojik dalgaları göstermeye başlamıştır. Olay defalarca denenmiş, hiçbir seferinde durum değişmemiştir. Deney süresi boyunca Agpao’nun düzenli Alfa dalgaları hep muntazam kalmış, ancak hastanın elini her tutuşunda da kendi düzenli Alfalarını hastaya nakletmeyi başarmıştır.Böylece görülen şudur ki; Kişide yapay veya nakil yoluyla meydana getirilen Alfa dalgaları Epilepsi,sara bile dinlememektedir. Çünkü bilindiği gibi bu tür hastaların beyin grafikleri son derece düzensizdir. Alfa ritminin önemi parapsikoloji’de çok önemlidir. Çünkü frekans ve amplitütleri en yüksek olan dalgalardır.bu dalgaların düzene konulması için önerilen çalışmaların başında ise nefes egzersizleri geliyor.

2-) BETA DALGALARI : Beta Dalgaları 14-30 frekanslı ve daha düşük amplitütlü Alfa faaliyetleridir. Beynin ön bölgelerinde görülürler. Alfa dalgaları yayan bir kişiye ses ve ışık gibi bir uyarıcıyla müdahale edildiği takdirde Alfalar derhal basılarak kendilerinden dört kere daha düşük olan Beta dalgalarına dönüşürler. Beta dalgalarının maddeyi uzaktan kontrol edip,onda istediği hareketi temassız olarak meydana getirebileceği gibi teoriler varsa da bunlar henüz ispatlanmış değildir.

3-) GAMA DALGALARI : Süratli hareketlerde oluşan beyin dalgalarıdır. Amplitütleri düşük,frekansları 30-50 arasındadır.

4-) TETA DALGALARI : Hastalıklı sayılan düzensiz dalgalardır. Frekansları 4-7 ve amplitütleri 50 mikro volt’un üstünde olan dalgalardır.

5-) DELTA DALGALARI : Frekansları 3-5,amplitütleri çok yüksek olan anormal ve sağlıksız dalgalardır.
Burada bahsettiğimiz bu Delta ve Teta dalgaları epileptiklerde,saralılarda bolca rastlanan dalgalardır.Zaten nöroloji dilinde de,saniyede 3 frekanslı dalga diken kompleksi adıyla Petit Mal epilepsisi teşhisini koydurtur. Asabi kişilerde,gözü sinirden kararmış kişilerde,hatta bol bol negatif şeyler düşünen kişilerde bu iki dalga türünü çok rastlanır. Beyin dalgaları hakkında bilinen veriler henüz yeterli değildir.
Ancak işin en enteresan tarafı Psikokinezi dediğimiz olaylar oluşurken,bunları oluşturan medyumların beyin dalgaları laboratuar olarak incelenmiş ve bu kişilerin bol miktarda Deta ve Telta yayınladıkları gözlemlenmiştir. Acaba bu dalgaların psikokinezi ile yakın bir alakası var mı ? gibi bir soru geliyor insanın aklına. Parapsikologların çoğu bu soruya evetle karşılık veriyor. Ancak kesin bir şey henüz ispatlanmış değil.

(31)