Menü

Beyin Yıkama ve Propaganda

30 Ocak 2017 - Diğer

”İhtilalci siyasi partiler, dini kuruluşlar ve sigara imalatçıları
daima çocukları ve gençleri hedef alırlar”

İnsanların fikirlerini,kanaatlerini değiştirme gayretleri tarih öncesi çağlara dayanır ve lisanın gelişmesiyle birlikte hemen ortaya çıkar.Kitleleri kaba kuvvete başvurmaksızın yönetmek ve onları belirli hususta ikna etmek gücü,kaynağını dilden almaktadır.Oysa doğrudan kaba kuvvet başvurulması veya kaba kuvvet kullanılacağı tehditleri kitleleri arzu edilen davranışları tam tersine iter.Söz veya yazı vasıtasıyla kitlelere istenilen fikirlerin aşılanması ise psikolojik faktörler rol oynar.Kitlelerin düşüncelerini etkileme konusu,hangi sahalarda uygulanırsa uygulansın,ahlaki ve ilmi bir takım problemleri doğmasına yol açar.Bu uygulama bazen bir din propagandası,bir politik kampanya,ticari reklam veya bazen de totaliter devletlerin siyasi fikirlerini aşılarken kitle haberleşme araçları gibi zararlı metotları uygular.Bir kısmı da beyin yıkama ve benzeri usulleri ,karşı koymanın hemen hemen imkansız bir durum arz ettiğini ,üstelik bunların siyasi veya dini kanaatleri kökünden değiştirdiklerini kabul etme eğilimindedir.

Rasyonel ve objektif bir tartışma ise apayrı bir tekniğe sahiptir.Mesela,Sokrat öğrencilerinin sordukları sorularına birtakım basmakalıp cevaplar yerine,onlara karşı sorular yönelterek,gerçeği kendi kendilerine bulmalarını isterdi.Bu tartışma sırasında öğrencilerin bazılarının görüşünde değişikliğe uğramasına rağmen,Sokrat hiç de propaganda yapıyor sayılmazdı.Oysa bir propagandacı hiçbir zaman hakiki bir tartışmayı göze almaz.

Toplumdaki okur-yazar arttıkça,yani medeniyetler geliştikçe fikirlerin yayılması,yazının rolünü arttırdı.Kitapların varlığı,propaganda çalışmalarında iki sorunun doğmasına neden oldu.

1-Şuuraltı propagandası (Freud’un yaptığı gibi)

2-Sansür meselesi (Başta Türkiye gibi birçok ülkedeki sansürler gibi)
1-Şuuraltı propagandası:
Dünya kurulduktan ve insanoğlunun yerleşik hayata geçmesinden sonra insan ilişkileri önemini kazanmıştır.Bu ilişkilerin oluşmasından sonra insan,yavaş yavaş kendini tanımaya başlamıştır.İnsan kendini tanıdıkça ihtiyaçlarının neler olduğunu ve bu ihtiyaçlarını nasıl gidereceğini ,neler yapması gerektiğini anlamaya başlamıştır. İnsanlar yaşamlarını sürdürmek için gereken ihtiyaçlar iki başlık altında toplanır.Birincisi fizyolojik ihtiyaçlar(yemek yeme,su veya başka içecekleri içme,spor ve vücut için gereken her şey).İkincisi ise psikolojik ihtiyaçlardır (sosyal hayattaki ilişkiler,aşk,sevgi,ağlamak,gülmek vb.).

Psikoloji bilimi bilindiği gibi yakın çağlarımızda felsefeden ayrılarak kendi başına bir bilim halini almıştır.Bu bilim ile uğraşan bilim adamları tam olmasa da insan psikolojisini çözmeye çalışmışlardır.İnsan psikolojisini çözmeye çalışan belli başlı bilim adamları çalışmaları sırasında doğal olarak kendi görüşlerini kattıkları için objektif olamamışlardır.Zaten bu bilimin genç olmasına rağmen,sürekli tezler ispatlanmaya çalışılıp tezler çürütmek bilim adamları için tek amaçtır.

Şuuraltı psikolojisi her ne kadar da Çağdaş Psikoloji tarafından çürütülmüş,kabul görmeyen bir psikoloji olsa da halen kimi psikolog,psikiyatrist,psikiyatrlar tarafından kullanılan tehlikeli bir yöntemdir.Şuuraltı psikoloji,Sigmund Freud tarafından geliştirilmiş bir bilimdir.Eğer Freud’ un Psikoanaliz’ i inceleyecek olursanız en çok üzerinde durulan şey cinselliktir.Freud,insanların yaptıkları çok şeyin cinsellik olduğu görüşüne hakimdir.Ayrıca bilinçaltı yani şuuraltı düşünceleri bile açıklarken cinsellikle mutlak bağlantı kurmaya çalışmıştır.Nitekim Çağdaş Psikoloji Freud’ un bu türlü tezleri,uygulamaları çürütmüştür.

2-Sansür meselesi:

Sansür,sosyal hayatta hakim olan devlet veya başka bir birimin kendi çıkarlarının tehlikeye girmesini önlemek için yaptıkları çalışmalar bütünüdür.Propaganda bazen sansür engeline takılır.Çünkü propagandayı yapan kişi veya kuruluşun propaganda çalışmaları devlet veya birimin çıkarlarını tehlikeye soktuğu için engellenir.Başta Türkiye olmak üzere bir çok ülkede bir çok kişi veya kuruluş yasalar sonucu engellenmiştir.

Heredot’ un eserleri kendine “Tarihin Babası” ünvanını kazandırmıştır.Yalnız bir de;Heredot’ un pek de sevimli olmayan bir şekilde “Atina Devleti’ nin ücretli kalemi” olarak sınıflandırılır.

Dünya hakkında kamuoyuna objektif bilgiler vermek gereği,birkaç istisna dışında nisbeten yeni bir düşüncedir.Avrupa’ da yy.lar boyu gerçek katolik gerçeği olmuştur.

Şimdi çağdaş sosyal psikologların görüş ve araştırmalarına bir göz atalım.New York Queens Koleji’ nden Kimball Young propagandayı şöyle tarif ediyor:

“……fikir,kanaat ve değer hükümlerini değiştirmek ve davranış tarzlarını istenilen yönlerde etkilemek için,telkin ve benzeri psikolojik metodlara başvurarak önceden planlanmış olan sembollerin sistematik bir şekilde kullanılmasıdır.”

Yale Üniversitesi’ nden Leonard W.Dob’ un kamuoyu ve propaganda adlı eseri önemli kitaplarından biridir.Propagandayı şöyle açıklıyor:

“…….grupların veya fertlerin kanaat ve davranışlarını,telkin yoluyla kontrol etmeyi amaçlayan sistematik faaliyetlerin bütünüdür.”

Ozhegov’ un “Rus Dili” sözlüğünde ise bilinçlendirme kelimesi için şu tarif verilmektedir:

“Siyasi,eğitim ve birtakım önemli sosyal meselelerin çözülmesi amacıyla,belirli fikir ve sloganların geniş halk kitlelerine aşılanması faaliyeti” ayrıca komünistlere göre “Marx’ ın deyimiyle” ” kapitalist toplumlardaki ideolojiler sınıf mücadelesini yansıtırlar ve üstün olan hakim sınıf mücadelesidir.Üstün olan hakim sınıfın ideolijisidir.” Bu hüküm başka bir ifadeyle “komünist olmayan bir Amerikalı düşünürün söylediği gibi” ”filozoflar,zenginler tarafından her şeyin iyi gittiğini ispatlamak üzere tutulmuş olan kişilerdir” şeklinde belirtir.

Propagandacının ilk görevi hedef aldığı kişilerin dikkatini çekmektir.Propagandacı hedef aldığı kitleye ait heyecanlardan,hislerden maksadına uygun olanları seçip kullanmak zorundadır.Mesele,çiçek satışlarını arttırmak için (anneler günü,sevgililer günü) diye bazı şeyler ortaya atılmıştır.

Telkinin etkisini arttıran iki önemli unsur daha vardır.Fert,bir kalabalığın içindeyken,tek başına olduğundan çok daha çabuk ikna edilebilir.İkinci unsur ise;fertte herhangi bir heyecanın uyanmış olmasının onu,telkine daha müsait kılmasıdır.Başka bir deyimle galeyana gelmiş hisler propaganda için elverişli ortamı yaratırlar.Kitleler meselenin basit,yalın bir şekilde sunulmasından hoşlanırlar,gururlarının okşanmasını isterler ve hüsranlarının kaynağı olan nefretlerini yöneltecekleri bir düşmanın kendilerine gösterilmesini arzu eder.

Propaganda ve kanaatleri değiştirmek için aşağıdaki yollar izlenir.

Belirli tiplerin yaratılması:
İnsanların belirli bazı tiplere ayırmak çok yaygın bir eğilimdir.Fakat zamanla yaratılan bu tip, öyle değişmez bir hale gelir ki gerçeklerin kavranmasına engel olur.Böylelikle zenci, yahudi, kapitalist, sendikacı, komünist gruplarının mensupları ve bunları bütün davranışları gerçek ferdi özellikleri dikkate alınarak değil de zihinlere yerleştirilmiş olan tipleri vasıtasıyla mütalaa edilir.

22.yy’ ın başlarında İngiliz ceza evlerinde yöneticilik yapan Sif Charles Goring, İtalyan Krimiloji bilgini Lombroso’ nun ünlü nazariyesini kabul etmemektedir. Bütün suçluların müşterek bazı özelliklere sahip bulunduğunu, dolayısıyla bir suçlu tipinin mevcut olduğunu savunan bu nazariyeyi çürütmek gayesiyle bir ressama, önceden gösterildiği birkaç mahkumun resmini hafızasından çizmesini söyeldi. Sonra da bu resmi ressamın çizmiş olduğu mahkumların fotoğraflarıyla karşılaştırdı. Arada hiçbir benzerlik yoktu. Hiç şüphe yok ki, ressam kafasındaki suçlu tipinin etkisinde kalmıştı.

İsimlerin değiştirilmesi:
Bu, propagandacının sık sık baş vurduğu bir usuldür. Bazı grupların asıl isimlerini kullanmak yerine maksada uygun intibalar yaratacak deyimlerden faydalanır. Komünist veya Rus için “Kızıl” ; sendika başkanları için “sendika patronu “ ; Almanlar için “Hun” ya da “Boches” ; Yahudiler için “Yid” gibi kavramlar kullanılır. Öte yandan mesela, özel teşebbüs kulağa kapitalizmden daha iyi geldiği için zamanımızda çok kullanılmaktadır.

Seçme:
Propagandacı belirli bir konu ile ilgili gerçeklerden sadece maksadına uygun olanları seçer. Sansür de bu seçmenin bir türüdür ve dolayısıyla propaganda niteliğindedir.

Yalan:
Haçlı seferlerinde Müslümanlar hakkında uydurulan vahşet hikayeleri ve Belçikalı rahiplerin çan tokmağı niyetine kullandığı gülünç iftiralardan bu yana, yalan propagandacının önemli malzemelerinden birini teşkil eder.

Tekrarlama:
Propagandacı,savunduğu fikirleri gerektiği kadar tekrarlarsa, bir zaman sonra onların kitleler tarafından kabul edileceği inancındadır.Bu usul , sloganların meydana gelmesine yol açar.”Tek millet”, ”Tek devlet”, “Tek lider” ve “barış, ekmek, hürriyet ve özgürlük” gibi klişeleşmiş sloganlar kullanılır.

İddia:
Propagandacı tartışmalardan kaçınır; fakat tezini güçlendirmek için sık sık cüretkar iddialarda bulunur. Propagandanın temeli, madalyonun sadece bir yüzünü göstermek, hür düşünceyi ve tartışmayı mümkün olduğu kadar sınırlamaktır.

Düşmanın tespiti:
Propagandacının öne sürdükleri, sadece bir şey uğruna değil, fakat aynı zamanda (gerçek veya hayali değil) bir düşmana karşı olursa propagandanın etkisi artar. Nazilerin Yahudilere karşı yürüttüğü propagandalarda olduğu gibi.

Otoriteye sığınma:
Telkin yukarıda da sözü edilen, tabiat gereği bir otoriteye sığınma ihtiyacı duyulması, otoriteye sığınması halini yaratır. Bu otorite dini, siyasi, ilmi veya mesleki olabilir.

(5)