Menü

Büyük Tufan

30 Ocak 2017 - Diğer

Solon ve mısırlı rahip arasındaki tartışmanın yaklaşık tarihini hesaplarsak Platon’un metinlerindeki Atlantis ve Tufan tarihine ulaşmış oluruz.

Diyaloglar birbirini takip eden farklı kaynaklardan gelmiştir. Diyalogların kayda alınış tarihinden 20 yıl geriye gitmemiz gerekmekte. Çünkü ilk alınış tarihi M.Ö. 425 yılına rastlar. Critias , platon’un büyük büyükbabası Sokrates’e anlatmıştır. İleride Sokrates’in öğrencisi olacak olan Plato o sıralarda 2 yaşındadır. Critias’ın büyükoğlu, Plato’nun büyük büyükbabası yaklaşık 80 yaşlarındaydı ve o da hikayeyi 70 yıl kadar önce 90 lı yaşlarını geçmiş olan büyükbabasından dinlemişti. Büyükbabası hikayeyi Solon’dan dinlediğinde ise babasıyla aynı yaşıtlardaydı. Sonuç olarak Solon ve rahip arasındaki konuşma M.Ö. 600-575 arasında bir tarihe denk gelmektedir.

Bu tarihe 9 bin yılı eklediğimizde yaklaşık olarak M.Ö. 10000 yılı civarı, Atlantis’in yok olduğu bahsedilen tarih olarak ortaya çıkar.

Gerçektende Arktik ve Antarktik buz tabakasını delen bilim adamları çeşitli katmanlar arasında kalan oksijeni ölçebilmekte ve bundan yola çıkarak binlerce yıl önce hüküm süren iklimi belirleyebilmekteler. Meksika Körfezi gibi deniz diplerinden alınan ve deniz canlılarının çoğalmasını ve azalmasını ölçen örnekler de bezner şekilde geçmiş yüzyıllardaki sıcaklıkları tahmin etmelerini sağlamaktadır. Bu gibi bulgulara dayanarak bilim adamları artık son buzul çağının 75.000 yıl kadar önce başladığından ve 40.000 yıl önce küçük bir ısınma yaşandığından eminler. Yaklaşık 38.000 yıl önce,daha sert daha soğuk ve daha kuru bir dönem. Ve 13000 yıl kadar önce buzul çağı birdenbire sona erdi ve şu an içinde yaşadığımız ılıman iklim devreye girdi.

Tufan öncesindeki on atanın , bir biçimde Sümer kral listelerindeki on Tufan-öncesi hükümdara paralel olduğuna inanılmaktadır. Bu listeler bu on isimden son ikisine unvan olan DİN.GİN veya EN eklemezler ve Ziusudra/Upnapiştim ve babası Ubar-Tutu’yu insanlar olarak ele alınmıştır. Bu ikisi Nuh ve babası Lamek ile paraleldir ve Sümer listelerine göre, ikisi Tufan meydana gelene dek toplam 64,800 yıl hüküm sürmüşlerdir. Son buzul çağı 75,000 ile 13,000 yıl önce, 62,000 yıl sürmüştü. Zorluklar Ubartutu/Lamek hüküm sürüyorken başlamış olduğundan, 62,000 ; 64,800 e mükemmel biçimde uymaktadır.

Ayrıca, Atra-Hasis destanına göre, son derece sert olan koşullar yedi şar veya 25,200 yıl sürmüştü. Bilim adamları 38,000 ile 13,000 yıl kadar önce son derece sert koşulların var olduğu bir dönemin kalıntılarını keşfettiler ; yani 25,000 yıllık bir süre. Bu nokta da bilim ve eski bilgiler kesişmiş oldu.

Yani bilim adamları da 13,000 yıl önce bir buzul çağı yaşandığını ortaya koymuş durumda. Ama bu tarihteki ani bitiş daha önemlidir. Bu çapta bir iklim değişikliğine neden olan neydi?

Teorilerden bir tanesi, Maine Üniversitesinden Dr.John T. Hollin tarafından önerilmiştir. Hollin, Antarktik buz tabakasının periyodik olarak kırıldığını ve ani ve muazzam bir gelgit dalgası yaratarak denize kaydığı sonucuna varmıştır. Başka bilim adamlarınca da kabul gören bu hipotez daha da geliştirilmiştir. Hipotez’e göre:

Buz tabakası gittikçe kalınlaşırken, buz tabakası altında Dünya’nın ısısından gittikçe daha fazla hapsetmekle kalmamış ,aynı zamanda tabanında sulu, kaygan bir katman da yaratmıştı. Üstelik kalın buz tabakası ile alttaki toprak arasında bir kayganlaştırıcı olarak iş gören bu sulu buzlu katman er yada geç buz tabakasının çevresini saran okyanusa doğru kaymasına sebep olacaktı. Hollin, Antarktika’nın şu an mevcut (ortalama kalınlık 1,5 kilometreden fazladır) buz tabakasının sadece yarısının güney denizlerine kayması durumunda , bunu izleyecek olan gelgit dalgasının yerkürenin tüm denizlerinin seviyesini, kıyı kentlerini ve alçak alanları sular altında bırakarak yaklaşık 20 metre yükselteceğini saptamıştır. 1964’te Yeni Zelanda’daki Victoria Üniversitesinden A.T. Wilson, buzul çağlarının bu gibi kaymalar sonucunda sadece Antarktik’te değil Arktik’te de aniden sona erdiğini önerdi.

Tufan, Antarktik sularına milyarlarca ton buzun kayması ve son buzul çağına aniden son vermesi sonucu yaşanmıştır. Bu ani olay, muazzam bir gelgit dalgası oluşturdu. Antarktik sularında başlayarak, Atlantik, Pasifik ve Hint okyanuslarına doğru kuzey yönünde yayıldı. Isıdaki ani değişiklik, sel gibi yağan yağmurların eşlik ettiği şiddetli fırtınalar yaratmış olmalı. Fırtınalar, bulutlar ve kararan gökyüzü, sulardan daha hızlı hareket ederek gelmekte olan su çığını haber veriyorlardı.

Bu olay Sümer metinlerinde birebir anlatılmıştı ve Gılgamış Destanında fırtınanın geldiği yön güney olarak ifade edilmiştir.

“… Ay gözden kayboldu….

Havanın görünüşü değişti;

Bulutlarda yağmurlar kükremeye başladı…

Rüzgarlar vahşileşti…

….Tufan başladı,

insanları bir savaş gibi çarptı gücüyle;

Bir kişi diğerini göremedi,

Yıkımda, tanınamaz haldeydiler.

Rüzgarlar vahşi bir eşek gibi kişniyordu.

Karanlık yoğundu;

Güneş görülemiyordu. “

“Şafağın ışığıyla

Ufuktan kara bir bulut yükseldi:

İçinde fırtınaların tanrısı kükrüyordu…

Parlak olan her şey karanlığa dönmüştü…

Güney fırtınası bir gün için esti,

Eserken hız kazandı, dağları sular altında aldı…

Güney fırtınası diyarı silip geçerken,

Altı gün ve altı gece esti rüzgar.

Yedinci gün geldiğinde,

Güney fırtınasının Tufanı sakinledi.”

Zecharia Sitchin bu noktada farklı bir yorum getirerek bu Tufana neden olan şeyin, 12.ci Gezegenin geçişlerinden biri olabileceği fikrini ortaya atar. Ama burada düşünülmesi gereken bir nokta var. Bu gezegenin yapabileceği etkileri iyice bilen Anunnakiler daha geniş çaplı bir önlemi çok daha önce hayata geçirmezlermiydi? Yoksa kontrolleri dışında ve ani gelişen bir olaymı 12.ci gezegenin bu olaya sebep olmasına neden oldu? Prof. R. N. Hernandez’in uzaylılarla temasında aşağıdaki konuşmalar geçer,

“Dünyanın manyetik kutbu kayboldu. O zamandan beri de olması gereken yerde değildir.Dünyanız yörüngesini değiştirdi; bu çatışmalardan haberleri dahi olmayan suçsuz uluslar tufanda yok oldular.”.

“Savaşın şiddeti içinde, dünyalılar toprak kaybettiler. Diğer güneş sistemlerinden gelen ileri uygarlıklar da Maldekliler’e yardım ediyorları. O zaman , Dünyalılar, Maldek gezegeninin manyetik alanını kaybetmesine ve yakınındaki diğer gezegenlerle (en yakındaki Mars’tı ) çarpışmasına neden olacak şekilde ayarladıkları silahlarını çalıştırdılar.”

“Yörüngesinden çıkan Maldek gezegeni, çok enerji yitirdi. Bu enerji kaybının farkına varan bilim adamları, bir gece, Dünyalılar’ın bu saldırganlığını ve gücünü oluşturan silahı yok etmeye karar verdiler. Maldek laboratuvarlarından yayınlanan güçlü bir ışın, o büyük kentin (Atlantis) üzerine düşerek, kıtayı ikiye böldü. Bu ışın, dünyanın büyük bir bölümünün bir uçurum gibi açılmasına neden olmuştu ve aynı gece , tüm Atlantis kenti sulara gömüldü.”

Yörüngesinden çıkan dev bir gezegen, parçalanan bir kara parçası ve sulara gömülen Atlantis. Bunu şu şekilde tekrar dizecek olursak, Tüm bunlar buzul çağının en şiddetli olduğu zamanlardan birinde gerçekleşiyor. Antarktikte dev bir buzul. Bu buzulun parçalanmasına ve okyanusa doğru kaymasına neden olan muazzam bir etki, bir silah veya benzeri bir güç, bu buzun kayması nedeniyle ve yörüngesinden çıkan Maldek gezegenini çekimi sayesinde oluşan dev bir gelgit, manyetik kutbu kaybolan bir dünya ve dolayısıyla ani iklim değişikliği ve buz çağına ait buzların erimesi… Sonuç sulara gömülen bir medeniyet.

Ve bunların tümü, bilim adamlarının vardığı sonuçlara gore Tufan 13,000 yıl once yani yaklaşık M.Ö. 10,000-11,000 yılları arasında olmuştu. Ve Atlantis’in sulara gömülmesine neden olmuştu. Veya bir savaş ,aşırı güç kullanımı ve oluşan Tufan. Kulağa abartılı gelebilir ama, Amerika’nın 1945’te iki kez Atom bombası kullanmasından pek farklı değil. Üstelik Mısırlı rahibin bahsettiği tarihte. Ne büyük rastlantı değilmi?

(6)