Menü

Ciritias Diyalogları – 03

30 Ocak 2017 - Ciritias Diyalogları

Şehir hakkında Mısır’lı rahiplerin söyledikleri yalnızca muhtemel şeyler değil kanıtlarla doğrulanmış şeylerdir. O zaman ki sınırlar İsthmus tarafından çizilmiştir. Cithaeron ve Panes yükseltilerine kadar kıta boyunca uzanan bir yol izliyordu. Deniz doğrultusunda aşağıya devam ediyor. Oropus’u sağına alıyor Asopus nehri ile sol sınırını oluşturuyordu. Toprakları dünyanın en iyi topraklarıydı. Bu sebeple geniş bir orduyu besleyebiliyordu. Bu ordu çevrede bulunan insanlardan oluşuyordu. Atticca’nın kalıntıları ile (hala vardır.) dünyanın herhangi bir bölgesiyle karşılaştırıldığında çeşitlilik ve mükemmellik bakımından otlaklarının her çeşit hayvan için uygun olması bakımından gelişmiştir. Günümüzde bile bu topraklarda bol ve bereketli üretim devam etmektedir. Bunlar ki söylediklerimin doğru olduğunu kanıtlar.

Size nasıl anlatsam , acaba hangi parça o toprakların artığı olarak kabul edilebilirdi? Tüm şehir kıtanın geri kalanından itibaren deniz üzerine uzanan bir burun gibiydi. Çevreleyen sular ise komşu bölgelere nazaran çok daha derindi. Bu geçen 9000 yıl içinde bir çok sel meydana gelmişti. Geçen onca zamana , şu ana kadar ve onca değişime rağmen hiç bir zaman dağlardan gelen toprak ve kirin kayda değer bir birikmesi olmamış. Diğer yerlerdeki gibi ancak dünya bütün çevresinde alçalmış ve görme alanından çıkmıştır. Sonuç olarak, geçmişle bugünü mukayese edersek, yalnızca iskelet kalıntıları, küçük adacıklar, akan toprak ve kirin zengin parçacıkları dağlarının yüksek yamacının toprakla kaplanmış olduğu, ovalar ve düzlükler (bizim tarafımızdan yok edilmiş). Phellus’un toprakla dolu olduğu ve dağlarında bereketli olduğu görülür.

Bütün bu son izlerle beraber. Bugün bazı ormanlardaki besinler ancak açların ihtiyacını karşılamaya yeter. Halen oradan kesilen kereste ile yapılan çatıları görmek mümkündü ki bunlar en büyük kulelerin çatılarını bile kaplamaya yetecek büyüklükteydi. Çok büyük başka ağaçlar vardı. İnsan tarafından işlenmek ve çiftlik hayvanları beslemek için bereketli otlaklarda. Üstelik topraklar yıllık doğal yağmurlar ile kendiliğinden biçilecek hale geliyor. Şimdiki gibi boşa akan sularla toprak kaybetmiyordu. Ancak bereketli imkanlara bütün bölümlerinde sahip. Bunu kendi bünyesinde sağlıyor. Ve bereketli zengin kil yataklarına sahip, bunlar oyuk ve çöküklerin içine bırakılıyor ve yukarılarda oluşan akıntılarla ve akarsularla besleniyordu. Halen bile eski bereketli kutsal kalıntılar arasında bir zamanlar akan akarsu , su izlerine rastlanabilir. Bunlarda söylediklerimin doğru olduğu bir kez daha kanıtlar. Ülkenin doğal durumu ki toprak işlenmiştir. İnanabilir ki ülkenin iddialı, çalışkan, doğru insanlarınca yapılmıştır. Bu kişiler onurlarına asil doğayı seven insanlardır. Buralar dünyanın en iyi kiline ve bereketli suyuna, cennetsel denebilecek bir iklime sahiptir. Şu anda şehir bu bilgiye göre düzenleniyor. İlk olarak akrapolis şu anda olduğu gibi değildi. Bir akşam yağan şiddetli yağmur sonucu bütün toprak temizlenmiş ve kaya oyularak çıplak kalmıştır. Aynı zamanda depremler ve olağanüstü su baskınları ki bu Deocalion’un büyük yıkıma uğramasından önce üç kez olmuştur. Ancak ilkel çağlarda Acropolis dağı Erıdanus ve ılısus’a kadar uzanır. Pnyx’i bir taraftan içine alır ve Lbcabettus’u Pnyx’ın ters tarafından sınır kabul ederdi.

İyi bir kitle tepeden itibaren kaplıydı ve bir iki yer hariç yüksek zirvesi vardı. Acropolis’in dışında ve dağların eteklerinin zanaatçılar otururlardı. Çiftçi olanlar toprağı sürer, savaşçı sınıf ise Athene ve Hephaestus’un zirvede bulunan tapınaklarında yaşardı. Üstelik buraları bir evin bahçesi gibi parmaklıklar ile çevirmişlerdi. Kuzeyde insanlar beraber yaşar ve kışın yemek yemek için barınaklar kurarlardı.

Tapınakların yanında ortak kullanım ve ihtiyaçlar için binalar yapmışlardı. ancak bunların hiç biri altın veya gümüş ile süslenmiş değildi. Bunları herhangi bir amaç uğruna değil amaçsızlık ve gösteriş arasında bir yön bulmak amacıyla kullanmışlardı. Alçak gömülü evler yapmışlar. Çocuklarına, çocukları yaşlandıkça onları kendileri gibi olanlara bırakmışlar aynı şey olmuştur.

Ancak yazları bahçelerini yemek, barınaklarını terk etmişler dağın güneyinde aynı amaçlı yerler yapmışlardı. Şu anda Acropolis’in olduğu yerde bir su kaynağı vardı. Bu kaynak deprem ile yok olmuş, geriye bir kaç ufak dere kalmış ve çevrede varlığını hala sürdürmektedir. Ancak bu günlerde su kaynağı bereketli su vermeye devam etmiş ve kışla yaz için uygun sıcaklığı ayarlamıştır. Bu onların yaşayış şeklidir. Kendi yurttaşları için koruyucu olma halleridir. Ve Helen’e liderlik eden insanlar ve onların istekli takipçileridir. Her zaman için aynı sayıda kadın ve erkeğin bulunmasına dikkat etmişler her zaman hazır savaşçı bulundurmuşlardır. Bugün ise sayıları 21’dir. Antik Atina gibi bu tarzda ülkelerini ve topraklarını doğru bir şekilde yönetmişler ve aynı şeyi kalan tüm Yunan için yapmışlardır. Tüm Avrupa ve Asya’da ünlenmişler ırklarının güzelliği ve ruhlarının hüneri ve yaşayan insanların kabiliyetleri onları tanıtmıştır. Eğer bana çocukken anlatılanları unutmamış isem size onların düşmanlarının temeli ve karakteri hakkında bilgi vereceğim. Dostlar hikayelerini kendilerine saklamamalı ve paylaşmalıdır.

(7)