Menü

Ciritias Diyalogları – 04

30 Ocak 2017 - Ciritias Diyalogları

Hikayenin devamına geçmeden önce sizi uyarmak isterim. Eğer hikayede adı geçen bazı yabancıların yunan isimlerine sahip olduklarını duyarsanız, size bunun sebebini anlatayım; Hikayeyi şiirinde kullanmak isteyen Solon isimlerinin anlamlarını araştırır ve öğrenir ki bunu yazan eski Mısır’lılar bunu kendi dillerine çevirmişlerdir. Solon hikayeyi dilimize çevirirken isimlerin manalarını düzeltir. Benim büyük büyük babam Dropides’te orjinal metin vardı. Bunlar hala bendedir ve tarafımdan dikkatlice çalışılmıştır. Bu nedenle böyle isimler duyarsanız şaşırmayın. Hikaye şu şekilde başlıyor.

Daha önceki konuşmamda tanrılar paylarından bahsetmiştim. Onlar dünyayı farklı genişliklerde parçalara ayırmışlardı. Ve kendileri için tapınaklar ve ilahi kurumlar kurmuşlar. Possesidon, kendi payı olan Atlantis adasını aldığında, fani biz kadından çocuklar almış ve adanın bir yerine yerleştirmiş ki az sonra anlatacağım. Burası denize doğru bakıyormuş , ancak adanın en orta yerindeymiş burada ovaların en güzeli denebilecek bir ova ve bereket varmış. Ovanın yanında fazla yüksek olmayan bir dağ bulunuyormuş. Bu dağda adanın en ilkel insanları yaşıyormuş. Bunlardan birinin ismi Evanor imiş. Karısının ki ise Levcıppe ve Cletio adında bir kızları varmış. Bu bakire kız evlenme yaşına geldiği sıralarda annesi ve babası ölmüş. Possedıon bu kıza aşık olmuş. Ve onunla görüşmeye başlamış. Toprağı yararak hem denizden hemde karadan kızın yaşadığı dağı çevirmiş. İki karadan üç’te denizden olmak üzere nöbet bölgeleri yapmış bunları adanın tam ortasından aynı uzaklıkta olmak üzere çıta ile çevirmiş. Böylece insanlar bu adaya ulaşabilseler dahi, gemiler ve gezginler ulaşamayacaklarmış.

Kendisi bir tanrı olarak adanın merkezinde değişiklikler yapma konusunda güçlükle karşılaşmıyormuş. Toprağın altındaki iki pınar getirmiş, biri sıcak biri soğuk akıyormuş. Kilden bereket alan bu pınarlar toprakta her çeşit yiyeceğin yetişmesini sağlıyormuş. 5 ikiz çocuk getirip adayı 10 parçaya bölmüş. En büyük ilk ikizlere annesinin yaşadığı yeri ve çevresini vermiş. Burası en büyük ve en güzel yermiş. Onu diğerlerinin kralı yapmış. Diğerlerine de prenslikler, emirlerine askerler ve geniş araziler vermiş. Hepsini isimlendirmiş. Büyük olana yani krallık verdiğine Atlas ismini koymuş. Ondan sonra tüm ve okyanus Atlantik adıyla anılmış. Onun kendisinden sonra doğan ikiz kardeşine Heralles’in Pıllar’sın karşısındaki büyük payını vermiş. Burası gades bölgesi denilen yere bakıyormuş. Yunanca Eumellus adını vermiş. Bu kendi dillerince Gaderius demekmiş. İkinci ikizlerin birisine Ampheres diğerine Evaemon ismini takmış. Üçüncü ikizlerin büyüğüne Mneseus küçüğüne ise Autochthon ismini vermiş. Dördüncü ikizlerin büyüğüne Elasıppus, küçüğüne Mestor ismini vermiş. Son olarak beşinci ikizlerin büyüğüne Azaes, küçüğüne ise Dıaprepes ismini vermiş. Onlar ve onların torunları adada yaşayanlar ve açık denizdeki adaları yönetenler olmuşlar. Ve belirtildiği gibi tüm ülke üstünde Pıllars’tan Mısır’a ve Thrrhenıa’ya egemen olmuşlar.

(10)