Menü

İnkaların Çocuk Kurbanları

30 Ocak 2017 - Eski Uygarlıklar

“Bir keresinde bu adaya kurban edilmek üzere on dört yaşında bir kız getirilmişti. Ancak başrahip kızı kabul etmedi. Vücudunu

titiz bir muayeneden geçirince memelerinin birinin altında küçük bir ben bulmuştu. Bu nedenle tanrılarına kurban edilmeye

değer bulunmamıştı.” PEDER BERNABECOBO, 1653

İnka İmparatorluğu’nu Konu edinen ilk vakayinameyi yazan İspanyol vakanüvislerinden Peder Barnabe Cobo, bize şimdi Bolivya

Cumhuriyeti’nde olan Titikaka Gölü’ndeki Güneş Adası’ndan getirilen genç kızın yukarıdaki hikâyesini anlatır. Kız, eski

Andlar’ın en büyük hac merkezlerinden ve dini tapınaklarından birinde kurban edilecekti. Ancak kız, kurban edilemeyince

hikâyesini İnka İmparatorluğu’nun 1532’de fethinden birkaç yıl sonra adaya gelen bazı İspanyollar’a anlatacaktı.

İnkalar hakkındaki bilgilerimiz Cobo gibi eski zaman vakanüvislerinden ve çağdaş arkeolojik araştırmalardan gelmektedir.

İnka İmparatorluğu’nun çok büyük, çok-etnikli, çok-dilli bir devlet olup 4000 kilometrekare bir alana yayıldığını biliyoruz,

iktidar hanedanlarını 16. ya da 14. yüzyılda kuran halk Andlar’ın çok yükseklerinde olan Cuzco’da yaşıyorlardı ve burası

onlara göre dünyalarının maddi ve manevi merkeziydi.

İnka İmparatorluğu’nun Quechua dili konuşan ataları birkaç kuşak içinde Batı Amerika’nın bu geniş topraklarında yaşayan

onlarca farklı etnik grubu ve topraklarını fethetmişlerdir. İsyanlar çok sıktı ve böyle büyük bir alanı ve halkı kontrol

altında tutmak çok güçtü. Dünyanın diğer eski imparatorluklarında olduğu gibi, farklı grupları iktidardaki hanedanların

kontrolü altında tutmanın ve İktidarlarını yaygınlaştırmanın başlıca yolu, bir devlet dininin kurulmasıydı.

İnka İmparatorluğu boyunca ve ondan yüzyıllarca önce And halkları kutsal yerlerde “Huaca” adını verdikleri tapınaklar inşa

ederlerdi. Huaca’lâr ruhani gücü olduğuna inanılan bir doğa parçasındaki doğal ya da insan elinden çıkma bir mekândı. Bunlar

mağaralarda, su kaynaklarında, büyük kayalarda, tepelerde, pınar ya da köprü yakınlarında ve dağların doruklarında

yapılırdı. Bu huaca’larda adaklar çok yaygındı.

En popüler adaklar koka yaprağı dolu sepetler, renkli deniz kabukları, lamalar, alpakalar, mısır birası, bez, metal

heykelcikler ve bazen de çocuklardı. İlk İnkalar Cuzco bölgesinde yüzlerce tapınak yapmışlardı ve bunların her biri yeni

doğmakta olan İmparatorluktan akraba gruplar tarafından bakılır ve korunurdu.

İmparatorluk büyüdükçe devlet Güneş Adası’ndaki gibi daha büyük tapınaklar inşa etti. Tapınak külliyeleri belli başlı

huaca’larda Güneş’e, Ay’a, Gökgürültüsü Tanrısı’na ve diğer tanrılara adanırdı. Bu huaca’ların çevresinde bir din

geliştirmek için çok büyük kaynak ve enerji harcanmıştı. Görkemli tapınaklar Cuzco soylularının, uyruklarının yaşamları

üzerinde sahip oldukları ideolojik ve politik gücü vurgulamaktaydı.

İnsan kurban etme, İnkalar’ın bir icadı değildi. İspanyol öncesi And ikonografisinde genelde savaş tutsakları olmak üzere

kurban edilmiş insanların tasvirleri yer almaktadır. Hatta Peru’da ilk yontulmuş taş kitabelerde, kafaları kesilmiş savaş

tutsakları görülür. Diğer kültürlerde de insan kafası ganimet olarak alınmıştır. İnkalar bu uygulamaları imparatorluğu bir

arada tutan devlet dininin ve imparatorluk ideolojisinin bir parçası haline getirmişlerdir.

Çocukların kurban edilmesi de bu bağlamda ele alınmalıdır. Çocuklar capac hucha adı verilen politik bakımdan önemli bir

ayinde kurban edilirlerdi. Colin McEwan ve Maarten van de Guchte’ye göre bu terim, “Kraliyet yükümlülüğü” olarak

çevrilebilir.

Bu bilimadamları, araştırmalarında, altı ile on yaşında çocukların imparatorluğun dört bir yanındaki köy ve kasabalardan

Cuzco’daki başkente nasıl gönderildiklerini anlatırlar. Bazıları için bu, yüzlerce, hatta binlerce kilometre yol demekti.

Çocuklar ve kendilerine eşlik edenler yol boyunca köylerden şarkılar söyleyerek geçerlerdi.

Cuzco’ya vardıktan sonra kentin merkezinde toplanırlar ve İnka rahipleri tarafından sembolik olarak evlendirilirlerdi.

Hayvanların ve diğer adakların kurban edilmesinden sonra, çocuklar Cuzco’nun büyük meydanının çevresinden geçirilirlerdi.

Sonra tekrar köy ve kasabalarına gönderilir, buralarda yeni törenler yapılırdı. Törenin sonunda çocuklar alkol ve diğer

maddelerle uyuşturulur ve memleketleriyle ilişkili bir huaca’da öldürülürlerdi.

Arkeologlar Andlar’ın her yerinde çocuk kurban edildiğini saptamışlardır. Bu capac hucha törenlerinin kalıntıları adalarda,

mağaralarda ve dağ tepelerinde bulunmuştur. Arkeolog Johan Reinhard, And-Ur’da çoğunlukla karla kaplı volkanik doruklarda

kurban izlerine rastlamıştır.

Bu kurbanların oralardan çıkarılması, dünyanın en güç arkeolojik çalışmalarıdır. Reinhard ve arkadaşları 6000 metre

yüksekliğe çıkmak, oksijen azlığından doğan yükseklik yorgunluğu, buz, kül ve karla mücadele etmek zorundaydılar. Eski

çağların insanlarının, o dağlara çağdaş araç gereç olmadan çıkmalarındaki kararlılık gerçekten şaşırtıcıdır.

Bu mumyaların bulunması beceri olduğu kadar şans da gerektirir. Beceri bunları nerede arayacağını bilmek ve şans da

cesetleri ortaya çıkaracak doğru çevre koşullarının bir araya gelmesidir. Yağmacılar çalmadan ya da havayla temas ettiği

için havadaki mikroorganizmalar tarafından cesetler bozulmadan mumyaları elde etmek için, Reinhard ve ekibi buzları ve kaya

kadar sert toprağı kazmak, bulgularını bilimsel olarak kaydetmek ve sonra mumyayı kamplarına güvenli bir şekilde taşımak

zorundaydılar.

Belgelerde çocuk kurban etmeye ilişkin büyük törenler hâlâ anlatılmaktadır. Peru’da Arequipa yakınlarında Ampato’da bulunan

arkeolojik kanıtlar bu belgeleri doğrulamaktadır. Ampato kızı görkemli tüylü bir başlık, çanak çömlek, kaşıklar, ahşap

kupalar, giyimli metal heykelcikler, yiyecek ve güzel kumaşlarla gömülü bulunmuştu.

Kutsal bir renk olan kırmızı toprak, mezarının zeminine serilmek üzere dağın tepesine taşınmıştı. Kurban yerinin çevresinde

inşa edilen platformlar ve belki de başka binalarda başka küçük çocukların kurban edildikleri kuşkusuzdur.

Eski ve yeni dünyadaki diğer imparatorluklarla kıyaslandığında çocukların kurban edilmesi İnka devletinde pek nadir

rastlanan bir şeydir. Ancak çocuk kurban edildiği bir gerçektir ve bunun çok önemli dini ve politik amaçları vardı. Yerel

bir yöneticinin çocuğunu kurban edilmek üzere vermesi, hem İnka devletine hem de taptıkları yaratıcı tanrılara bağlılığının

kanıtıydı.

Kurban edilmek üzere Cuzco’ya bir tören alayı halinde götürülen düzinelerce çocuğun görüntüsü, İnka devletinin gücünün yılda

bir kere olsun gözler önüne serilmesiydi. Bu trajik ama güçlü devlet kurumunu tam olarak değerlendirebilmek için, inka

İmparatorluğu’nun siyasal mantığını ve dini ilkelerini tarihi bağlamı içinde anlamamız gerekir.

(9)