Menü

İpnoz Nedir?

30 Ocak 2017 - Parapsikoloji

İpnoz, değişik bir şuur hali ve duygusal uyanıklığın bir türüdür. İpnoz
halindeki genişlemiş şuur haline kişi, beş duygusuyla olan bağlarını kesip, tüm
dikkatini içsel yaratıcı zihnine topladığı zaman ulaşabilmektedir. İpnoz tıp
alanında bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden de yaşamımızda
yeni ufuklar açabilecek potansiyele sahiptir. Parapsikoloji konuları içerisinde
en yanlış anlaşılmış olanı ipnozdur. Bunun nedeni; kişilerin, konunun önemini
takdirden uzak bulunan bazı ipnozitörlerin çok yüksek paralar alarak celseler
yapması ve yeteneklerin kötüye kullanılmasıdır. Bugün ipnotizma çoğunlukla
sancısız diş tedavilerinde kullanılmaktadır. İpnoz, insanın kendi
kendisini tanıması bakımından çok yararlı bir yöntem olmasından başka, gerçek
tedavide de geçerli bir yöntemdir. İpnozun belki de bilinen ilk yararlı yanı
fiziksel ve heyecansal düzensizliklerin şifaya kavuşturulması olmuştur. Tıbbın
yanında adli mercilerce de kullanılmaktadır. Çünkü ipnoz transında bulunan bir
kimsenin hemen hemen yalan söylemesine imkan yoktur. İpnotik trans halindeyken
kişi huzura, sükuna, gevşemeye ve çok eski deneyimlerini tekrardan yaşarcasına
hatırlama yeteneğine kavuşur. İpnotik trans durumuna kolaca girilemez. Bu,
yükseltgenmiş uyanıklık haline gayrı-şuurla birlikte içsel idrak vasıtasıyla
geçilmelidir.
Aslında ipnoz, zihin fonksiyonlarının şuurla gayri-şuur arasında bir yerde
bulunmaları halidir. Dikkatin alanı daraltılmıştır, davranışlar içsel şuur
seviyeleriyle karakterize olmuşlardır, gayri-iradi sinir sisteminin fonksiyonu
ve beden üzerindeki kontrolü artmıştır. Şuurluluğun içsel seviyeleriyle duygusal
uyanıklılığın yükseltgenmiş seviyeleri (derece derece çok hafiften çok derine
doğru) “hypnogogic” (yarı ipnotik) trans halleri olarak isimlendirilir. Kelime
olarak bu, zihin uyanıklıkla uyku arasında bulunuyor demektir. Hypnogogic trans
hallerine yaklaşımlar:
Hypnogogic transa geçirici çeşitli metotlar vardır. İpnotik tekniklerin hepsinin
direkt ya da indirekt yoldan zaten kullanmaktayız. Aşağıda bunlardan görme,
dokunma ve işitmeyle ilgili üçü vardır:
1. Odanın ya da duvar kağıdının rengi, resimler, hatta elbiseler bile, içsel
reaksiyonlara neden olabilirler ve görsel ipnotik transın süptil vasıtalarıdır.
Bazen farkında olmadan da bunların etkisi altına gireriz. Bazen indirekt yoldan
ipnotik trans elde etmek için süje son derece az olarak aydınlatılmış bir odaya
alınır. Direkt görsel trans elde etmek için, dikkatin görsel bir uyarana
toplanması sağlanır. Dönen diskler, çakan ışılar, renkler, hareket eden objeler
ipnotik ya da hyonogogic trans haline sokma araçları olarak kullanılabilirler.
2. Müzik, alçak ya da yüksek sesler kulağa hitap eden bir ortam yaratarak transa
girmeye neden olabilirler. İnsan sesi de transa neden olabilir. Sesin volümü,
perdesi ve ritmi uyku durumunu telkin edebilir. Süjenin göstereceği reaksiyona
göre, heyecansal etkiyi haiz değişik kelimeler de seçilebilir. İpnotizörler sık
sık uyku için direkt emirler kullanırlar.Örneğin, “Gevşe, gözlerini kapa, uyu
…” gibi.Verbal (kulağa hitap eden) transa sokma metodunu kullananlar
kelimelerini çok dikkatli seçmelidirler. Charles Osgood’un Differensiyal
Teorisi’ne göre kelimelerin her biri iyi ya da kötü tesiri ima edecek etkileri
haiz bulunmaktadır. Süjeler kelimelere, birer objeymiş gibi tepkide
bulunurlar.
3. İpnoza dokunsal yoldan yaklaşım, süjenin dokunma duyusuna yönelik durum ve
malzemeyi gerektirecektir. Süje arkası hafif yatık rahat bir iskemlede transa
girebilir. Bu türün indirekt metotları arasında dinlendirici bir pozisyon ve
rahat bir elbise bulunabilir. Dokunsal transın direkt metotları ise vücuda fizik
teması içerir. Dokunma duyumuna en yakın olan duyum koklama duyumudur. Onun için
belirli kokuların kullanılması da bu metotla ilgilidir.
Değişik hynogogic trans hallerinde kişi, beyninin normal zamanlarda
kullanılmayan kısımlarından yararlanma olanağını elde eder. Bu durum, dış
görünüş olarak şuursuzmuş gibi görünse de, kişi içsel olarak son derece şuurlu
bir durumdadır. Bunun sonunda, duyular ötesi alanda yükseltgenmiş bir uyanıklık
deneyimlerine, zaman içerisinde gerilemelere, problem çözmelere, hafızayla
ilgili hatırlamalara, mistik iç-görüşe, durugörüye, medyumların trans hallerine
kadar gidebilir.
İpnoz, zamanın başlangıcından beri insanlar tarafından uygulanmaktadır. M.Ö.
3000 yıl öncelerine kadar giden kayıtlar, ipnozun Yunan-Roma ve Hindistan’da
büyücüler, tıp adamları ve rahipler tarafından büyüsel, şifa ve dinsel amaçlarla
kullanılmış olduğunu göstermektedir. Mısırlılar ipnozu Kleopatra’dan 1000 yıl
önce kullanmaya başlamışlardır. Onlar, hastalarını “tedavi edici uyku” adıyla
bir çeşit ipnoz yöntemini kullanarak hastalarını tedavi etmekteydiler. İpnoz şu
paradoksla açıklanabilir: “Dışsal olarak uyanık ve şuurlu olduğumuz zamanlarda,
içsel bakımdan şuursuzsunuz demektir.” Buna benzer şekilde ipnotik durumda zihin
dış olaylardan haberdar değilken, içsel bakımdan tam bir uyanıklık içinde
bulunur. Diğer bir deyişle, gayri-şuurluluk aslında şuurluluktur. İpnotik
durumda bulunduğumuz sırada merkezi ve otomatik sinir sistemlerinin beden
üzerindeki kontrolleri artar. Şuurun bu şekilde değişikliğe uğramış haline
yükseltgenmiş duygusal uyanıklık diyoruz.

(14)