Menü

Japonya'daki Piramit

30 Ocak 2017 - Gizemli Yerler

1985 yılında Japonya’nın Okinawa Adası yakınlarındaki Yonaguni’nin açıklarında dalış yapan bir balıkadam, hiç beklemediği bir görüntüyle karşılaştı. Suyun metrelerce altında, dipte, derinlere doğru alçalan basamaklarıyla garip bir antik kalıntı uzanıyordu önünde. Önce göz yanılması sandı, basamaklara yaklaşıp inceledi, yapının çevresini dolaştıkça şaşkınlığı daha da arttı. Bilinmez bir zamandan beri suyun altında yattığı belli olan bu basamaklı yapı, düzenli kıvrımlara, son derece hassas açılara sahipti. Balıkadam, sudan çıkar çıkmaz bildiği her yere bu buluşunu haber verdi. Yonaguni sularının dibindeki bu esrarengiz yapının sırrı henüz tam olarak çözülebilmiş değil. Ama seksenlerden bu yana dalış yapanların olduğu kadar, jeologların ve arkeologların da ilgi odağı.
Japonya, Asya’daki çoğu ülke gibi, antik çağlara uzanan bir tarihe ve zengin bir kültür birikimine sahip. Okinawa ve dolaylarında, zaman zaman 3000 yıllık kalıntılara rastlanıyor. Ama suyun altında bulunan ve yapısı itibarıyla bir “basamaklı piramit” izlenimi veren buluntunun ne zaman kimler tarafınan yapılmış olabileceği üzerine kimsenin fikri yok. Aslına bakılacak olursa, bu yapının “insan yapısı” olduğu da şimdiye dek resmen kabul edilmiş değil. İşin içinden çıkamayan arkeologlar ve ortodoks jeologlar, bu dümdüz basamakların doğal etkilerle oluşmuş olabileceğini belirtiyorlar ama hiç de inandırıcı olamadıklarının da farkındalar. Suyun, basıncın, yer hareketlerinin zaman zaman oluşturduğu düzgün yüzey şekillerine bazı yerlerde rastlıyoruz. Ama Yonaguni’deki gibi düzgün, şaşırtıcı derecede simetrik ve “insan yapısı” izlenimi veren bir bulguya hiçbir yerde rastlanmadı.

Adanın açıklarındaki bulgular açıklandıktan sonra inceleme yapmak için gelen bilim adamları arasında, Sfenks üzerinde çalışmalar yapan Boston Üniversitesi’nden Dr Robert Schoch ile bu çalışmayı birlikte gerçekleştirdiği John Anthony West de vardı. Dr Schoch, ilk dalışta uzun uzun Yonaguni kalıntılarını inceledi ve görüşünü net bir biçimde açıkladı: “Bu kayalıklar kesinlikle insan yapısı ve tahmin edebileceğimizden çok çok daha eski. Aşağı yukarı, 10000 yıllık!”

Aynı yorumu, John Anthony West ve Japon uzman jeologlar da yaptılar. Yüzlerce fotoğrafı dünya basınına dağılan ve uzun sualtı filmleri birçok televizyon kanalında yayımlanan Yonaguni binası, artık, son iki yıldır bütün dünyada yakından tanınıyor. “Tanrıların Parmak İzleri” adlı kitabıyla sansasyon yaratan Graham Hancock da “Yitik Uygarlığın Peşinde” adlı dizi için burada dalış yaptı ve Yonaguni’nin basamaklarını inceledi. Hancock’a göre dümdüz, doksan derecelik açılarla inen basamakların yanı sıra, köşegenlerde oyulmuş düzgün ve orantılı hendekler, dört ayrı yerdeki “sütun yerleştirme yuvaları”, bu yapının kesinlikle bir antik kalıntı, hatta daha da iddialı bir cümleyle, bilinmeyen bir dönemden kalma “basamaklı piramit” olduğunu gösteriyordu.

Schoch’un düşüncesiyle birleştirildiğinde, Japon sularının dibinde yatan bu çok eski ve bilinmez mimarların eseri yapı, İ.Ö 11000 dolaylarındaki buzul erimesi sonucu denizlerin yükselmesiyle derinlere inmiş bir “yitik uygarlık kalıntısı” izlenimi veriyor. Ne var ki, ortodoks akademisyenler, karşı hiçbir kanıt öne sürememelerine rağmen Yonaguni buluntuları hakkında yorum yapmak için “erken” olduğunu, “insan yapısı” olmama ihtimalinin üzerinde durulması gerektiğini söylüyorlar.

Son bir yıldır, Yonagoni’deki araştırmalar yoğunlaşmış durumda. Eğer çevrede en küçük bir hiyeroglif, bir resim, bir küçük eşya ya da heykel bulunursa, belki de bütün dünyanın tarihine ilişkin bilgiler şöyle bir sarsılacak. Adı ister Atlantis olsun, ister Mu, ister Lemuria; bilinmeyen tarih çağlarından ses vermeye başlayan bir “yitik uygarlık”, doksanların başından bu yana iyiden iyiye hissedilir hale geldi.

(8)