Menü

Komplo Teorileri – 13

30 Ocak 2017 - Komplo Teorileri

DÜNYA BANKASI BELGELERİ: ARJANTİN EKONOMİSİ NASIL
ÇÖKERTİLDİ
‘Ayaklanmaları IMF planladı’

“Hangi ülkenin işine burnumuzu soksak, ekonomisini
mahvediyoruz. Stiglitz işte bunu sorguladığı için
atıldı. Onun söylediğine göre ayaklanmaları bile
planlamışlardı. Bir ülkenin ekonomisini
mahvettiğinizde, sokaklarda ayaklanma olması doğaldır.
Ve buna
IMF ayaklanmaları deniyor.”

Aşağıdaki yazı, İngiliz gazeteci Alex Jones’un BBC ve
The Observer’da çalışan tanınmış gazeteci Gregory
Palast ile yaptığı ve canlı yayınlanan röportajdır. Bu
metnin İngilizce orijinali hem gazetecinin kendi
sitesinde (gregpalast.com) hem de röportajı yapan
gazeteci Alex Jones’un sitesinde (infowars.com)
bulunabilir.
ALEX JONES- Elde ettiğiniz belgeler, dünyayı alt üst
edecek bir şey. Bize açıklayabilir misiniz?
GREGORY PALAST- Dünya Bankası’nın kovduğu Joe Stiglitz
ile konuştum. İçeriden bilgi almış oldum. Bu iki
kuruma ait yığınla gizli belge elime geçti.
Belgeler gösteriyor ki, ulusları gizli anlaşmalar
yapmaya zorluyorlar, o anlaşmalarda uluslar, stratejik
varlıklarını satma sözü veriyorlar, kendilerini
mahvedecek ekonomik adımları atma sözü veriyorlar ve
eğer bu adımları atmaya yanaşmazlarsa, her ulusun
ortalama olarak altına imzasını atması gereken yüz on
bir madde var. Eğer bu adımları atmazlarsa
uluslararası kredi imkânları kesiliyor. Hiç kimse
kredisiz yaşayamaz?
BELGE WOLFENSOHN İMZALI
JONES- Yarattıkları borç-enflasyon çukuru yüzünden.
PALAST- Evet… Elime geçen gizli Arjantin
belgelerinden. Bu belgede Dünya Bankası Başkanı
Wolfensohn’un imzası var. Önce bu belgelerin varlığını
inkâr ettiler. Televizyonda gösterdim. Sonra geri adım
attılar ve dediler ki, evet bu belgeler gerçektir, ama
sizinle bu konuyu tartışmayacağız ve sizi zaten
yayından uzak tutacağız. Arjantin biliyorsunuz alevler
içinde şimdi. 80’lerin sonunda IMF ve Dünya Bankası
emirleri ile tüm varlıklarını, kamu varlıklarını
satmaya başladılar. ABD’de asla yapmayı
düşünmeyeceğimiz şeyler, içme suyu şebekesinin
satılması gibi.
JONES- Politikacıların İsviçre hesaplarına milyarlarca
dolar gönderiyorlar bu el değiştirmeyi yapmak için…
PALAST- Doğrudur. Buenos Aires içme suyu şebekesini üç
kuruşa Enron denen şirkete sattılar. Arjantin ve Şili
arasındaki boru hattı satıldı.
JONES- Küreselleşmeciler, varlıkları, bir paravan
şirkete devrettikten sonra Enron’u patlatıp çalıntı
malları hallettiler.
PALAST- Anlamışsınız. Boru hattını neden Enron’a
verdiler çünkü 1988’de George W. Bush diye bir adamdan
telefon geldi.
ENRON PARA AKLAMA ŞİRKETİYDİ
JONES- IMF/Dünya Bankası’nın yaptıklarını yıllardır
görüyoruz. Geliyorlar, içme suyu şebekelerini,
demiryollarını, telefon şirketlerini, kamulaştırılmış
petrol şirketlerini, benzin istasyonlarını
devretmeleri için politikacılara para veriyorlar.
Küreselleşmeciler kişilere ödüyorlar, İsviçre
Bankalarına milyarlar… Ve plan şu: tüm halk için tam
bir kölelik. Tabii, Enron para aklama, uyuşturucu
parası için falan, paravan bir şirketti bunu daha önce
röportaj yaptığımız gazetecilerden biliyoruz.
PALAST- Ekvator veya Arjantin… Sistematik olarak
ulusları parçalıyorlar. Sorun şudur, artık kan
alacakları başka yer kalmıyor. Söz konusu adam
başekonomist, küçük bir memur değil. Bana söyledi,
özelleştirmenin ve kamu varlıklarının satılmasının
planlandığı ülkelere gitmiş. Ve aslında, ülkelerin
liderlerinin, bakanlarının yüz milyonlarca doları yan
ceplerine aldıklarını açıkça biliyorlardı. Citibank,
Arjantin işinde çok büyüktü ve bankaların yarısını
kaptı. British Petroleum da Ekvator’daki boru
hatlarını kapmıştır. Enron’un da bütün ülkede içme
suyu şebekelerini kaptığından bahsettim. Artık Buenos
Aires’de içme suyu bulamıyorsunuz. Yani bu sadece bir
hırsızlık olayı değildir.
IMF AYAKLANMALARI
IMF ve Dünya Bankası yüzde 51 oranında ABD Hazinesi’ne
ait. Bunlara koyduğumuz para karşılığında ne alıyoruz?
Öyle gözüküyor ki, aldığımız birkaç toplumda ortaya
çıkan kargaşa ve yakıp yıkma. Endonezya alevler
içinde. Bildiğiniz gibi, hangi ülkenin işine burnumuzu
soksak, onların ekonomisini mahvediyoruz. Stiglitz
işte bunu sorguladığı için atıldı. Fakat onun
söylediğine göre, ayaklanmalar bile planlamışlardı.
Bir ülkeyi sıkıştırdığınızda ve onun ekonomisini
mahvettiğinizde, sokaklarda ayaklanma olması doğaldır.
Ve buna IMF ayaklanmaları deniyor. Bütün sermaye
ülkeden kaçıyor ve bu da IMF’ye yeni şartlar koşması
için fırsat veriyor.
JONES- Ülkeleri çökertmek için tam bir ekonomik savaş
ve şimdi savaşı burada da Enron vasıtasıyla
yapıyorlar. Herkes Enron hayali bir şirket olduğu için
geriye hiçbir varlık kalmadığını söylüyor? Uzmanlara
göre, tüm varlıkları başka şirketlere ve bankalara
transfer etmişler.
PALAST- Siz Kaliforniya’daki elektrik faturalarını
ödediniz çünkü, müfettişlerin bana anlattıklarına
göre, bu faturalar olması gerekenden aşağı yukarı 9-12
milyar dolar fazla şişirilmişlerdi.
Kaliforniya’daki sistemin serbestleşmesi için
tasarımları yapanların bizzat kendileri işlerini
bitirir bitirmez Enron’da çalışmaya başladılar.
Enron’u denetleme komitesindeki bir adam da, Lord
Wakeham. Ve bu adamın, karışmadığı hiçbir danışıklı
dövüş yok.
ROMALILARDAN KALMA
KUYULARA SU SAATİ
JONES- NM Rothschild’in başkanı.
PALAST- Yaklaşık elli Yönetim Kurulunda yer alıyor.
Enron’un kayıtlarını nasıl tuttuğunu inceleyecek
müfettişler kurulu başkanının da bu adam olma durumu
var. Margaret Thatcher hükümetinde yer aldı ve
Enron’un İngiltere’ye gelmesine ve bu kuruluşun
İngiltere’deki elektrik santrallerini satın almasına
izin veren kendisiydi. Ve İngiltere’nin ortasında içme
suyu şebekesi onların mülkiyetindeydi. Bunları
onayladı ve sonra buna yönetim kurulunda bir iş
verdiler. Medyayı denetleyen bir yönetim kurulunun da
başında… Şimdi yeni bir kanun çıkartıyorlar
İngiltere’de, arazinizde bulunan 800 yıllık kuyulara,
hatta kimi yerlerde Romalılardan kalma 2000 yıllık
kuyulara su saati koyacaklarını söylüyorlar. Kendi
suyunuza sahip olamayacaksınız.
JONES- Lütfen bize o dört noktayı anlatın. IMF/Dünya
Bankası çökertmesi, dört nokta, bir ülkeyi nasıl
çökertiyorlar ve insanların kaynaklarını nasıl imha
ediyorlar?
SERBEST PİYASA=AFYON SAVAŞLARI
PALAST- Önce sermaye pazarlarını açıyorsunuz. Yerel
bankaları yabancı bankalara satıyorsunuz. Sonra
fiyatları piyasa belirler diyorsunuz. Her şeyi serbest
piyasanın belirlediği Kaliforniya’daki gibi sonra
evinize gelen su faturaları ortada. ABD’de su
şirketlerinin satılabileceğini hayal bile edemeyiz.
Ama Enron gibi özel bir şirketin suyunuza sahip
olduğunu düşünün. Sonra da fiyatların tavana
fırladığını. Sonra da sınırlarınızı serbest ticarete
açıyorsunuz. Tam serbest piyasacılık. Ve başekonomist
olan Stiglitz; bu sistemi onun çalıştırdığını
unutmayalım, kendisi onların hesap adamıydı ve bu işin
afyon savaşlarına benzediğini söylüyor.
JONES- Politikacılara her şeyi elleriyle versinler
diye milyarlar gönderiyorlar.
PALAST- Evet, o bu işe rüşvetleştirme adını taktı,
diyelim ki, su şirketini satıyorsunuz ve değeri 10
yıllık getirisi üzerinden 5 milyar dolar. Nedir yüzde
10’u, 500 milyon. Ben iki hafta önce bizzat bir
Arjantinli senatörle görüştüm. Kamerayla kaydettim.
BUSH, ENRON İÇİN ARADI
Senatör’ün iğrenç bulduğu, Enron kendisine dünya gaz
fiyatının beşte birini ödeyecekmiş ve o “böyle bir
teklifi nasıl yaparsınız” diye sormuş. Ve ona denmiş
ki, George Bush tarafından değil, onun işin içinde
olan başka bir ortağı tarafından, “valla eğer biz
beşte bir ödersek o zaman sizin İsviçre bankası
hesabınıza yatacak bayağı bir meblağ artar.”
Bu adam çok muhafazakâr. Bush ailesini çok iyi
tanıyor. Arjantin’de kamu işleri yöneticisiydi ve dedi
ki, evet, böyle bir telefon aldım. Sordum, George W.
Bush mu? Evet dedi, Kasım 1988, adam aramış ve demiş
ki; Enron’a boru hattını verin. Şimdi bu, 1994’e kadar
Ken Lay’i tanımıyordum diyen aynı George W. Bush’tur.
JONES- Yani şimdi bunlar şu sıra aklama soruşturmaları
yapmaktalar. Biliyorsunuz, dün Houston’da
Enron’daydım, şimdi burada Austin’deyim. Kapıdan 10
metre kadar uzakta, sağda kaldırımda kayıttaydım.
Goriller gelip, dediler ki çekemezsiniz. Ben de hadi
durmayın, tutuklayın beni dedim. Greg düşünsene
kaldırımdayım o sıra.
PALAST- Bush Başkanlığı devralmadan bir ay önce, Bill
Clinton zannederim Bush’un büyük bağışçısı Enron’la
hesaplaşmak adına, Enron’u Kaliforniya enerji
piyasasından dışlıyor. Enerji fiyatlarına bir ücret
tavanı koyuyor. Bu, Enron’u kızdırıyor. Ken Lay’in
bizzat kendisi Dick Cheney’e bir mektup yazıyor ve
Clinton’un fiyat tavanı uygulamasını kaldırmasını
istiyor. George W. Bush ofisine geçtikten sonra 48
saat içinde Enerji bakanlığı Enron’un kelepçelerini
çıkartıyor.
HEP AYNI SENARYO
JONES- Sonra ikinci bölüm başlıyor, çöküntü
başlattıktan sonra ne yapıyorlar?
PALAST- Evet, sonra size bütçenizde kesintiye
gitmenizi söylüyorlar. Arjantin nüfusunun beşte biri
işsiz, ve onlara dediler ki, işsizlikle ilgili sosyal
yardımları şiddetle kısacaksınız, emeklilik fonlarını
kapatacaksınız, eğitim bütçenizi küçülteceksiniz.
Şimdi siz, bu adamların yarattığı ekonomik durgunluğun
tam ortasında bir de bütçenizi kısarsanız hiç şüphe
yok ki bu ülkeyi mahvedecektir. 11 Eylül’deki
saldırının arkasından hemen Bush çıktı ve ekonomimizi
kurtarmak için 50 ila 100 milyar dolar harcamak
zorundayız dedi. Biz bütçe kısmaya başlamıyoruz, siz
önce ekonominizi kurtarmaya çalışmak zorundasınız.
Fakat bu ülkelere, kesintiye, kesintiye ve kesintiye
gitmek zorundasınız diyorlar. Peki neden, kendi iç
belgelerine göre; yabancı bankalara ödemelerini
yapabilmeleri için, yabancı bankalar 21 ile 70
arasında faiz alıyorlar. Bunun adı borç verirken köpek
balığı gibi davranmaktır. O kadar kötüydü ki,
Arjantin’e bunu yapmayı önleyen yasalarını iptal etme
şartı da koştular, çünkü neredeyse tüm bankalar
Arjantin yasalarına göre borç veren köpekbalıkları
haline gelmişlerdi.
4. BÖLÜM HÜKÜMET DARBESİ
JONES- Bu ortamı yaratmak için önce ekonomiyi
çökertiyorlar.
PALAST- Evet, sonra diyorlar ki, “hay Allah, bu
durumda size ancak şu köpekbalığı faizi oranları
üzerinden borç verebiliriz! ” Biz ABD’de insanların
yüzde 75 faiz işletmesine izin vermiyoruz.
JONES- Bunu yaptıktan sonra 3. ve 4. bölümde ne
yapıyorlar?
PALAST- Ticaret için sınırları açarsınız, çağımızın
afyon savaşları budur. Ve bir kere ekonomiyi
mahvettikten sonra, hiçbir şey üretemez hale gelince,
en berbat şeylerden biri şu oluyor, ulusları ilaç ve
benzeri şeyler için inanılmaz paralar ödemeye
zorluyorlar.
JONES- Ve aynı CIA, yani ulusal güvenlik diktatörlüğü,
bunları ülkeye sokarken yakalandı.
PALAST- Eh işte! Sadece müttefiklerimize yardım
ediyoruz!
4. Bölüm, devlet idaresinin parçalanması ile
sonuçlanıyor. Gerçek 4. bölüm hükümet darbesidir. Ve
ben de bunu Venezüella olayında yeni keşfediyorum.
Venezüella Başkanı çok kısa bir süre önce beni aradı.
CHAVEZ NEDEN HEDEF?
JONES- Ve kendi şirketsel hükümetlerini
yerleştiriyorlar.
PALAST- IMF açıkladı, eğer başkan görevden
uzaklaştırılırsa IMF geçiş hükümetini
destekleyecekmiş! Politikaya karışacağız demiyorlar,
sadece geçiş hükümetini destekliyorlarmış. Esasında
dedikleri şu, eğer askerler şimdiki başkanı devirirse
darbe hükümetinin parasını ödeyecekler, çünkü
Venezüella’nın şimdiki Başkanı IMF’ye hayır dedi. Bu
adamlara pılınızı pırtınızı toplayın dedi. Uzmanlarını
gönderdiler sonra da şunu yapın, bunu yapın dediler.
Ve o da dedi ki, ben hiçbir şey yapmak zorunda
değilim. Benim yapacağım şu dedi, petrol şirketlerinin
vergilerini iki katına çıkaracağım, çünkü
Venezüella’da petrolümüz çok. Petrol şirketlerinin
vergilerini iki katına çıkaracağım ve dolayısıyla
elimde sosyal programlar için ve hükümet için gerekli
çok para olmuş olacak ve çok zengin bir ulus olacağız.
Bunu yapar yapmaz, orduyu kaşımaya başladılar. Ve
bakın buraya yazıyorum: Venezüella Başkanı üç ay
içinde ya koltuğundan devrilecek ya da vurularak
öldürülecek. Petrol şirketlerinin vergilerini
artırmasına izin vermeyecekler.

(Bu konuşma yapıldıktan 36 gün sonra 10 Nisan’da Hugo
Chavez’e karşı bir darbe düzenlendi. İki gün sonra
işçiler ve ordudaki genç subaylar, Chavez’i yeniden
iktidara getirdi.)

(13)