Menü

Küresel Eğilimler

30 Ocak 2017 - Güncel

CIA, 2015 yılına kadar dünyada beklenti ve hesaplarını
içeren bir
rapor yayımladı. Küresel Eğilimler 2015 (Global Trends
2015) adlı
raporda Avrasya’daki belli başlı ülkelerin, Batı’yla
giderek daha
fazla mücadele ettiği söyleniyor. Bu ülkeler arasında
adları
sayılanlar şunlar: Çin, Rusya, Hindistan, Meksika ve
Brezilya.

Raporda, ABD’nin uluslararası alanda ekonomik ve
kültürel etkisinin
gözle görülür oranda azalacağı öngörülüyor. Dünya
sahnesine ABD’ye
rakip önemli güçlerin çıkacağı belirtiliyor. Bu önemli
güçler
arasında Avrasya ülkelerinin yanısıra Avrupa Birliği
de sayılıyor.

ABD’NİN GÖNLÜNDEKİ DÜNYA TABLOSU

Rapor, CIA’ya bağlı Ulusal İstihbarat Konseyi
(National Intelligence
Council) ve Amerikan istihbarat örgütleriyle ilişkili
vakıf ve
üniversitelerden uzmanların Eylül 1999’da başlayan
çalışmasının
sonucunda ortaya çıktı.

Rapor, Ulusal Dış İstihbarat Heyeti tarafından
onaylandı. Heyetin
başında CIA direktörü George Tenet var.

Küresel Eğilimler 2015 adlı rapor, dünyada ABD
hegemonyası
aleyhindeki olguları saptamakla birlikte, önümüzdeki
on beş yılda
ABD’nin kendisi için çizdiği tabloyu yansıtıyor.
ABD’nin dış
politikada zorlanacağını kabullenirken, “Biz hâlâ
dünyada birinciyiz”
demeyi de unutmuyor. Raporda son olarak Güney
ülkelerine tehditler
savruluyor.

TÜRKİYE İÇ SORUNLARLA BOÐUŞACAK

Raporda Türkiye hakkında şunlar söyleniyor:

“Değişen politik dinamikler, kimlikler arası
çatışmalar, ırkçılık,
din ve sivil toplumdaki gelişmeler Türkiye’nin iç
gündemini
oluşturacak. Ankara kendini bölgedeki düşmanlarıyla
toplu imha
silahları, enerjideki politik ve ekonomik sorunlar ve
su kaynakları
gibi sorunlarla başa çıkmaya çalışırken bulacak”.

ABD’ye göre Türkiye’nin her alanda yaşayacağı
sorunlar, ülkenin AB’ye
girmesini imkansız hale getiriyor:

“AB üyeleri Türkiye’nin üyeliğine sadece ekonomik
performansına göre
değil, bu çatışmalar ve politik sorunlarla dolu
gündemle nasıl başa
çıkacağına göre de karar verecek. Türkiye’nin
başarısında kıstas özel
sektördeki başarısı ve Batıyla bütünleşmesi olacak”.

Rapor ayrıca Türkiye’nin tarihinden, konumu ve
çıkarları nedeniyle
kuzeyde Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri ve güney ve
doğu komşuları
Suriye, Irak ve İran ile yakınlaşacağı söyleniyor.
Fakat, “Çok azı
hariç, bu devletler yönetim sorunlarıyla uğraşmak
durumunda
kalacaklar” denerek Türkiye’ye “ince bir uyarı”
yapılıyor. CIA,
tehdidi savurmaktan da geri kalmıyor:

“Türkiye sadece kendi sınırları içindeki politik,
kültürel ve kimlik
sorunlarıyla boğuşmakla kalmayacak, sınırlarında
gerçekleşen
gerginlikler de ülkeyi etkileyecek.”

“RUSYA, ÇİN, HİNDİSTAN, İRAN VE TÜRKİYE ORTA ASYA’DA
ATAKTA”

Raporda, Rusya, Çin ve Hindistan ile birlikte İran ve
Türkiye’nin
Orta Asya’ya doğru yöneldiği saptanıyor.

Rapora göre, 2015’te İsrail komşularıyla sadece
sosyal, ekonomik ve
kültürel bağlarla soğuk barış gerçekleştirecek. Bir
Filistin devleti
kurulacak, fakat İsrail-Filistin arasındaki gerginlik
devam edecek.

Rapor, Mısır, Suriye, Irak ve İran’ın bölgede öne
çıkacağını tespit
ediyor. Kuzey Afrika, Avrupa, Hindistan, Çin, Körfez
ülkeleri,
İsrail, Türkiye ve Hindistan’ın ticaret, enerji,
ekonomi, teknoloji,
güvenlik alanında işbirliğine gideceği de söyleniyor.

HİNDİSTAN BÖLGEDE GÜÇ OLMAYA ADAY

Rapor, Hindistan ile ilgili gözlemlerine “Hindistan
2015’te büyüyen
nüfusu ve teknolojiye bağlı olarak gelişen
ekonomisiyle büyüyen bir
bölgesel güç olacak” diye başlıyor. Fakat CIA’nın
Hindistan’ın
2015’te nasıl bir güç olacağında şüpheleri var.

Rapor, gücü ne olursa olsun Hindistan’ın, Çin ile olan
ilişkilerinin
arttığını, Rusya, Pakistan, Japonya ve Batı ile
bağlarının
geliştiğini de ekliyor.

Hindistan’ın geliştiğini ve çevresini de güvence
altına aldığını
açıklayan rapor, hemen ardından “Çin ve Hindistan
büyük gelişme
gerçekleştiremeyecek” diye bir giriş daha yapıyor.
“Reformu
başaramayan Hindistan için de gelişme beklenmesi zor.
Pazar arayan
ülkeler maddi kurumlarını iyileştirmede başarısız
olacak”

GELİŞMENİN YÜZDE 95’İ GÜNEY ÜLKELERİNDE

Dünyadaki gelişmenin yüzde 95’inin güney ülkelerine
kayacağı ve
şehirleşmenin artacağı söyleniyor. Etkisiz politik
sistemlerin hakim
olduğu yerlerde artan nüfus ve şehirleşmenin
istikrarsızlığa yol
açağı belirtiliyor.

1997-1998 Uzak Doğu krizinin tekrarlanacağını öne
süren rapor, birçok
ülkenin bir sonraki ekonomik krizi atlatmak için şart
olan maddi
reformu gerçekleştiremediğini söylüyor. “Global enerji
kaynaklarındaki dalgalanmanın ekonomiye yıkıcı
etkileri olacaktır.
Böyle bir sonuç enerji üreten kilit ülkeler arasında
ihtilaflara
neden olabilir” deniyor.

GÜNEY’E TEHDİTLER

2015’te gelişmiş ülkelere zenginlik ve barış
vaadedilirken, Güney
ülkeleri için yine çatışmalar, yoksulluk ve savaşlar
öngörülüyor.
Raporda, “Gelişmiş ülkeler arasında savaş riski çok
düşük olacak.
Uluslararası toplum varlığını devam ettirecek.
Çatışmalar
Hindistan’dan Çin’e, Asya’dan ve Ortadoğu’dan gelecek.
Dini, etnik,
ekonomik ya da politik ihtilaflar sayıca artacak”
deniyor.

Dost ve düşman bazı devletlerin, zaman zaman ABD’ye
karşı hareket
edeceği, fakat bu durumun stratejik ABD karşıtı
koalisyonlar
yaratmayacağı öne sürülüyor.

Raporda, Asya’nın, Çin ve Hindistan önderliğinde en
hızlı gelişen
bölge olacağı belirtiliyor. Raporda bu gelişmelere
rağmen, Çin ve
Hindistan’ın sosyal gerilimler yüzünden ekonomik
alanda büyük
mücadele vermek zorunda kalacağı yazılmış. Artan
enerji ihtiyacını
karşılamanın, çatışmalara ve fiyatlarda büyük artışa
neden olacağı da
ileri sürülüyor.

2015’te Körfez petrolünün onda birinin Batılı
pazarların elinde
olacağı, üçte birininse Asya’ya gideceği öngörülüyor.
Körfez
bölgesinin petrol çıkarma kapasitesinde büyük artış
olacak ve bu
durum dünya enerji pazarında değerlerinin artmasını
sağlayacak.
Araştırmalar dünya çapındaki petrol rezervlerinin
yüzde 80’inin ve
doğalgazın yüzde 95’inin halen yeraltında olduğunu
gösteriyor.

HÜKÜMETLERİN İŞLEVİ AZALACAK

Rapora göre, devletler 2015’te dünya sahnesinde
varolacak, fakat
hükümetler teknoloji, hastalıklar, göç, silahlanma ve
mali işlerde
çok daha az işlev görecek. Devletlerin küresel
güçlerle savaşıp
savaşamayacağı ve yaptığı işbirliği idarenin
kalitesini gösterecek.

Etkili idarenin kıstası işbirliği yapma yeteneği
olacak. İşbirliğini
başaramayan ve etkisiz kalan devletler sadece
küreselleşmenin
getirdiği kazancı kaybetmiş olmayacak, aynı zamanda
bölgede
kazananlar ve kaybedenler arasındaki uçurumu artıracak
ve
ayrılıkçılığa sebep olacak.

“DIŞ POLİTİKADA ZORLUK ÇEKECEÐİZ”

Diplomasinin daha karışık hale geleceği, somut dış
politik amaçlarına
ulaşmada ABD’nin zorluk çekeceği belirtiliyor. “ABD
hükümeti
dışardaki ekonomik ve kültürel etkide daha küçük bir
paya sahip
olacak”

Uluslararası toplumun Washington’a dayanmasına rağmen,
ABD’nin
politik hedeflerini gerçekleştirirken kuracağı
koalisyonlarda da
büyük zorluk çekeceği söyleniyor. “Dünya sahnesinde
mücadele ve
kontrol edilmesi gereken önemli güçlerin sayısında
artış olacak: Çin,
Rusya, Hindistan, Meksika ve Brezilya gibi ülkeler ve
Avrupa
Topluluğu gibi bölgesel kuruluşlar. Kendi çıkarlarını
korumak için
kurulan güçlü çok uluslu şirket ve kuruluşların
sayısında da artış
gözlenecek” deniyor.

“AMA YİNE DE BİRİNCİYİZ”

Raporun sonunda ABD, kendini dünya ülkeleri arasında
şimdi olduğu
gibi 2015’in de en büyük ve güçlü devlet olarak ilan
ediyor. ABD’nin
global ekonomik, teknolojik, askeri ve diplomatik
etkisi 2015’teki
bölgesel ve uluslararası kuruluşlar gibi devletler
arasında da
karşılaştırılamaz derecede olacak. Bu gücün sadece
ABD’nin zirvedeki
yerini güvence altına almayacağını, aynı zamanda
uluslararası
sistemin kilidi olduğunu da garantileyeceğini iddia
ediyor.

ABD’nin karşılaşacağını iddia ettiği üç dış tehdit

Rapora göre ABD, teknoloji ve silahlanmada en büyük
taraf olacak.
ABD’nin 2015’te yüzyüze geleceği üç çeşit tehdit
olacağı iddia
ediliyor:

Birincisi asimetrik tehditler. “Kimi düşmanlar
doğrudan
müdahalelerden çekinir, fakat çeşitli strateji, taktik
ve silahlarla
ABD gücünü en aza indirmeye çalışırlar.”

İkincisi bölgesel tehditler: “Soğuk Savaş sırasında ve
savaştan sonra
edindikleri teknolojiyle büyük askeri güçlerini
korumayı başarmış az
sayıda ülkeden bölgesel tehditler gelebilir.”

Üçüncü tehdit: “Nükleer tehdidin de içinde olduğu
stratejik
tehditler. Rusya, Çin, Kuzey Kore, belki İran ve
Irak’ın ABD’ye
saldırma kapasitesi var”

ABD bu tehditler arasında en belirleyici olanın
asimetrik tehdit
olacağını düşünüyor. Bu tehdit ABD operasyonlarının ve
stratejisinin
merkezi olacak.

‘Çin ve Rusya ABD’yi zorlayacak’

Rapor’un Çin’le ilgili bölümü, bu ülkenin gelecek 15
yıl içindeki
gelişmesinin belirsizliklerle dolu olduğunu söyleyerek
başlıyor.
Rapor, Çin’e ilişkin ikili bir öngörüde bulunuyor:
“Bir yandan
politik sistemini korumaya çalışırken, bir yandan da
ekonomik açıdan
gelişmeye çalışan Çin, rejimle çelişen sosyal ve
ekonomik baskıların
artmasına neden oluyor. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne
girmesiyle
gelen yapısal değişiklik ve bilgi teknolojisinin
gerektirdiği
talepler, yerel ve uluslararası sorunların artmasına
yol açacak”

Rapor aynı zamanda, Çin’in politikada esnekliğini,
ekonomideki
dinamizmini ve Doğu Asya’da giderek sağlamlaşan
önderliğini
kanıtladığını kabul ediyor. Çin’in bölgede hedeflerine
ulaşması için
gerçekleştirdiği uzun vadeli askeri programın,
komşularıyla uyum
halinde olduğu ve bu yüzden ABD’yi zorladığı
belirtiliyor.

Uzmanlar ABD’nin Çin’le bölgede büyük bir güvenlik
mücadelesine
gideceğini söylüyor ve tehdidini savuruyor: “Zayıf ve
bölünmüş bir
Çin, ya da bölgedeki stratejik avantajını kullanmak
için gelişen
ekonomik ve askeri gücünü kullanmaya istekli güçlü bir
Çin”. Raporda,
Çin’in bu iki zıt durum karşısında, ekonomik gelişim
ve istikrarı
için “barışı sağlamayı” esas almaya devam edeceği
iddia ediliyor.
Ayrıca, Çin’in ekonomideki reform politikasında
başarıya ulaşmasının
zor olduğu öne sürülüyor.

“RUSYA KRİTİK FAKTÖR”

Raporun Rusya’yla ilgili genel saptaması şöyle:

“Rusya, dramatik bir şekilde azalan kaynaklarına
rağmen, dünya
liderliğini kazanmak için bugünkünden daha fazla çaba
harcayacak.”

CIA, Rusya’nın, uluslararası sistemdeki rolünü
Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi’ndeki yeri aracılığıyla
sürdüreceğini, fakat içerde
zayıf kalmaya devam edeceğini öngörüyor. Raporda,
“Ancak Rusya’da
2015’te gelişecek durumu tahmin edemiyoruz. Rusya
kritik bir faktör
olacak” deniyor.

Rapor, AB’nin Rusya’yı içine almayacağını,
Avrupalıların yine de
Moskova ile istikrar ve diyalog üzerinden ilişki
kuracaklarını
belirtiyor. Raporda, Rusya’nın Avrupa devletleri
üzerindeki öneminin
azalmasına rağmen, Avrupa’nın ABD ile ilişkilerinde
Rusya’yı bir
barometre olarak kullanacağı iddia ediliyor. Rapor
bunu “Avrupa
Rusya’yı, ABD’nin önderliğini ve Avrupa’nın güvenlik
çıkarlarını ne
kadar koruduğunu denemek için kullanacak” şeklinde
açıklıyor.

Rapor için ABD’nin uzman kadrosu seferber oldu

“Küresel Eğilimler 2015” başlıklı raporun
oluşturulmasında şu
kurumların adı geçiyor: Georgetown Üniversitesi,
Maryland
Üniversitesi, Endüstri ve Ticaret Stratejik Araştırma
Kurumu, Savunma
İstihbarat Dairesi, Carnegie Vakfı ve Ulusal Savunma
Üniversitesi.
Ekim ayında tamamlanan rapor uzmanlarla tartışılıyor.
Çalışmaya
katılan uzmanlar Richard Cooper, Joseph Nye (Harvard),
Richard Haass
(Brookings Enstitüsü), James Steinberg (Markle
Enstitüsü), Jessica
Mathews (Carnegie Vakfı). Rapora son şeklini veren
Daniel Yergin
Cambridge Enerji Araştırma Şirketi’nin başkanı.

Rapor hazırlanırken bazı kıstaslar belirleyici kabul
edilmiş. Bunlar
nüfus durumu, doğal kaynaklar, bilim ve teknoloji,
küreselleşme,
ulusal ve uluslararası yönetim ve tabi bütün dünyada
ABD’nin rolü.
Bütün belirleyici kuvvetler birlikte düşünülünce, 2015
yılında
dünyanın ABD’nin gönlündeki resmi ortaya çıkıyor.

(18)