Menü

Maddenin Ardındaki Sır – 2

30 Ocak 2017 - Maddenin Ardındaki Sır

Algılarımızın Tanıttığı Bir Evrende Yaşıyoruz
Bilim yoluyla olguları kavrayıp sayabilirsiniz ama, evreni kavrayamazsınız. İşte ağaç, sertliğini duyuyorsunuz; işte su, tadını alıyorsunuz; işte yel, sizi serinletiyor. Bu kadarla yetinmek zorundasınız.

Yaşadığımız dünyanın gerçekliği ile ilgili tüm bilgilerimiz bize beş duyumuz aracılığı ile gelir. Yani biz gözümüzün gördüğü, elimizin dokunduğu, burnumuzun kokladığı, dilimizin tattığı, kulağımızın duyduğu bir dünyayı tanımaktayız. Doğumumuzdan itibaren bu duyulara bağlı olduğumuz için “dış dünya”nın, duyularımızın bize tanıttığından farklı olabileceğini hiç düşünmemişizdir.

Oysa, bugün birçok bilim dalında yapılan araştırmalar son derece farklı bir gerçeği beraberinde getirmiş, algılarımız ve algıladığımız dünya ile ilgili ciddi şüpheler oluşmasına neden olmuştur.

Bir cisimden gelen uyarılar elektrik sinyaline dönüşerek beyinde bir etki oluştururlar. Görüyorum derken, aslında zihnimizdeki elektrik sinyallerinin etkisini seyrederiz. Kısacası hayatımız boyunca gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz, tanıdığımız, alıştığınız tüm dünya yalnızca ve yalnızca duyu organlarımız tarafından gönderilen elektrik sinyallerinden ibarettir.

Bu gerçeğe göre: Bizim “dış dünya” olarak algıladıklarımız, yalnızca duyu organlarımızın gönderdiği elektrik sinyallerinin beynimizde yarattığı etkilerdir. Görme duyunuzla algıladığınız çeşit çeşit renkler, dokunma duyunuzla fark ettiğiniz sertlik ya da yumuşaklık hissi, dilinizle aldığınız tatlar, kulağınızla duyduğunuz birbirinden farklı müzik notaları ve canlı sesleri, kokladığınız çeşit çeşit kokular, işiniz, eviniz, sahibi olduğunuz bütün mallar, bu kitabın satırları dahası anneniz, babanız, aileniz ve hayatınız boyunca gördüğünüz, bildiğiniz, tanıdığınız, alıştığınız tüm dünya yalnızca ve yalnızca duyu organlarınız tarafından gönderilen elektrik sinyallerinden ibarettir. İlk başta anlaşılması zor gibi görünse de bu, bilimsel bir gerçektir. Bu önemli gerçekle ilgili olarak B. Russel ve L. Wittgeinstein gibi ünlü filozofların düşünceleri şöyledir:

… Örneğin bir limonun gerçekten var olup olmadığı ve nasıl bir süreçle varlaştığı sorulamaz ve incelenemez. Limon, sadece dille anlaşılan tat, burunla duyulan koku, gözle görülen renk ve biçimden ibarettir ve yalnız bu nitelikleri bilimsel bir araştırmanın ve yargının konusu olabilir. Bilim, nesnel dünyayı asla bilemez.
Frederick Vester bilimin bu konuda ulaştığı son noktayı şöyle ifade ediyor:
Bazı düşünürlerin, ‘İnsan bir hayaldir, aslında bütün yaşananlar geçici ve aldatıcıdır, bu evren bir gölgedir’ şeklindeki sözleri günümüzde bilimsel olarak kanıtlanıyor gibidir.
Ünlü filozof George Berkeley’in, bu şaşırtıcı gerçek ile ilgili açıklaması ise şöyledir:
Kendilerini gördüğümüz ve dokunduğumuz, bize algılarımızı verdikleri için nesnelerin varlığına inanırız. Oysa algılarımız sadece zihnimizde var olan fikirlerdir. Şu halde algılar aracılığıyla ulaştığımız nesneler fikirlerden başka bir şey değildirler ve bu fikirler, zihnimizden başka yerde bulunmazlar zorunlu olarak… Bütün bunlar madem ki sadece zihinde var olan şeylerdir, öyleyse evreni ve şeyleri zihnin dışında varlıklar olarak hayal ettiğimizde, yanılmaların içine düşmüş oluyoruz demektir… Öyleyse bizi çevreleyen şeylerin hiçbirinin bizim zihnimizin dışında bir varlığı yoktur.
Konuyu tam olarak açıklamak için öncelikle, dış dünya hakkında bize bilgi veren duyularımızdan söz edelim.

(7)