Menü

Platon ve Atlantis

30 Ocak 2017 - Eski Uygarlıklar

Atlantis. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin bu ismi duymayan insan sayısı gerçekten azdır. Pekçok ansiklopedi de , kaynakta kendine yer edinmiş bu dünyamızın en ünlü efsanesi aslında ünlü filozof Platon tarafından kayda geçirilen çok eski bir Yunan mitine dayanıyor.

Platon iki diyaloğunda , “Timaeus” ve “Critias” , Atlantisten bahsediyor. Eski yunanda diyalog çok yaygındı , diyaloglarda kişilerin kim olduğu belli değildi. Fakat olayları anlatış ve kolay anlaşılır olması bakımından idealdi. Diyaloglarda Atlantis’i anlatan kişinin ismi Critias’tır. Bir görüşe göre platon’un büyük büyükbabasıdır. Konuyu Socrates’e anlatmıştır. “Timaeus” diyaloğunda Critias hikayeyi büyükbabası Critias’tan duyduğunu bahsetmiştir. Büyükbabası babası Dropides’in yakın bir arkadaşı olan Solon’dan dinlemiştir.Hikaye Solon ve bir mısır rahibi arasındaki sohbete dayanır. Bu sohbet sırasında rahip, dinsel kayıtlara dayanarak güçlü bir ülkeyi anlatır, Atlantis. Herkül sütunlarının dışında, Atlantisliler ve Atina’lılar arasında bir savaş başlar ve bir felaket her ikisinide yok eder, sonuç olarak Atlantis tek bir gün ve gece içinde sulara gömülür.

Rahip ne kadar zaman önce olduğundan da bahseder, yaklaşık 9 bin yıl öncesinden bahsetmektedir! “Critias” diyaloğu ise Atlantis orjini, coğrafik tanımlamaları , mimarlık , sosyal yaşam ile ilgili bilgilerle Atlantis’i tasvir eder.

Bugüne dek Atlantisle ilgili yüzlerce kitap yazıldı, ve teoriler üretildi. Şuan başvurulabilecek 500 den fazla kaynakça var. Platon’un anlatımındaki Atlantis, bugünkü insanlık tarihi ile ilgili fikirlerimizle uyuşmayacak bir tarihte yok olduğu ortada ve Platon’un kaydı, eşi görülmeyen bir geçmiş tarihe uzanıyor. Bu kaynağı güvenilir bir kaynak olarak ele aldığımız takdirde yeni ve daha geniş bir tarih modeli geliştirmemiz gerekiyor.

Genel tarih kavramlarında önemli boşluklar ve zıtlıklar oluşturacaktır. (Homo Sapiens ve bulunan ilk uygarlık arasında belirsiz tarihler, oluşumlar, uzak ve yakın geçmişteki tarih… ) Ve tüm bu diyaloglar Platon tarafından kayda geçilmiştir. Socrates ve Aristotle birlikte batının düşünce şeklini belirleyen bir filozof tarafından.

Aynı zamanda Platon’un Atlantisle ilgili anlatımı kendi başına duruyor. Kanıtsız veya aksi yönde kanıt ve bilgi olmadan.

Atlantis bir ütopyamı?
Bazıları Platon’un anlatılarını bir ideal kent olarak yorumlasada, belli bir kesimde halen arkeolojik alanlarda bir ipucu aramakta. Kanarya adaları, Girit, Akdeniz, Marmara Denizi, Karadeniz, Bahama Adaları çeşitli senaryolarda Atlantis’in bulunduğu yer olarak geçiyor. Hatta Mısırlı rahibin tarihlemede hata yaptığı, 1000 ve 100 rakamının Mısır sisteminde benzer biçimde yazıldığından dolayı hata yaptığı dahi iddia ediliyor. Ama iddialarda bulunmaktan çok, var olanı araştırıp bir sonuca ulaşmak daha önemli olmalı.

Platon’un Atlantis’i ideal devlet’e örnek göstermesi ve coğrafik aldatmacalara gitmesi mantıksız bir durum. Bunu daha önceki çalışmalarında da yapabilirdi. Ayrıca “Timaeus” diyaloğu ideal devlet ütopyasının oluşturulmasında sıkça başvurulmuş bir kaynak durumunda , hatta bu ütopyanın oluşturulmasına neden olmuş bile olabilir. Ayrıca ideal devlet yapısını temsil eden bir Atlantis’in, “Critias” diyaloğundaki gibi dejenerasyon ve felakete yönelmesi mantıklı değil. Atlantis’in diyaloglardaki tasviri mantıksız açıklamalara düşmeden inandırıcılığını koruyan bir tasvir. Ve bu çok eski tarih, bir Mısırlı rahip tarafından Solon’a aktarılıyor. Bu ve metinde geçen ayrıntılar Yunanlıların neden tarihlerini unuttuklarına dair de bir yanıt olabilir.

Arkeolojik verilere göre insanlık tarihi boyunca dünya üzerine pek çok büyük doğal felaket yaşandığı bilinmekte. Dünyanın ve insanlık tarihinin bu geçmiş olaylarını düşündüğümüzde tarih öncesi olarak nitelediğimiz zamanları yok sayamayız. Şöyle bir tasvir yapın zihninizde, binlerce yıl önce bugünkü 20.ci yüzyılı yaşayan bir dünyada büyük bir felaket yaşanmış olsun ve bu felaket bu medeniyeti yok etsin. Sadece 6000 yıl önce yazıyı kullanmış ve şimdi Mars’a gitme hesapları yapan insanın, 3 milyon yıldan fazla olan varlık süresi içinde birden çok medeniyet zirvesine erişmiş olabileceğini düşünmek fazla ütopik olmaz diye düşünüyorum. Platon’un anlatısında Atlantis’in denizin derinliklerine gömüldüğünden bahsedilir. Bu aynı zamanda Buz çağının bittiği ve dünya okyanuslarının seviyesinin yükseldiği tarihlere denk gelmektedir. Bir bağlantısı olduğu bulunabilir tabii ki, yeterince zaman ayırıp gerekli araştırmalar yapılıyor ve bulunan kanıtlar daha da ilerlemek yerine, eskiden pek çok örneğini gördüğümüz gibi , yok edilmiyor olursa ipuçlarına ulaşmamız çok fazla zaman almayacaktır. Hele hele Mars’a gitmeyi hedefleyen biz insanların henüz dünya yüzeyini 3 te 2 sini oluşturan denizlerin büyük bir kısmınının derinliklerine ne olduğunu bilmiyor iken…

(140)