Menü

Psişik Silahlar

30 Ocak 2017 - Parapsikoloji

Ölüm ışınlarını ve nükleer bombaları unutun. Psişik güçler, geleceğin

silah olacaktır. İnsandaki beş duyu ötesindeki güçlerin veya algıların

genel adı olan Pşisik olma hali ya da doğuştan olan Pşisik insanlar uzun

zamandan beri ABD´de, eski SSCB´de ve şimdi Rusya´da özel güçlerini

askeri alanda kullanıyorlar mı? Bu geniş araştırmada, yaşananlardan söz

ediliyor.
Dükkanın önündeki yazı şöyleydi: “Madam Zodiac, psişik güçler-geleceğin

falı ve burçların okunması” Madam Zodiac’ın Washington’daki dükkanı saat

11:00’de açılıyor ve düzenli müşteriler, öğle tatillerinde geliyorlar.

Vizite 10 dolar. 1979-1980 arasında her ayın üçüncü Salı’sında Madam’ın

dükkanı özel bir müşteri için saat 09:00’dan biraz sonra özel olarak

erken açılırdı. Müşteri bir donanma komutanıydı, genelde sivil giyinirdi

ve bir çanta taşırdı. Madam, kristal küresini, tarot kartlarını ve

fotoğrafları bir kenara ittikten sonra ona çay yapardı. Komutan sigaradan

kurtulamıyordu, Haziran’dan sonra günde yarım pakete düşürmüştü ama

tamamen bırakamıyordu. Ama Madam Zodiac, onun yıl sonuna kadar sigaradan

vazgeçeceğini söyledi. (Bu kehanet kanıtlandı. Komutan şimdi hergün 6 mil

koşuyor ve Deniz Piyadeleri maratonuna katılmayı hedefliyor.) Fakat

Komutan, her ziyaretinde içinde 400 dolar olan zarfı, sigaradan kurtulmak

için Madam´a vermiyordu. Para, Deniz Kuvvetleri´den geliyordu. Masaya

konan resimler ve fotoğraflar, Sovyet denizaltılarının Doğu Amerika

sularına yakın bölgedeki rotalarını gösteriyorlardı. Madam Zodiac’ın işi;

psişik güçlerini kullanarak Deniz Kuvvetleri’ne ait gemi ve uçakların

yapamadığını yaparak Sovyet misil ve denizaltılarının rotalarını

bilmekti. Kısacası Madam Zodiac, Pentegon’un “Medyum Teknolojik-Risk

Projesi” olarak işlemlendirdiği kişiydi. Aralık, 1980’de Ordu Teftiş

Gazetesi, “Yeni Ruhsal Savaş Meydanı: Beam Me Up Spock” başlığıyla bir

makale yayınlandı. Makalenin yazarı, üsteğmen John B. Alexander idi.

“Avrupa’ya 2. yayılma dönemi” ve “Savaşa hazırlanmak: Lojistik destek

programı” gibi makaleleri de yazan Alexander’ın bu yazısı bazı şöyle

başlıyordu:
* Beyin gücünü etkileyen bazı silah sistemleri vardır ve öldürme

kapasiteleri çok önceden incelenmiştir.
* Çok uzak mesafelerden bile hasta etme ve öldürme gibi yetiler vardır.

Hiçbir fiziksel neden olmadan ölüme veya hastalığa yol açabilirler. Bu

tip silah sistemleri, böcek ve kurbağalarda denenmiştir fakat insanlara

olan ölümcül etkisi tartışılmaktadır.

* Telapatik hipnozun kullanımı ise, ordu içinde yüksek bir potansiyele

sahiptir. Bu yetenek bazı ajanların çaba sarfetmeden, önemli bilgileri

ele geçirmesini sağlayabilir.
* Açıkça psikotronik silahlar vardır ama kapasiteleri bilinmemektedir.

Milyarlarca dolarlık bütçe;

Alexander ciddi miydi? Pentagon, gerçekten bazı falcıların denizaltıları

durdurabileceğine inanıyor muydu? Alexander’in yazdığı bu makaleden

haberdar olan birçok kişinin bunu saçma bulduklarını söylüyor. Neden ise

şu: “Bu durum, kendi gerçekçilik kapasitelerini aşıyor. Dünyanın tepsi

gibi olduğuna inananlar bile varken…”. Bir çok araştırma gizli proje

olarak saklanıyor, tanımlanamayan programlar gizli tutulmak isteniyor.

Örneğin; 1978’de CIA’nın Sovyet Duyu Dışı Algılama çalışmaları ile ilgili

istihbaratına şöyle bir başlık konulmuştu. “Biyolojik Transfer

Sistemleri’nin Öyküsü”.Eleştirmenler, parapsikolojinin, dünyevi

problemler için kullanılması projesine karşı çıktılar. Örneğin, psişik

güçlerin bir denizaltıyı yok etmesi gibi. Onlara göre, bilimi, teorik

bulgular yine aynı bilim tarafından kabul edilmedikçe kullanamayız. Peki

ama ya Madam Zodiac gerçekten Sovyet denizaltılarının yerini

keşfedebiliyorsa? Michigan Üniversitesi Sosyal Bilimler profesörü olan

Marcello Truzi, psişik güçlerin askeri ve politik olarak çok önemli

olabilecekleri ve önemli ulusal güvenlik programlarına girebilecekleri

için tehlikeli oldukları konusunda uyarıda bulunuyor. Bu tür güçlerin

varolma ihtimali çok yüksek değil ama olasılık küçük de olsa,

yadsınamayacak kadar önemli. 70’li yıllarda donanma Uluslararası SRI’nın

beyin takımıyla 50703 dolarlık bir anlaşma imzaladı. Görevleri, psişik

güçlerin elektromanyetik kaynakları yok etmelerini önlemekti. Eğer

psişikler bir başka odadaki parlayan ışığı hissedebiliyorlarsa, belki de

denizaltıların çok zayıf elektromanyetik dalgalarını da

farkedebilirlerdi.

Medyumların pazar değeri artıyor;

Yine de Donanma Halkla İlişkiler Bölümü kurumun psişik güçlerin

denizaltıları bulmak için kullanıldığını inkar eden resmi bir belge

yayınladı. Belgede psişik-anti-denizaltı projesi şöyle tanımlanıyordu:

“Bazı insanların farkedilemeyecek kadar büyük elektromanyetik dalgaları

hissedebilme yetisini araştırmak.” Aslında bazı insanlar derken,

medyumları; düşük seviyedeki elektromanyetik dalgalar derken de,

denizaltıların elektromanyetik titreşimlerini; hissedebilmek derken de

psişik güçleri kastediyorlardı. Uzun proje raporlarında “psişik” kelimesi

hiç kullanılmamıştı. Oysa SRI’nın en önemli araştırmacıları olan Harold

Puthoff ve Russel Targ, dünyanın en bilinen medyumları olarak

tanınıyorlar. Yapılan kontrat sonucunda SRI, son raporunu 1978’de yazdı.

Raporda birçok psişikle önemli başarılar elde edildiğini iddia

ediliyordu. Ama Donanma yetinmedi hatta donanma sözcüsü 1982’de yaptığı

açıklamada, bu çalışmayı psişik olarak tanımlamayı reddetti. Bu

inkarların tersine, donanma en azından psişik güçleri olan 34 kişiyi

denizaltıları saptaması için almıştı ve Madam Zodiac da bunlardan biriydi

kod adı “Pseudonim” idi. Kontratında gizlilik ve susma koşulu

bulunuyordu. Ama bir diğer medyum olan Shown Robbins, National Enquirer

dergisinde, isminin “Donanmanın medyumu” olarak geçmesine ses çıkarmadı.

1973’te New York’da Mainmondies Tıp Merkezi’nde Robbins, psişik-araştırma

projesinde kullanıldı. Tipik bir deneyde, duygusal tahrik ölçüldü. Hatta

başkalarına erotik filmler izletilip, Robbins’in telapatik algı yeteneği

ölçüldü. Filmlerden sonra denekler, uykuya yatırıldı ve rüyaları ya da

seri göz hareketleri (REM) monitörlere yansıtıldı. Daha sonra denekler

uyandırılarak rüyalarını anlatmaları istendi. Robbins’in rüyaları, filmin

içeriğiyle paralel oluyordu ve filmi seyreden diğerlerinin rüyalarına

uyuyordu. Araştırma ekibine göre; Robbins’in olağan dışı psişik güçleri

vardı. Testler bittikten hemen sonra, çalışmalara para sağlayan fonun

yöneticilerinden birisi Robbins´i çağırarak kendisinin araştırmacı deniz

subayı olduğunu söyledi. Adamın söylediğine göre donanma, düşman

hedeflerine karşı Robbins’in psişik güçleriyle ilgileniyordu. Ve Robbins,

anlaşmayı kabul etti. Madam Zodiac gibi ona da Sovyet gemi resimlerini ve

çizelgeleri vererek, gemilerin yerini ve durumunu belirlemesini

istediler. Robbins üzerinde daha çok test yapmak istiyorlardı ama o bunu

reddetti. Çünkü ondan Yunanistan’da gizli bir hazineyi bulmasını

istenmişti. Yedi yıl sonra, aynı donanma komutanı, ondan Madam Zodiac

projesine katılmasını ve testlere girmesini istedi. Fakat bu

gerçekleşemedi, Robbins işini iyi yapıyordu ama Reagan’ın bütçe kesintisi

kararıyla programdan çıkarıldı.

“Atom bombasını durdurabiliriz…”

II. Dünya Savaşı sırasında başlatılan ve geleceğin en önemli

parapsikolojik araştırmaları olarak tanımlanan projelerin bütçesi Donanma

tarafından karşılanıyordu. O dönemde, hayvanların psişik güçleri üzerinde

yapılan bazı deneylerde martılar kullanıldı. Martılar psişik güçleri

sayesinde Alman denizaltılarının periskoplarını tahrip edeceklerdi. Bütün

bunlardan daha ciddi bir çalışma ise Duke Üniversitesi öğretim

görevlilerinden J. Gaither Pratt’ın başkanlığında gerçekleşti. Projenin

amacı güvercinlerde psişik bir mekanizması bulmaktı. Bu tür bir buluş

denizaltıların su yüzüne çıkmadan daha kolay ve uzun sefer

yapabilmelerini sağlayacak, ayrıca geceleyin bombardıman yapılacaktı.

Donanma bu tür çalışmalara 60’lara kadar devam etti. Fakat en önemli

psişik proje, Donanma yerine Hükümet tarafından gerçekleştirildi.

Donanma, 1977’de Virginia’da bir psişik mesajcı olan Dr. Charles

Whitehouse’u “Hayali Görüntü Analiz İstasyonu”na aldı. Whitehouse artık,

içinde psişik enerjileri çoğaltan elektronik aletler üreten USPA adlı bir

organizasyonu da içeren Birleşik Devletler Psikotronik Topluluğu´nun bir

üyesiydi. Whitehouse, Donanma Araştırma ve Geliştirme Departmanı Başkanı

olan Robert Skillen’e, eğer makinaya Sovyet denizaltıların bir resmi

konursa yerlerini hemen tespit edebileceğini söylemişti. Skillen; “Bu

yolla denizaltıların yeri bulunabilir” diyerek onay verdi. Whitehouse,

CIA ve Donanmadan birçok kişiye makinayı kullanmayı öğretti ve Donanma bu

küçük siyah kutuya 5.111 dolar ödedi, Skillen, Whitehouse’un yaptığı

çalışmanın övgüye değer olduğunu sürekli yineliyordu. Whitehouse, aldığı

parayı yeni bir hayali görüntü analiz makinası için harcadı. Daha sonra

bu makinayı kanser hastalığının tedavisi için kullandı. Kliniğinde

auralarında boşluklar yada dengesizlikler olan hastalara değişik renk

kombinasyonları yönelterek onları tedavi ediyordu. Ayrıca başka

hastalıklar da auraya çeşitli renklerde ışık kombinasyonları doğrultarak

tedavi ediliyordu. Whitehouse, ayrıca bu makinanın teknik kılavuzunda

bazı bombaları etkisiz hale getireceğini de iddia ediyordu (Hidrojen ve

Atom bombaları). Diğer hükümet ajanları, sivil yetkililer ve Hava

Kuvvetleri, makinanın Atom bombasını imha edilebilmesiyle ilgilenmediler.

Ama tıp dünyası ilgilendi ve doktoru, hastaları dolandırmakla itham

ettiler. Sonunda Whitehouse, Tayland’a yerleşti, hayatının daha sakin

olacağını düşünüyordu.

“Hiper-uzay nükleer havan topu”

Donanmanın 1972’de yaptığı bu araştırma “çok gizli” bilgiler arasına

girdi ve ancak 1978’de gün ışığına çıktı. Şöyle deniyordu: “Psişik

araştırmalar yapan Sovyet güçlerinin er ya da geç aşağıdakileri

gerçekleştirmesini bu yolla engelleyeceğiz.

A) Amerika’nın çok gizli dosya içeriklerini, gemilerimizin rotasını ve yerini, ordunun yerleşme düzenini bulmalarını
B) Kilit noktalardaki Amerika liderlerinin ve sivil örgütlerinin düşüncelerini okumalarını
C) Amerikalı subay ve yetkililerin ani ölümlerini sağlamalarını
D) Amerikan uçaklarını ve uzay araçlarını uzaktan tespit etmelerini, önleyeceğiz”
Bu vahiysel tahminler,

göründükleri gibi inanılmazdır. Ayrıca entellektüel gruplar tarafından da

tellaffuz ediliyorlardı. 1978’deki bir diğer donanma raporunda Sovyet

Psikotronik silahlarının yani ruhsal yetilerin savunma ve saldırı

fonksiyonlarını durdurmak için kullanılıyordu. Ayrıca raporda telapatik

hipnozun Amerikan nükleer silahlarını etkisiz hale getirebileceğini

belirten bir uyarı da vardı. Böylece 1981’de Hava kuvvetlerinin ordu

adına savunma amaçlı psişik kalkanlar alması gündeme geldi. Bu kalkanlar,

USPA tarafından üretiliyorlardı. Çalışması için biraz kan veya karşı

taraftan gerekli kişinin saçı yeterliydi. İnanılmazdı ama sanki ABD

Ordusu büyücülüğe başlamıştı, Alexander’in makalesinde telapatik hipnozun

büyük bir potansiyele sahip olduğu yazıyordu. Bu yetenek, karşı tarafın

ajanlarını programlar hakkında bilgi almaktan alıkoyabilirdi. Üstelik

Amerikan ajanları da bu metodla herşeyi bilebilirlerdi. Söylendiği gibi:

“Mançuryalılar, yaşamlarını bir tek telefon konuşmasına gerek duymadan

sürdürürler” Emekli teğmen Thomas Beardan, ordunun iletişim analizcisi

olarak çalışmıştı ve Sovyetlerin, bütün bunlardan daha öte silahları

olduğunu söylüyordu; “Hiper-uzay nükleer havan topu” gibi… Bu psişik

silahlar, stratejik noktaları tek bir atışla çöl haline getirebilirdi.

Metod şuydu; tek bir nükleer patlama sınırsız şekilde evrenin her yerine

naklediliyordu. 7 dönemdir senatör olan Charlie Rose bu saçma görünen

iddiayı ciddi buluyor. O’na göre; Ruslar bu işin üstüne çok düşüyorlar ve

Amerika bunun gerisinde kalmamalı.

Ruhsal hidrojen bombaları;

Rose, hukukçu ve tütün lobisinin liderlerinden, üstelik kendisi

bilgisayarlar konusunda uzman ve Geleceğin Teknolojisi Komisyonu´nun da

kurucusu. Bu aslında resmi olmayan, özel finanse edilen bir kurumdur.

Rose ileri teknoloji ile ilgili birimi; füturist ve “Gelecek Şoku” adlı

kitabın yazarı olan Alvin Toffler’den sonra gündeme getirdi ve Kongre´nin

bu konuyla ciddi bir şekilde ilgilenmesi gerektiğini ortaya attı,

gazetelerde bir çok makale yayınlandı. Uzay kolonilerinden, gen

düzenlemelerinden, yumuşak enerjiden ve diğer New Age konularından söz

edildi. Rose, Amerikan hükümetinin psişik silahlar için çok fazla para

harcaması gerektiğini düşünmüyor. Çünkü ona göre ilk önce bu silahların

nasıl bir teknoloji ile yapılması gerektiğini öğrenmek gerekiyor. Ama

eğer teknolojik yapıyı anlayabilirsek, işte o zaman “Psişik Manhattan

Projesi”ne ihtiyacımız olacak. (Manhattan Projesi, 1945´de atom bombası

deneylerine verilen isimdir.) Senatör, bu teknolojik bilginin ufukta

olduğunu söylüyor. Rose, daha öncelerde uzak yerleri görmeyi sağlayan

uzak görüş yeteneği ile ilgili olarak CIA dosyalarına girmişti. Bunu

şöyle anlatıyor; “Uzak görüş yeteneğiyle ilgili inanılmaz örnekler

gördüm. Bana kalırsa bu alandaki gelişmelere yakınlık göstermeliyiz,

özellikle de Rusların yaptıklarına. Eğer gizli bulgulara erişebilecek

psişik silahlarla donatılmış insanlar yaratırlarsa, hiç bir sırrımız

kalmayacaktır.” Rose, CIA ve Pentagon’daki şüphecilerin Amerika’nın uzak

görüşle ilgili araştırmalarını engelledikleri düşüncesinde, şüphecilerin,

araştırmaları engellediklerini çünkü uydu fotoğrafları kadar kesin

olmadığını düşündüklerini belirtiyor ve şöyle devam ediyor; “Bana kalırsa

bu ucuz bir radar sisteminden başka birşey değil. Ayrıca Ruslar böyle

önemli bir projeye sahiplerse, gerçekten başımız belada. Bu ülke garip

psişik gereçlere, lazerler arkasından bakmaya korkmuyorlarsa bizim de

korkmamamız gerekir. Daha da kötüsü, yarın Ruslar bu tekniği ve

bilgilerini Orta Doğu terörünün eline de verebilirler.”

Bu tür insanlar çok tehlikeli olabilirler…

California Üniversitesi psikologlarından Charles T. Tart’ın incelemesine

göre; ciddi hükümet dışı araştırmacılar olası bir psikolojik askeri

uygulamayı önemli buluyorlar. Amerika’daki en ünlü 14 parapsikoloji

laboratuarının onüçü Tart’ın anketine cevap verdi. Hiçbirisi bu tür

psişik güçlerin casusluk alanında kullanılabileceğini reddetmedi. Üstelik

bu konuda çok para harcandığını ve bilimsel insan gücü kullanıldığını

söylediler. Dördü casusluk için “olabilir”, beşi “belki”, geri kalan

dördü ise “kesin” nitelemesini kullandı. Aynı oranda incelemeci ise;

psişik güçlerin, fiziksel zarara, hastalığa ve hatta ölüme yol

açabileceğini ya da bilgisayar türü gereçleri bozabileceğini söylüyorlar.

Tart’ın araştırmasına katılan 5 laboratuar, Amerikan Hükümeti´nin

kendilerine resmi yollarda parapsikolojik bilgi almak için

yaklaştıklarını belirtti. Ordunun psişik güç olarak istediği, telepatik

hipnoz veya kaşık bükmek değildi. Böyle olsaydı, bunların bir gösteri

tiyatrosu için hazırlandığını düşünürdük. Ciddi araştırmacılar, kendini

psişik diye tanıtan Uri Geller gibi kişilerin süslü gösterilerinden

sonra, düşük enerjiyi ölçen psikokinetik testlerden çok, göz

yanılmalarına takıldılar. Psişiklerin bir çoğu düşük bir enerjiyle bile

etkilenecek basit mekanik veya elektrikli araçlarla (mikroçipler ve

termometreler) uğraşmaya başladılar. Princeton’un psişik araştırmacısı

Robert John ve diğerleri bu tür kolay testlerin devamlı pozitif sonuçlar

verdiğini söylüyorlar. Yani öylesine bir pşisik güç sıradan araç ve

gereci kolayca etkiliyor. Aslında tüm modern silahlar (radarlar,

bombalar, uçuş saldırı sistemleri, tanklar vs..), bilgisayarların düzgün

çalışmasına bağlıdır. Psişikler, bilgisayarları kontrol edebiliyorlarsa,

bu tam bir nükleer kaç-göç oyununa dönüşür ve Pentagon’un gözünden

kaçmamalıdır. Vietnam Savaşı sırasında Donanma, Tonkin Çölü’nde çalışan

taşıyıcılardaki gizemli bombaların patlamasında psişik bir güçten

şüphelendiler. Saldırı bilgisayarları bozulup, zarar vermek isterken

tersini yapmış olabilirler mi? Pentagon, bunu kesinlikle bilmek istiyor.

CIA nelerle uğraşıyor?

Nükleer savaş gereçleri dizaynırlığı yapan Laurence Livenmar

Laboratuarları çalışanlarından Ron Robertson’a göre; bazı hükümet

yetkilileri, psişik güçleri, nükleer silahları korumak için inceliyorlar.

Eğer Uri Geller psiko gücünü, kaşıkları ve anahtarları bükmek için

kullanıyorsa “Laboratuar Uri Geller’in bunu yapabildiğini onaylamıştı”,

bunu nükleer bombalar için de kullanabilir. Bunu yapabilmek için küçük

bir noktayı birkaç santim oynatmak yeterlidir. Robertson, Pentagon’un 30

-40 psişik araştırmayı desteklediğini söylüyordu. Bir zamanlar hükümet

tarafından desteklenen araştırmalar hakkında neye inanmamız gerektiğini

bilmek zordu ve bu konuda dökümanlara ulaşılamazdı. Üstelik hükümetler,

özel olarak desteklenen psişik araştırmalarda bile eğlencelik bir iş

yapıyor gibi davranırlar. Örneğin, Joel S. Lawson’u ele alalım. Lawson,

Donanma Elektronik Sistem Departmanı’nın basın bölümündeydi ve şöyle

demişti: “Ben her zaman duyudışı algılamanın denizaltılarla savaşmak için

tek yol olduğuna inandım.” Lawson, donanmanın içinde psişik silahları

açıkça tartışmaya istekli çok az kişiden biriydi. Stanford Araştırma

Entitüsü ile yapılan iki kontratta, hükümet sözcüsüydü. İki proje de bu

fikirlerin fizibilitesinin test edilmesine yöneliktiı. Lawson, artık

konuşmuyor ve röportaj vermiyor. CIA´in 1952 yılı kayıtlarından alınan ve

1978’de ortaya çıkan bilgiler, psişik araştırmalara hız verilmesini ve

pratik uygulamalar yapılmasının gerekliliğini, deneyler sırasında kesin

bir dikkat ve hiçbir bilgi sızdırılmamasının istendiğini göstermiştir.

Psişik araştırmacılar Stanley Krippner ve Shawn Robbins, yapılan

araştırmalar için gereken paranın yarısının CIA tarafından

karşılandığını, yedi yıl kadar sonra öğrendiler. Bunu bir magazin

makalesinden öğrenmişlerdi, saklama ve sessizlik politikası, 70’lerin

sonuna kadar bu fonu gerçekleştiren görevlilerin sorumluluğunda

sürdürüldü. Sorumlu kişi, hükümetin utanmak istemediğini ve ilgilenmeleri

gereken başka şeylerin de olduğunu söyledi.

Şu anda neler oluyor?

Psişiklerden, paranın nereden geldiğini saklamak özel sorunlara yol

açabilirdi. Eğer psişikler gerçekten yeteneklilerse, gerçeği telepatik

olarak ya da dökümanlardaki psişik parmak izlerinden öğrenebilirlerdi.

Diğer yandan psişikler, ipuçlarını yakalayamazlarsa, bu da onların

gerçekten yetenekli olmadıklarını gösterirdi. Böylece bunca paranın boşa

gittiği ortaya çıkardı. CIA, bu karmaşayı çözmek için iki aracı kullandı.

Bu kişiler, CIA ile olan bağlantıyı ve araştırmanın arkasındakileri

biliyorlardı. Bu çift taraflı körlük sistemi önlemleri pek de normal

sayılmaz. Aslında böyle bir anlaşma sistemi birçok tehlike yaratabilirdi.

Hükümet hala psişik araştırmaları finanse ediyor mu? Reagan dönemi Beyaz

Saray sözcüsü Barbara Honegger, Ulusal Güvenlik Departmanı’nın uzak görüş

olayını bir takım kodları bulmak için kullandığını söylüyor. Ulusal

Güvenlik Departmanı´nın bilgisayarları trilyonlarca kod kombinasyonu

içerse de daha güvenli kod kırıcılara daima ihtiyaçları var. 1977’de

Donanma´nın Araştırma ve Geliştirme Bölümü´nde asistan sekreter olan

Samuel Koslov, Donanma´nın, Stanford Araştırma Enstitüsü´yle ELF ve Beyin

Kontrolü çalışmalarıyla ilgili bir kontratı olduğunu öğrendi (ELF, çok

düşük frekansta radyo dalgalarıdır). Çünkü insan beyni çok düşük

frekansta elektrik dalgaları yayar. Bilimadamları bu dalgaları psişik bir

metodla güçlü sinyallere çevirirlerse, yakınlardaki insanların beynini

etkileyerek hipertansiyona yol açılabileceğini ve ani ölümle

sonuçlanacağını düşünüyorlar. Ama beyin kontrolu etiketi Koslov’u

üzmüştü, bu yüzden Donanma´nın finanse ettiği tüm psişik çalışmaların

durmasını emretti. SRI ile olan kontrat iptal edildi ve diğer projeler

beklemeye alındı. Buna karşın beyindeki düşük frekanslı radyo

dalgalarının insan beynine olan etkilerini araştırma projesi çok

geliştirildi ve finanse edildi. Psişiklerin, bilgisayarları sabote edip,

tüm gizli bilgileri ele geçirebileceği endişesi, Kongre´de açıkça gündeme

geldiğinde psişik savaş yarışının başlayacağı düşünüldü. Ama şüpheciler

“hayır” diyorlar. Onlara göre bu olaylar, fazla pahalı bir zaman öldürme

işinden ileri gidemezdi. Koslov, psişik silahlar lafı geçtiğinde bile

rahatsız oluyor. Ona göre bu tür tartışmalar, insanları sonuçsuz bir

sürek avına iter. Bunu şöyle dile getiriyor; “Eğer Sovyetler bu aptalca

şeylere bu kadar çok para döküyorlarsa, bunun nedeni kendi gazetelerinde

bizim psişik araştırmalar yaptığımızı duymuş olmalarıdır. Size bu konuda

çok fazla gazete küpürü gösterebilirim.” Basın, Parapsikoloji hakkında

Rusya´da bile haber çıkarıyor. Fakat tüm bunlar sansasyonel ve magazin

boyutunda. Yine de Parapsikoloji, hem Amerika’da hem de Rusya´da

gündemdeki bir konu. Resmi Rus ansiklopedilerinde Parapsikoloji, şu

şekilde tarif ediliyor; “Bilimsel olmayan idealist akım”. Bu tür bir

tanım sadece Stalin devrinde vardı. Oysa günümüzde çok ciddi bazı bilim

adamları Parapsikolojinin önemli buluşlar yapacağını düşünüyorlar ve bu

tür düşünceler sonsuza kadar yadsınamaz. Kısacası gelecek, insan

yeteneklerinin ötesinin keşfedileceğinın ve kullanılacağının haberini

yollamaktadır. Askeri ve politik alanın dışında kalan alanlarda, olumlu

olarak pşisik güçlerin tam olarak tanınmış, denenmiş ve yönlendirilmiş

kullanımı yeni bir dünyayı bize getirebilir.

(14)