Menü

UFO'ların Çalışma Prensibi

30 Ocak 2017 - UFO

Robert Lazar, 51.Bölgede Sistem Mühendisi olarak çalışmıştı.
Lazar’a göre dev hangarlarda UFO benzeri uçan disklerin deneyleri yapılıyor ve uçuş prensipleri deneniyordu. Lazar, disklerin uçabilmesi için adına “Yerçekimi Amplifikarü” denen bir aygıt geliştirmişti. Aygıtın planları dünya dışı canlılar tarafından hazırlanmıştı.İki tür UFO bulunuyordu, birisi “Omicron” adı verilen bir gezegen veya yıldız çevresinde kısa yolculuklar yapabilen diskti. “Delta” adlı diğer tip ise, uzay-zaman alanı içinde hareket edebilen ve bu şekilde yıldızlar ve galaksiler arası yolculuk yapabilen olağanüstü bir araçtı. Araçların üçüncü ve bir başka tipi ise hem Omicron, hem de Delta konumuna geçebilen bir modeldi. Bu diskler veya araçlarla ilgili tüm bilgiler vardı ve de uygulanıyordu.

Lazar dünya dışı canlıların ikili bir yıldız sistemi olan Zeta 2 Reticu yıldızının dördüncü gezegeninden geldiklerini iddia ediyordu. Dünya dışı canlılar Lazar’ a göre boyları 1-1.5 m arasında, ağırlıkları 15 ila 30 kg arasında hemen hemen yürümeye yeni başlayan bir çocuk görünümündeydiler. Başları büyük, her yönü görebilen badem şeklinde kocaman gözleri vardı ve genelde saçsızdılar. Daha çok mavi renkte tek parça tayt benzeri bir giysi ile görülmüştüler. Lazar’ ın anlattıkları gerçekten ilginçti. Disklerin reaktörlerinin çalıştığını söylüyor ancak kısa süre sonra bu benzinin bizim kullandığımız benzinden çok farklı olduğu anlaşılıyordu. Lazar’ ın iddiasına göre çok yüksek oktanlı ve petrolden olmayan, atom sayısı 115 olan bir elementten üretiliyordu. Bu element ise bizim kullandığımız periyodik cetvelde bulunmuyor. Lazar, Element 115’ in bilinen elementler gibi tek yönlü değil, iki ayrı amaçla kullanılabilen bir element olduğunu belirtiyor ve açıklıyordu:

“Dünya biliminin henüz bilmediği ve özelliğini tanımlayamadığı yerçekimi enerjisini Element 115 sağlıyor ki, bunun adı A enerjisi. Bu enerji Element 115’ in çekirdeğinden kaynaklanıyor ve yayılıyor, ikinci olarak da, Element 115 anti-madde radyonunun kaynağı, bu da gereken gücünü oluşturuyor.” Lazar’ ın bu sözlerinden şu anlam çıkıyor; Her disk kendi içinde birer minik gezegen olarak kabul edilebilirler.

Lazar’ ın anlatımına göre, yukarıda adı geçen Çekim ve Uçuş Amplifikarü’ nün sistemi A enerjisini bir yere odaklayarak, uzay-zaman bükülmesini sağlıyordu. Uzay-zaman bükülümü ise, bir astro-fizik deyimi, basit bir anlatımla ışık hızından çok daha fazla bir süratle zamanın ve üç boyutlu uzayın dışında mekan değişimi olarak düşünülüyordu. Uzay-zaman bükülmesi yine bir astro-fizik tanımıyla bir “Kara Delik” in çekim alanı kadar bir güç alanını oluşturuyor. Böylece elde edilen dev enerji, ışık yılı gibi çok büyük uzaklıkların aşılmasını sağlıyordu. Yani bir uzay-zaman bükülümü içinde yolculuk yapılırken, Element 115, Element 116 denen bir başka elemente dönüşerek bir anti-madde alanını oluşturuyordu. Sözü edilen A enerjisi böyle sağlanıyorken, Delta durumuna geçildiğinde A enerjisi, uzay-zaman bükülümünü sağlayınca bir tür kara delik ortaya çıkıyor ve ışık yılları aşılabiliyordu.

1990’ lı yıllar UFO olaylarının arttığı yıllar oldu. 1997’ de çok büyük bir UFO’ nun Kuzey Avustralya’ daki bir demiryolu yük istasyonunun yakınına indiği bildirildi. UFO’ yu istasyona yükleme yapan tüm işçiler gördüler. Olayın görüldüğü yer, Queensland eyaleti, Kajabbi bölgesi, istasyon Brisbane’ in 1936 km kuzey batısındaydı. Yük trenine yükleme yapan işçiler gök cismini “dev bir bina” ya benzetiyordu.

19 Şubat 1998’ de, ABD basınında bir hayli tartışılan bir başka olay meydana geldi. İki grup dağcı 19 Şubat 1998’ de Toms Irmağı’ nda UFO gördüklerini iddia etmişti. Grubun birisi zaman kaybına uğradıklarını belirtiyordu.

Aynı gün öğleden sonra 04:30 sıralarında Ellis Smith, yanındaki 9 yaşındaki oğlu ve 5 yaşındaki kızıyla beraber Toms Irmağı üzerindeki UFO’ nun akrobatik hareketlerini izlediklerini iddia ettiler.

18 Şubat Perşembe günü, ABD Deniz Kuvvetleri’ ne ait bir helikopter, deney amacıyla uçuşa çıktı ve bir kaza sonucunda California, Sequoia Ulusal ormanına düştü. Beş kişilik mürettebat kurtulamadı. Kazadan hemen sonra, Şerif Mike ve ekibi Kem Irmağı yanındaki kaza yerine ulaştılar. Şerif “Sun Chronicle” gazetesine verdiği demeçte şöyle diyordu: “Kaza yeri Mojave Çölü’ nün 100 km doğusudur. Oraya ulaştığımda kurbanlara dokunmamam, askeri yetkilileri beklemem emredilmişti. Ölenlerin kimlikleri belirtilmiyordu.” Aynı gün, güneydeki Fresno Bee’ de bir çok kişi saat 11:00 civarında Kem Irmağı üzerinde parlak bir cismi rapor etmişlerdi ve haberlerin gelmesinden birkaç saat sonra helikopter kazası gerçekleşti. Bu olaylara benzer yüzlerce olay anlatmak mümkün.

(17)