Menü

Voodoo

30 Ocak 2017 - Kara Büyü

Haiti bir zamanlar Fransızların yönetimi altındaydı. Fransızların etkisi altında nüfusun büyük bir bölümü Katolik inancını kabul etti. Ancak bazıları, kendi dinlerinin bazı özelliklerini Katolik uygulamalarıyla birleştirdi ve bunun sonucunda ortaya çıkan sisteme Voodoo denildi. Bu sözcüğün kökenine ilişkin değişik yorumlar yapılmıştır, ancak sözcüğün Benin’de konuşulan bir lehçeden geldiği, bu lehçeyi kullanan halkın ahlaki ve dinsel yaşamını belirttiği kesindir. Korkunç ayinlerden oluştuğu söylense de, bu noktada, kişisel deneyimleriyle Voodoo’yu yakından tanıyan W.B. Seabrook, Voodoo’nun bir din olduğunu savunmaktadır. Kan akıtma çok sık gerçekleşir, ancak kutsal şeylere sövmeyle hiçbir ilgisi yoktur ve şeytana tapınma ile Kara Ayin’lerde olduğu gibi, üzerinde İsa heykeli olan çarmıhın kullanılmasının aşağılama amaçlı değildir. İsa, Meryem ve bazı Hıristiyan azizler, Afrika panteonlarının (tanrılar sisteminin) arasına katılmış ve heykelleri tümüyle Afrika kökenli olan kutsal kişilerle bir arada yer almıştır. Rahipler arasında hiyerarşik bir düzen vardır; her nasılsa, olağan bir rahip ve bir piskoposa denk gelen iki konum vardır, ancak ayinlerde dans etmenin yanısıra , rahiplerden daha farklı işlevleri olduğu açıkça belli olan kadın rahipler de vardır. Davullarla vaftiz edilme gibi bazı küçük törenler de vardır ki, bunlar Katolik inancında çanlarla vaftiz edilme törenine benzetilebilir. Ancak Voodoo’nun en önemli gereklerinden biri kümes hayvanları, güvercin, hindi, keçi ve bazı önemli günlerde de boğa gibi hayvanların kurban edilmesidir. Domuz asla kurban edilmez. En önemli kurban ise insandı. Seabrook, birkaç küçükbaş hayvanın kurban edildikten sonra, üzerinde yalnızca çuval olan bir kızın ortaya getirildiği önemli bir töreni anlatır: “Kız ağıtlar yakmaya başladıktan sonra yanına bir keçi getirildi. En sonunda, keçinin boynuna vurulan tek bir darbeyle keçi kurban edildi, kız bayıldı ve ölen keçiyle baygın kız başka bir yere taşındı.” Seabrook’un aktardığı başka bir fenomen ise, yerlilerden birinin ansızın kendinden geçmesidir. Halkın arasından yoksul biri transa geçer, bir tanrı olarak görülür ve öyle kabul edilir. Bir sunağa doğru ilerler, orada adanmış bazı yiyecek ve içecekleri tüketir ve topluluk ilahiler söyledikten sonra, birtakım kehanetlerde bulunur. En sonunda, tekrar uykuya dalar ve yeniden olağan bir insana dönüşür.

(21)