Menü

Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti

30 Ocak 2017 - Güncel

Araştırmacı-yazar Aytunç Altındal, Atatürk’ün ölümünden 50 yıl sonra
bazı fikirlerinin açıklanmasını istediğini iddia etti.

Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, Atatürk’ün ‘siyasi, toplumsal,
tarihsel vasiyeti’nin gizlendiğini düşünüyor. Altındal’a göre,
Atatürk, bazı notlarının ölümünden 50 yıl sonra açıklanmasını vasiyet
etmişti.

Atatürk’ün notlarında, ‘İlelebet payidar kalacaktır’ dediği
Cumhuriyet için ileride neler yapılması konusundaki görüşleri
bulunuyordu. Ata’nın sır vasiyetinin 1988’de yani Atatürk’ün ölümünün
üzerinden 50 yıl geçtikten sonra açıldığını belirten
Altındal, ‘Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve o günkü Başbakan Turgut Özal,
bunları okudular. Ancak bu görüşlere, bu fikirlere ‘toplumun henüz
hazır olmadığını’ öne sürerek bunların açıklanmasını engellediler’
dedi.

1988’de Atatürk’ün vasiyetinin üstüne 25 yıllık yeni bir yasak
konulduğunu söyleyen Altındal, vasiyette neler olduğuna dair ipuçları
olduğunu düşünüyor.

HİLAFET DÜŞÜNCESİ

Altındal’a göre, Atatürk’ün notlarında Hilafet’le ilgili ilginç
fikirleri yeralıyordu. Atatürk hilafetin kişi bazında değil, bütün
İslam ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir kurum olarak
canlandırılabileceğini söylüyordu.

Altındal’a göre, bu vasiyeti 1958’de öğrenen Adnan Menderes, sonunu
hazırlayan o cümleyi; ‘Siz isterseniz hilafeti bile geri
getirebilirsiniz’i bu nedenle söylemişti.

Altındal, Atatürk’ün ‘1920’lerde sadece 3 Müslüman devlet var.
Türkiye, İran ve Afganistan. Bu sayı ileride 40’a 50’ye çıkarsa, bu
devletler kendileri biraraya gelerek bir Hilafet Meclisi
oluştururlar’ dediğini öne sürdü.

FİKRİ BUGÜN GERÇEKLEŞTİ

Mustafa Kemal’in saltanata karşı olduğunu, ancak Hilafet’e bir
müessese olarak karşı çıkmadığını savunan Altındal, Atatürk’ün
fikirlerinin aslında bugün hayata geçtiğini düşünüyor.

Bugünkü İKÖ’nün ana hatlarını 1920’lerde çizdiğini söyleyen
Altındal, ‘Mustafa Kemal’in Hilafet’in 5 güçlü İslam üyesinin daimi
konseyi oluşturmasını, bunların belirli süreler içinde rotasyonlu
olarak Hilafet’i temsil etmesini istediğini düşünüyorum’ dedi.

ABD ve İngiltere’nin Hilafet’i kişi bazında yeniden kurmak çabasında
olduğunu söyleyen Altındal, ‘Bizim tezimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün
tezidir, yani ‘Hayır; babadan oğula geçen Halifelik olmaz. Bu
akıldışıdır’ diyoruz. Biz atak davranamazsak, onların istediği
Hilafet’e gider’ dedi.

VATİKAN GİBİ

İslam ülkelerinin tesis edeceği bir hilafet sistemine dünyada
terörizmin önlenmesi için ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Altındal, ‘Bu
sistemde en yüksek bir fetva makamı olacaktır. Böylelikle bir İslam
Adaleti tesis edilir. Bir tarafın Vatikan’ı var öteki tarafın bir
gücü yok. Bu İslam ülkelerinin gücünü arttıran birşey olacak.

Örneğin Hilafet, tank alacak Bangladeş’e bu ülke İslam’a daha yakın,
oradan al diyecek. Bu İslam’a saygıyı da arttıracak’ dedi.

ATATÜRK NUTUK’TA NE DEMİŞTİ?

Aytunç Altındal, Nutuk’taki hilafetle ilgili bazı sözlerin kendi
fikrini desteklediğini düşünüyor. Atatürk’ün,1963 yılında Ankara
Üniversitesi Basımevi’nde basılan Nutuk’unun 490’ıncı sayfasında
aynen şu sözleri yeralıyor: …Ortak ilişkileri korumak ve bu
ilişkilerin gerektirdiği koşullar içinde birlikte iş görmeyi sağlamak
için ilgili Müslüman devletlerin delegelerinden bir Meclis
kurulacaktır. Bu meclisin başkanı, birleşmiş Müslüman devletleri
temsil edecektir diye bir karar alınırsa, işte o zaman, istenirse o
birleşik Müslüman Devleti’ne Halifelik adı verilir. Yoksa herhangi
bir Müslüman devletin bir kişiye bütün Müslümanlık Dünyası işlerini
yönetip yürütme yetkisini vermesi us ve mantığın hiçbir zaman kabul
edemeyeceği bir şeydir.’

İŞTE ZABITLAR

Atatürk 1 Kasım 1922’de Meclis’te düzenlenen gizli oturumda konuşmuş,
saltanatı yerden yere vururken hilafet ile cumhuriyetin birarada
varolabileceğini söylemişti. Atatürk konuşmasında hilafeti TBMM’nin
temsil edeceğini vurgulamıştı. Hilafet 3 Mart 1924’te kaldırıldı.

CELAL BAYAR DA BİLİYORDU

Vasiyetle ilgili 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın da bilgisi olduğunu
söyleyen Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, 1967’de
Bayar’a ‘Atatürk’ün gizli vasiyeti var mıydı?’ diye sorduğunu,
Bayar’ın da kendisine, ‘Muhtemeldir. Açıklanması şimdi doğru olmaz,
Türkiye hazır değil’ dediğini söyledi. Kenan Evren’in, Atatürk’ün
fikirlerini gizlemesindeki amacı mutlaka açıklaması gerektiğini
söyleyen Altındal, Atatürk’ün notlarının Anıtkabir’de olduğu yolunda
kendisine güvenilir bilgiler geldiğini de sözlerine ekledi. Altındal,
Atatürk’ün sır vasiyetinin, Cumhurbaşkanlığı’nın ardından Meclis’te
Atatürk’ü Koruma Komisyonu’nun kararıyla, Genelkurmay Başkanlığı’nın
oluru alındıktan sonra açıklanabileceğini de sözlerine ekledi.

CUMHURBAŞKANLIÐI’NA FEVZİ ÇAKMAK’I ÖNERDİ
Kaynaklara göre Atatürk, kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olarak
Mareşal Fevzi Çakmak’ın seçilmesini istemişti. Bu öneri, Mustafa
Kemal tarafından ilk olarak doğrudan Çakmak’a da yapıldı. Hatta
Genelkurmay Başkanı Çakmak’ın milletvekili olarak Cumhurbaşkanı
seçilebilmesi için erken seçim bile tasarlandı, anayasanın
değiştirilmesi bile düşünüldü. İddialara göre Atatürk, ölürken Fevzi
Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olacağına emindi. Ancak daha sonradan Celal
Bayar’ın İnönü’yü desteklemesiyle durum değişti ve İnönü
Cumhurbaşkanı oldu.

TÜRK-SOVYET DOSTLUÐUNU VASİYET ETTİ
Atatürk, Türkiye’nin dış politikası konusundaki vasiyetini ise yakın
silah arkadaşlarına belirtmişti. İsmet İnönü, Atatürk’ün Türk-Sovyet
dostluğunu vasiyet ettiğini belirtir. Diğer taraftan Atatürk, Kılıç
Ali’ye ölmeden kısa bir süre önce “Dış politikamızın temeli Sovyet
dostluğudur. Sovyet dostluğuna zarar vermemek şartıyla İngiltere ile
bir anlaşmanın faydası olur” demiştir. Tevfik Rüştü Aras ise,
Atatürk’ün son sözlerinden birinin Sovyetler’le ilişkilerin 1925
Antlaşması çerçevesinde yürütülmesi olduğunu söyler. Türkiye ve
SSCB’nin Batılı emperyalist ülkeler tarafından tecrit edildiği ve
Musul Sorunu’nun Türkiye aleyhine çözümlendiği dönemde, iki ülke, 17
Aralık 1925 tarihinde Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalamıştır.
Dönemin Dışişleri Bakını Tevfik Rüştü Aras ve Dışişleri Halk Komiseri
Çiçerin’in imzaladığı bu antlaşma, belirli protokoller de eklenerek
ve birkaç defa uzatılarak 1945 senesine kadar geçerliliğini
korumuştur.

“SOVYETLER’E KARŞI BİR SALDIRI POLİTİKASI GÜTMEYECEKSİNİZ!”
Zekeriya Sertel de Celal Bayar ve Tevfik Rüştü Aras’ı kaynak
göstererek, Atatürk’ün ölüm yatağında arkadaşlarına şu vasiyette
bulunduğunu aktarır:”Sovyetler Birliği’ne karşı asla bir saldırı
politikası gütmeyeceksiniz. Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak
Sovyetler’e yöneltilmiş herhangi bir antlaşmaya girmeyecek ve böyle
bir antlaşmaya imza koymayacaksınız.” Atatürk, son günlerinde bu
konuyla ilgili önemli bir görüşmeyi de Ali Fuat Cebesoy’la yapar.
Atatürk, Cebesoy’a dış politikayla ilgili şu öğütleri verir:”Fuat
Paşa, pek yakında dünya vaziyeti mütareke senelerinden daha çok ciddi
olacak ve karışacaktır. İkinci büyük bir harb karşısında kalacağız.
Dünyada hakim olan milletleri idare edenlerin arasında maatteessüf
birinci derecede devlet adamı çıkmıyor. (Hitler’le Mussolini’yi
kastederek) Avrupa’da birkaç maceraperest Almanya ve İtalya’nın
başında cebren bulunuyorlar. Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet
adamlarının aczinden cüret alıyorlar. Bunlar bugün dünyayı kana
boyamaktan çekinmeyeceklerdir. Eski dostumuz Rus Sovyet Hükümeti,
acizlerle maceraperestlerin yanlış hareketlerinden istifade etmesini
bilecektir. Bunun neticesinde dünyanın vaziyeti ve muvazenesi kamilen
değişecektir. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip
en küçük bir hata yapmamız halinde başımıza mütareke senelerinden
daha çok felaketler gelmesi mümkündür.”

(53)