Menü

Lemurya

30 Ocak 2017 - Eski Uygarlıklar

LEMURYA NEDEN VE KİMLER TARAFINDAN KURULDU

Dünya, Turkyua denen uygarlık tarafından yerleşim alanı olarak seçildi çünkü bu uygarlığın yeni bir yaşam alanına ihtiyacı vardı. Bunun sebebi gezegenlerinde veya içinde bulundukları sistemde olan ve yaşamı ciddi bir şekilde etkileyen patlamaydı. Patlama olduğunu biliyoruz ama henüz sebebi ve sonucu hakkında detaylı bilgilere sahip değiliz. Alınan kanal bilgileri içimize sinecek kadar doğrulanmadığı için henüz paylaşmıyoruz. Sizlere aktarılan tüm bilgiler birbirini tanımayan birçok kanal tarafından da teyit edildi. Aldığımız bilgileri veya görülen bir vizyonu başka kanallara doğrulatmadan kullanmadık. Bazen içimize sinmesi için aylarca hatta birkaç yıl üzerinde çalıştıklarımız oldu.
Bu patlamadan hemen sonra yaşamı devam ettirebilmek için bazı önlemler alındı. Bir kısım insan yakın bir gezegene taşındı. Kalanlar için üzeri enerji kalkanları ile örtülü bir yaşam alanı oluşturuldu. İki farklı uygulama yapılmasının sebebi, hangi çözümün soyun devamını sağlayacağından emin olunmamasıydı.
Diğer gezegen istenilen özelliklere tam olarak sahip değildi. Burada yaşam sürdü ama ortama ayak uydurmak amacıyla insanlar bazı değişimlere uğradılar. Zaman içerisinde yaşam koşulları geliştirildi ama duygular geri plana çekildi. Keyif, coşku ve eğlence yerini hüzünlü ve telaşlı, yoğun ve ciddi çalışmalar aldı. Bu durum enerji frekanslarının daha düşük hale gelmesine sebep oldu.
Kendi gezegenlerinde kalanlar ise alıştıkları doğal ortamdan uzak yaşamaya başladılar. Artık bitki örtüsü zarar görmüştü ve hemen hemen hiç kalmamıştı. Kurak ve kızıl tonların hakim olduğu bir gezegen haline gelmişti. Oluşturulan suni ortam ise çok daha farklıydı. Enerji kalkanının görüntüsü bir fanus gibiydi. İçinde küçük beyaz yapılar vardı. Üstleri düz ve birbirine bitişik yaşam üniteleriydi. Aralarında az da olsa ağaçlar vardı ama bu ağaçların hiç biri eski görüntüsünde değildi.
Bu koşullarda yaşamak zor ve doğalarına aykırıydı. Bir karar verildi. Yeni bir gezegende kendilerine uygun yeni bir yaşam alanı oluşturulacaktı. Bu alana bütün uygarlık taşınacaktı. Seçilen gezegende önce doğa ıslah edildi. En uygun hale getirildi. Sonra yaşam buraya taşındı. Tam anavatanda olana benzeyen bir ortamdı bu. Gelenler arasında ilk sırayı bilgi bankası olarak kodlananlar aldı. Bunun amacı var oluşları, tarihleri, genetik özellikleri gibi tüm bilgilerin doğru olarak yeni nesillere taşınabilmesiydi. Planlayıcılar, enerji oluşturan ve dengeleyenler geldi. Diğer bir grup ise eğitmenlerdi. Kısaca aynı düzen kuruldu. Her şey Tanrı’nın onları ilk yarattığı saf hallerine yakın ve taşınabilecek en yüksek enerjideydi. Her şey istenilen gibi oluşturuldu. Hedef tutturulmuştu. Her şey dengedeydi. Artık keyifli ve sevgide yaşayanlar alanıydı Dünya. Doğal olarak kendi alışkanlıkları ve var oluş tarzları gibi yaşamaya başladılar. Yani sevgiyle var oldular ve sevgiyle var etmeye devam ettiler. Tanrı’nın bir yansıması olarak, sahiplenmediler ve özgür iradeye müdahale etmeden var olmayı seçtiler. Tüm yaşam alanını enerji kalkanları ile örtülü tuttular. Ama her şey o kadar yolunda görünüyordu ki korumak ve korunmak ihtiyacı duymadılar.
Bu düzen çok uzun süre böyle devam etti. Kimse kimseyi sahiplenmedi, hatta çocuklarını bile. Çünkü ben değil biz bilinci hakimdi.

LEMURYA ÇALIŞMA DÜZENİ

(Detay bilgiler THYO serisinden yedinci kitap olan “BİR AVUÇ LEMURYALI” da yer almaktadır. Bu kitap tüm THYO serisi gibi Ayça Tan tarafından kaleme alınmıştır.)

Bu bölüm kanal bağlantıları ile alınmış bilgileri içermektedir. Birkaç bağlantı da bazı kişilerin Lemurya’da planlayıcı, eğitmen veya konsey üyesi olduğu söylenmişti. O zaman fark ettik ki belli meslekler ve görevler vardır. Bu konu ile ilgili biraz daha çalıştığımızda bazı meslek veya görevlerle ilgili bilgilere ulaştık. Bu arada fark ettik ki herkes kendi ruhsal ve fiziksel özelliklerine göre ve bilinç ve enerji seviyelerıne göre görev alıyordu. Böylelikle sevdiğin veya istediğin görev olmuyor bütün kararlar Lemurya’da ki insanların hayrına olacak şekilde ortak bilinç ile alınıyordu. Aşağıda meslek grupları ve görevlerle ilgili daha detaylı bilgi yer almaktadır.

Sistemin güvenli çalışabilmesi için mükemmel bir model oluşturulmuştur. Görevler tek bir kişiye yüklenmemiştir. Kişinin Çalışma da yerini alamaması ya da bir aksaklık durumunda süreci etkilememek için bir yedeği devreye sokulmaktadır. Sistemdeki ilişkiler ve görevler hatta kişilerin konumları birbirine bağlanmıştır. Bütünlüğün ve birliğin kopmasına asla izin verilmemiştir. Burada amaç güçlü bir zincir oluşturmak olmamıştır. Birbirinin içine girmiş zincir halkaları ile bir ağ oluşturulmuştur. Böylelikle bir halka kopsa bile diğer halkalar birbirlerini taşıyıp eksikliği kapatmaktadır. Ağ hiçbir zaman fonksiyonunu ve gücünü kaybetmemektedir.

KONSEY

Karar vericiler. 12 kişiden oluşan ve tüm idari mekanizmanın en üstünde yer alan kurul. Bu kurul üyeleri bilgeliği ve ruhsal özellikleri ile Tanrısal frekansa en yakın kişilerden seçilmiştir. Burada olmak bir ayrıcalık değil sorumluluktur. Bu 12 kişinin bilinç seviyesi o kadar yüksektir ki eğer bir başka kişi daha fazla gelişir ve bütünün adına daha faydalı olabilecek hale gelirse ona yer açarak görevlerini kendi istekleriyle devrederlerdi. Bu konseye seçimle gelinmezdi.

KORUYUCULAR

Bu kişilerin görevi tüm grupta bulunan kişileri Tanrısal olmayan boyut tarafından yapılacak her türlü müdahaleye karşı korumaktır. Oluşturdukları enerji alanları ile negatif enerjileri durdurmakta ve diğer görevlilerin işlerini yapmalarını kolaylaştırmaktadır.
Bu arkadaşlarımızdan bir tanesi ile Fethiye’de karşılaştık henüz kim olduğunu anlamamıştık. Ancak çok yakın bir enerji olduğunu ve Lemuryalı olduğunu biliyorduk. Bir gün geçmiş yaşamlarla ilgili bir çalışma yaparken aniden ağlamaya başladı. Lemurya’nın batışı ile ilgili hatırladıklarını anlatıyordu. Hiç konuşulmadığı ve yazılmadığı halde anlattıkları bizim bilgilerimizle aynı idi. Tüm o batışı olduğu gibi hatırladı ve anlattı. Gündüz’den özür dilemeye başladı ve ağlayarak onu koruyamadığını söyledi. Görevini yapamamanın sıkıntısını yaşıyordu ve bu onda bu güne yansıyan bir olumsuzluktu. Çalışmalar yapıldı ve o olayın bugüne yansıyan izleri iptal edildi. Şu anda o arkadaşımız ışığı ile birçok kişiyi sevgiyle bilinçlendirirken diğer taraftan da beni ve Gündüz’ü sürekli korumaya almaktadır. Daha ileriki bölümlerde okuyacağınız Mirna Krişha ile ilgili yazı da bir koruyucunu ağzından dökülmüştür. Ashua’dan defalarca onu koruyamadığı için özür dilemiştir. Mirna isim, Krişha ise onun ünvanını yani konumunu gösteriyormuş. Aynı koruma görevi Ankara’da çalışan arkadaşlarımız tarafından da devam ettirilmektedir. Bazı arkadaşlarımız bilmeden başladıkları koruma çalışmalarını şimdi bilinçli olarak devam ettirmektedirler. Bunun dışında herkes büyük bir sevgi ile birbirini korumakta, en ufak bir sorunda hiç kimse yalnız bırakılmamaktadır.

İDARİ MECLİSLER
JOKERLER
TAŞIYICILAR
OKUYUCULAR
ŞİFACILAR
BİYOLOJİK GEN TAŞIYICILAR
ENERJİ YÜKSELTİCİLER
ENERJİ TEMİZLEYENLER
SES İLE FREKANSI YÜKSELTENLER VE ENGELEYENLER
EÐİTMENLER
PLANLAYICILAR
DOÐAYI DENGELEYENLER

Ayrıca araştırma ekipleri, düşünenler, üretenler, gözlemciler, bilimsel çalışma yapan ekipler, teknik ekipler gibi çalışma grupları da vardı.

LEMURYA RİTÜELLERİ

(Detay bilgiler THYO serisinden yedinci kitap olan “BİR AVUÇ LEMURYALI” da yer almaktadır. Bu kitap tüm THYO serisi gibi Ayça Tan tarafından kaleme alınmıştır.)

Bu bölümde akrarılan bilgiler sadece kanal olunarak alınanlardır.

1) DOÐAYA ŞÜKÜR TÖRENLERİ
2) DOÐAYI DENGELEME TÖRENLERİ
3)ÖLÜM TÖRENLERİ
4)YENİ DOÐAN BEBEKLERİN DÜNYA’YA UYUMLANMASI
5)KİŞİSEL ENERJİ ARINDIRMA VE DENGELEME ÇALIŞMASI
6)ENERJİ YÜKLEME ÇALIŞMASI
7)YENİ GÖREVLER VE SORUMLULUKLAR İLE İLGİLİ RİTÜELLER

YAŞANAN BİR LEMURYA RİTÜELİ

Aktaran: Ayça

Sevgili arkadaşlar, daha önce Thyo serisinden sizlere ulaştırılan kitaplarda hatırladığımız bazı Lemurya ritüellerini anlatmıştım. İlk hatırladığım Gündüz’le uyguladığım olmuştu. Bir çalışma sırasında ben ona sağ elimi uzatmıştım. O sol elini elime dayamış ve diğer detayları da hatırlayarak ritüeli tamamlamıştı. Bu benim yıllardır hatırladığım ama kiminle yapacağımı bilmediğim bir çalışmaydı. Hep yüreğim doğru kişiyi bulduğumda onun da bu ritüeli hatırlayacağını ve tamamlayacağını söylüyordu. Daha sonra bu kanal bilgileri ile de doğrulandı. Ve bir gün o müthiş olay gerçekleşti… Sağ elimi neden havaya kaldırdığımı düşünürken Gündüz şaşkın ve ağlayarak elini havaya kaldırdı ve elime dayadı… O an neler hissetmiş olacağımı tahmin edin. Daha doğrusu yüreğinizi açarak hissedin. Ağlamamız kesilip biraz sakinleşince çalışmayı tamamladık.
Bir süre sonra Ersin ile çalışırken benzer bir olay yaşandı. Sağ elim yine havaya kalktı. Ersin’e elini uzatmasını söyledim. Elini elime dayadı. Buraya kadar tamam ya daha sonra ne yapacak diye beklemeye başladım. Diğer elini alnıma koydu. Bu çalışmalarımızı destekleyecek olan enerjiyi ortaya çıkardı. Ritüeli tamamladık. O bütün bunları neden yaptığını bilmediğini, içinden geldiğini söyledi.
Gerekli tüm bilgiler bizlere kodlanarak geldik bu yaşama. Tüm bu bilgiler tam gerektiği an hatırlanmak için programlanmıştı. Her şeyi korumak ve garantiye almak için ise aynı bilgiler birbirini tamamlayacak enerjileri taşıyan kişilerin hepsine kodlanmıştı.
Yıllardır yaptığımız çalışmalar sırasında benzer hatırlama olayları gerçekleşti. En yakın zamanda oluşan birini sizlerle paylaşmak için seçtim.
Tüm bu çalışmalar ile ortaya yoğun enerjiler çıkmakta. Bu bizim çalışmalarımızı desteklediği gibi bazı açılımlara da sebep olmaktadır.

Yukarıda anlatılan çalışmaya benzeyen örnekler THYO serisinin kitaplarında yer almaktadır.
THYO 6. Kitap “Sevgiyle…”
THYO 7. Kitap “BİR AVUÇ LEMURYALI”

LEMURYA’DA YAŞAM İLE İLGİLİ KANAL BİLGİLERİNDEN ÖRNEKLER

(Detay bilgiler THYO serisinden yedinci kitap olan “BİR AVUÇ LEMURYALI” da yer almaktadır. Bu kitap tüm THYO serisi gibi Ayça Tan tarafından kaleme alınmıştır.)

Tarih: 14 08 2006
Kanal: Ümit ve Ayça

Her yer yeşil denize kadar. Toprak görünmüyor. Turkuaz deniz ve altın plajlar var. Ortada düz ova görünümlü bir alan var. Arka sırada tepeler ve onların ardında yüksek ve yemyeşil bir dağ var. Dağda mağaralar var. İçten birbirlerine merdivenlerle bağlı. Geçişler var. Bu mağaralara sadece görevliler giriyor. Böylece yaşam alanlarının enerjisinden etkilenmeden çalışıyorlar.
Yerleşim yerinin tam ortasında konsey binası var. Bu binaya bağlı bir toplantı salonu var. Salonda sütunlar var. Çalışma mekanları tek tek gibi ama koridorlarla birbirine bağlı. Herkesin ortak kullandığı yaşam alanları var. Ayrıca herkesin özel mekanları var. Sosyal ortak yaşam alanları enerji kalkanları ile oluşturulmuş. Duvarlar yok. Camdan oluşmuş bir bina gibi. Çocukların bölümü ayrı. Çocukları her yaştan farklı bilgelik düzeyinde kişiler eğitiyor.
Kumsalda deniz ile ilgili çalışmaların yapıldığı kontrol noktaları var. Süper düzenli işleyen bir sistem var. Hiçbir şey aksamıyor. Düzeni koruyan gruplar var. Ortak yaşam alanlarında havuz ve su var. Hep beraber giriliyor havuza. Böylece ortak bir enerji alanı oluşturuluyor. Su unsuru çok kullanılıyor, yaşamın ayrılmaz bir parçası. Ortak bir yaşam var. Sahiplenmek yok.
Cinsellik doğal ve paylaşılması gereken bir olay. Saklı değil. Amaç sadece üremek değil. İki kişi Tanrısal frekansa böylece ulaşabiliyor. Eğer böyle bir paylaşım yaşıyorlarsa yakın frekansta olmaları önemli. Bu birliktelik için fiziksel temas gerekli değil. Önemli olan enerji alanları ile bu birlikteliği oluşturmak.
Doğum suda olurdu. Bunun için yaratılmış özel mekanlar var. Doğum çok saygı duyulan ve toplumun tümünü ilgilendiren bir olay. Çocuk sahibi olmak ancak nüfus için gerektiğinde, uygun anne babalar ile gerekli özellikleri sağlamak için yapılıyordu.
Lemurya’nın son zamanlarında nüfus çok azaldı. Yeni bir nesil için yapay ortamlarda çok sayıda bebek üretildi. Uygun anne ve babadan oluşmuş yüzlerce bebek… Çocuklar ne için gerekliyse o özellikleri taşıyan anne ve babalar seçiliyordu. Hiçbir şey tesadüfe bırakılmıyordu. Anne karnına benzer yapay ortamlar yaratılmıştı. Yüzlerce bebek bu ortamlarda geliştiriliyordu.
Yiyecekler doğada var olan şekliyle tüketiliyordu. Tarım veya meyvecilik için doğanın dengesi bozulmuyordu. Zaten her şey doğada vardı. Çok fazla yosun tüketiliyordu.
Kıyafette amaç örtünmek değildir. Giydikleri enerji düzeylerini göstermek için. Uzun tunik gibi, açık yakalı ve şeffaf gibi. Ayrıca tören kıyafetleri var. Bunların yakalarının etrafında işli bir bant var. Tören sırasında ellerinde ışıklı bir şeyler var. Törenlerde ortak enerji alanları yaratılıyor. Ashua ve Ashmea’nın tören kıyafetlerinde başlarında taç var.
İşler yolunda olduğu zamanlarda kısa süreyle de olsa Ashua ve Ashmea ağaçlık olan ve bir dere bulunan alana gidiyorlardı. Biraz dinlenmek ve doğayı hissetmek için. Bu bir tür meditasyon etkisi yapıyordu.

26-09-2004
Nesrin

Lemurya’da benim adım Şhara, sanki Şuhara gibi okunuyor.
Lemurya bir adaydı. Her tarafta güzel kokulu çiçekler vardı. Yeşilin her tonu olan ağaçlar, değişik renkte çiçekler göz kamaştırıyordu. Toprak hemen hemen hiç görünmüyordu. Adanın kıyı şeridinde dantel gibi bir sürü koy vardı. Bembeyaz bir kumsal, açıktan koyuya doğru turkuaz renginde bir deniz yer alıyordu. Isı hep aynı derecede ve ılıktı. Gökyüzünde hiç bulut yoktu. Sabah ve akşam saatlerinde gök ve su birleşiyordu. Neresi gök neresi deniz anlaşılamıyordu. Kimi zaman bedenleriyle kimi zaman da enerji olarak var oluyorlardı.
Düşünceleri ile her şeyi var ettikleri için ev gibi mekanları kısa süre kullanıp sonra iptal ediyorlardı. Birlikte yaşıyor ve eğleniyorlardı.
Hepsi son derece huzurlu, mutlu ve dengeli varlıklardı.
Hırs, öfke, yargılama ve rekabet gibi duygular olmadığı için son derece sağlıklıydılar. Bu nedenle çok uzun ömürlüydüler.
Zamanla insanlar özlerinden uzaklaştılar. Bunun sebebi her hayata unutarak gelmeleriydi. Tanrısal saflık ve düzenden karmaşaya doğru yol alındı. Dişi ve erkek dengesi bozuldu. Karmaşa çoğaldıkça ilk savaşlar başladı. Haksızlıklar, rekabet, bencillik ve hırs ön plana çıktı.
Özlerine sadık kalmış ve unutmamış olanlar Mısır ve başka ülkelere geçtiler. Hala düşünce güçlerini kullanabiliyorlardı. Piramitlerde bilgiler kayıtlıdır. Bu bilgiler çok yakında uç noktalarından başlayarak çözülecektir.
Tüm bu süreçte özgür iradeye müdahale etmedi Tanrı. İnsanları özgür bıraktı.
Tanrım hala izliyor. Müdahale etmiyor. İnsanlık ise düşünceleri ile kendini yok ediyor. Düşünceleri ile olumsuz enerji üretiyor.
Artık her şeyin, tüm gerçeklerin ortaya çıkacağı zaman yaklaştı. Hasat zamanı yaklaştı.
Düşüncelerimizle güzel şeyler yaratalım. Sevgiyi bol bol akıtalım. Belki… Neler olur bilinmez.
Tanrım seni seviyorum. Şükürler olsun ki beraber yol aldığım arkadaşlarım var.

Bilgi aktaran: Ashua
Kanal: Ayça
Tarih: 2005

Orada aile değil grup halinde yaşıyorduk. Hepimiz tek bir bütündük. Onu oluşturan alt gruplar var. Sizin düzeninizden farklı. Kimse kimsenin malı değil, sahiplenme yok. Akışı, süreci beraber yaşamak isteyenlerin kendi seçimi oluyordu bu. Sizin evlik ya da aile dediğiniz düzen değildi. Zaten Lemurya’nın başlangıcı ile daha ileriki tarihler arasında farklar vardı. Hiç kimse tek başına karar almıyordu. Görevler kişilere zorla yüklenmiyordu. Bu kendiliğinden ortaya çıkıyordu. Ortak bilinç var ya. Bu ortak bilinci ve onun hayrına olacak kararları sanki herkes biliyor ve ona göre davranıyor. Sizin cinsellik dediğiniz konuya bakalım. Birbirimize elimizi deymek zorunda değildik hissedebilmek için. En büyük sevgi frekansı her zaman bütünü tamamlayan iki yarım arasında olurdu. Bunun için kimsenin kimseye dokunması gerekmiyordu. Sadece bölünmeden önce var olan ortak enerji alanını yaratmak ve bu alandaki sevgiyi hissetmek. Sanki diğerinin içine enerji olarak akmak gibi. İki enerjinin birbirinin içinde oynaşması gibi. Bunu yaşamadan asla anlayamazsınız… Çünkü siz ille de bedeninizde belli noktalara deymeniz gerektiğini sanıyorsunuz. Bu bütünlüğü sağlayınca kocaman bir enerji alanı oluşuyor ve frekansınız çok yükseliyor. Sanki bedenlenmeden önceki esas frekansınıza yükseliyorsunuz.
Bizim çok güzel denizlerimiz vardı. Turkuaz ve pırıl pırıl. Kristal gibi parlak kumsallarımız vardı.
Gündüz: Denizde yüzer miydiniz?
Ashua: Tabi ki. Hani yunuslar birbirleriyle oynarlar ya öyle bir şey… Suyun içinde insanların birbirlerine dokunabilmesi büyük keyifti. Sen bunları hatırlamıyor musun? Başta her şey yolundaydı ve biz doğanın tadını çıkarırdık.

LEMURYA’NIN GERİ ÇEKİLİŞİ

Tarih: 30.06.2006
Saat: 13:00
Üst benlik bağlantısı kuran: Gündüz

Gündüz bitiş anında ölmekte olan insanların duygu ve düşüncelerini aldı ve aktardı.

“İnsanlar, yüreklerindeki sevgiyi ne olursa olsun kaybetmeden Tanrı’ya tevekkülle teslim olmayı deneyimlemişlerdir. Bu bir çaresizlik veya mecburiyet değildi. Sadece bunu deneyimlemek için, ölürken bile yüreklerinde korku olmadan başları dik, sevgi ve inançla, Tanrısal sevgiyle, Tanrıyla bir olmak adına orada kaldılar.
O’ndan geldik, O’na dönüyoruz keyifle, mutlulukla diye düşünüyorlardı. Tek üzüntüleri Lemurya’nın bitmesiydi.
Korkanlar kaçtılar, korkuyla öldüler oysa Turkyua kökenliler kendilerini tevekkülle teslim ettiler. Gerçek Lemuryalılar orada kaldılar.”

“Hayatta yüreğinizi kapalı ve kontrollü tutmayın çünkü yüreğinizle yol alacaksınız.”

LEMURYA’NIN BİTİŞİ

Ve dev dalgalar vardı
Çırpınan, dövünen
Arkasından ayrılıklar getiren…

Lemurya’nın batışı sadece bir ülkenin fiziken yok oluşu değil, içlerdeki karanlığın ve karmaşanın insanı nereye götüreceğinin bir göstergesidir.
Bir yaşamda insanın iç dünyasındaki karmaşa, insanı yok oluşa götürür. Tanrı’dan uzakta ızdırap içinde bir yaşam da aslında bir yok oluştur. Lemurya’da bu toplu olarak yaşandı. Ama her insan yok oluşunu ömür denilen bir döngüde sürekli yaşar. Lemurya’nın bitişi hüzünlü oldu. Umarız sizlerin bu yaşamınızın bitişi hüzünlü olmaz.
Her bir yaşam aslında Tanrı’nın bize sunduğu ödüldür. O sadece bir ödül olarak sunar, bu ödülü nasıl değerlendireceğimiz ise bize kalmıştır. Bunun hesabını kimse bize sormayacaktır. Tanrı bile. Bu yaşamlar bize bedava sunulsa da harcamaya hakkımız yok. Neye sahip olduğunuzun farkına varın ve asla unutmayın. Bizler bir avuç Lemuryalı her an Tanrı’nın bize vermiş olduğu bu yaşamlar için şükrediyoruz ve bu yaşamları keyifli, huzurlu ve bilinçli bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz.
Lemurya’nın batışı aslında çok uzun bir süreçtir. Tanrısal boyuta çok yakın olan Turkyua uygarlığından gelen Turklar tarafından kurulmuştu. Tanrısal boyutun tüm bilinci yaşama aktarılmıştı. Her insan sevgi ile var olmuştu. Hiçbir olumsuz duygu ve düşünce taşımıyorlardı. Rekabet, hırs yoktu, birbirlerini yargılamıyorlardı. Hiç kimseye de müdahale etmiyorlar, tüm var oluş biçimlerine saygı duyuyorlardı.
Daha sona yüksek bilinçli ve Lemurya frekansını taşıyabilecek farklı uygarlıklardan varlıklar da Lemurya’ya gelmeye başladı. Bu önceleri biz bilincine sahip Turklar tarafından uygun bulundu. Ve yeni gelenlerin de Lemurya bilincine ulaşmaları desteklendi. Yeni gelenler de bilinçlerini ve enerjilerini yükselttiler. Bu çok uzun bir süre devam etti.
Bir zaman sonra bu katılımlar artmaya başladı. Tanrı ile bir ve bütün olma isteği duyan birçok varlık Lemurya’ya gelmeye başladı. Gelenlerin yoğunluğu, bilinç ve enerji seviyelerindeki düşüklük, Dünya ve Lemuryalıların taşıyamayacağı boyuta ulaştı. Bu durum Lemurya ve dünyanın frekansının düşmesine neden oldu. Dünyanın frekansı düşünce bu sefer daha düşük boyuttan gelmeler başladı. Bu tekrardan frekansı düşürdü ve bu böylece devam etti. Gelen varlıklar artık kendilerini geliştirmek yerine Lemuryalıların nasıl böyle bir bilince sahip olduğunu anlamaya öğrenmeye çalıştılar. Onlar üzerinde acımasız deneyler yapmaya başladılar. Bazı uygarlıklar ise Lemurya’yı ve üzerindeki yaşamı ele geçirip kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştı.
Tüm bu süreci başlatan şey aslında insanın sevgiyi taşıyamaz hale gelmesidir. Bir birlerini Tanrı gibi seven yani sadece seven ve özgür bırakan Lemuryalılar, seven ancak sahiplenen Lemuryalılar haline dönüştü. Düşük bilinçli varlıklar Lemurya yaşamına sahiplenme bilincini soktular. Sahiplenme ancak “ben” diyen bir bilincin ürünüdür. Benim sevgilim, benim çocuğum, benim karım, benim işim, benim evim, benim ekmeğim, benim malım kavramları insanlar arasında yer bulmaya başladı. Ben kavramı sonunda egonun gelişmesine sebep oldu. Ego ise tüm olumsuz duygu ve düşüncenin gelişmesi ile oluşmaktadır ve insanın içindeki Tanrısal olmayan yanıdır.
Tanrısallıktan uzaklaşılan Lemurya’da çöküş başlamıştı. Artık geri dönüşü olmadığı kanaati Turklar tarafından anlaşılan Lemurya’da yapacak bir şey kalmamıştı. Tanrısal bilince sahip olan Turklar artık bu topraklarda yaşayamaz hale geldiler. Lemurya’nın da artık varlığını sürdürmemesi gerekiyordu. Turklar bir karar vermek durumundaydılar. Ya başka bir gezegende yeni bir yerleşim alanı kuracaklar ve orayı yaşam alanları haline getirecekler ya da Dünya’yı yeniden kendileri için yaşanır hale getirmek üzere yeniden ıslah edeceklerdi. İkinci alternatifi seçtiler. Dünya’da yaşamı sıfırlayıp düzeni yok edip sonra tekrar yüksek bilinçte yeniden kurmaya karar verdiler. Bunun üzerine bir bölümü gemilere alındı bir bölümü ise Lemurya’da kaldı bir bölümü de geçici olarak başka gezegenlere yerleşti. Lemurya’da yaşam su ile temizlendi.
Lemurya aslında batmadı. Geriye çekildi. Biten sadece fiziksel bölüm oldu. Daha sonra kurulacak düzene aktarılacak tüm bilgiler yüksek frekansta enerjiler olarak insanlara kodlandı. Bu en emin yoldu. Düşük boyutlu varlıkların da istediği bu bilgilerdi. Lemurya da yaşayanlar üzerinde deneyler yaparak bu yüksek bilincin sebeplerini, oluş biçimini ve evrensel sırları araştırıyorlardı. Bu nedenle bilgiler fiziksel malzemeler üzerine kaydedilemezdi. Zamanı geldiğinde hatırlanmak üzere bu bilgiler insanların enerji bedenlerine kodlandı. Zaman içinde hangi bedende olurlarsa olsunlar her yaşamda bu bilgiler bozulmadan taşınabildi. Bu gün bu bilgileri fark ettik ve çözmeye başladık. Sistem öyle programlanmış ki bu kodları biri görüyor, biri okuyabiliyor, birileri ise çözüp aktarabiliyor. Bu işler ancak algıları ve niyetleri açık olan insanlar tarafından yapılabiliyor. Çünkü bu bir ekip işidir.

LEMURYA VE ATATÜRK BİLİNCİ

Bu konuşma Gündüz Saka tarafından 19 Mart 2006 tarihinde yapılan çalışmada sunulmuştur.

Sevgi ile merhaba.
Bugün sizlerle Lemurya hakkında konuşacağım. Konuşacağımız şey Lemurya’da hayat nasıl, fiziksel özellikleri neler, sosyal özellikleri neler değildir. Bu bilgiler detaylı olarak ayrıca size sunulacaktır. Şimdi size sadece Lemurya bilincinden bahsedeceğim.
Bizler Lemurya deneyimi yaşamış varlıklarız. Bir bölümü Lemurya’yı kuran ırktan, bir bölümü ise yüksek Tanrısal bilince sahip farklı uygarlıklardan gelmektedir. Hepimiz Lemurya döneminin bir yerinde orada bulunduk. Kimimiz Lemurya kurulurken, kimimiz Lemurya batarken. Ama birçoğumuz için Lemurya vatanımız oldu. Bugün artık bunun önemi yok. Anayurttan ayrılanlar tarafından sevgi ile var edilen Lemurya aslında hepimizin vatanı. Buradaki vatan kavramı artık fiziksel bir bütünlüğü değil yüreklerde oluşan birlik ve bütünlüğü ifade etmektedir. Lemurya’nın kimler tarafından ve nasıl kurulduğunun önemi bulunmamaktadır. Önemli olan yüreklerde hissedilen birlik ve bütünlük bilincidir.
Bu gün için Lemurya’yı fiziksel özellikleri ile yeniden kurma şansına sahip değiliz. Böyle bir niyetimiz de yoktur. Tek amacımız, zaten var olan bu dünya düzeni içerisinde birlik ve bütünlük bilincini yerleştirebilmektir. Tüm dünya Tanrısal bilinçle ve Atatürk öğretisiyle hareket etmeye başlarsa, sevgi dolu çözümler ve insani değerler ortaya çıkacaktır. Bu gün bizim yapacağımız şey bu bilincin tohumlarını atmak ve bir yerden başlamaktır.
Bu gün burada başlangıç sürecindeki çalışmalardan bir tanesini yapıyoruz. Bu çok önemli bir toplantıdır. Bu toplantı ile belki hayatlarımızda çok şey değişmeyecek ama oluşturduğumuz ortak bilinç ve enerji ile dünya için çok şey yapmış olacağız.
Düşünce tarzlarınızı değiştirerek, yüreğinizi sevgiye açarak var olmanız ile Dünya’nın frekansının artmasına katkı sağladınız. Bu bütün evrenden hissedildi. Frekansın artması ile düşük boyuttan ve Tanrısal olmayan birçok varlık dünyada barınamaz oldu ve burayı terk etmek zorunda kaldı. Eğer hata yapmazsak, eğer çalışmalarımızı sürdürürsek bu süreç devam edecektir ta ki son düşük boyuttan varlık Dünya’yı terk edene kadar.
İşte o zaman Lemurya tekrardan kurulmuş olacak ve dünya var olduğu sürece de varlığını devam ettirecektir.
Lemurya bilincini tek bir cümle ile özetlemek gerekirse, birlik ve bütünlük bilinci olarak ifade edebiliriz. Bu birlik ve bütünlük hem Lemurya’da yaşayanların kendi aralarında ve doğa ile kurdukları birlik ve bütünlüğü hem de Tanrı ile kurdukları birlik ve bütünlük olgusunu içermektedir.
Lemurya’da hiç bir zaman BEN diye bir kavram olmadı. Ne zaman bu kavram insanlar arasında kendine bir yer buldu Lemurya’nın da çöküş süreci başladı.
Lemurya’da hakim olan kavram “BİZ” dir. Biz kelimesinde birlik vardır. Yani tek tek parçaların bir eylem ve düşünce için oluşturdukları ortak bilinç ve davranış birliği vardır. Biz dendiği zaman tek bir düşünce, tek bir yürek, tek bir bilinç ortaya çıkar. Birlikte düşünülür, bir olunur. Lemurya’da bilinçler Tanrısal bilince çok yakındır. Böyle olduğu için, biz olarak yapılan tüm eylemler de Tanrısal bilince uygun olur. İçinde Tanrısal bilincin olmadığı hiç bir eylem ve düşünce Lemurya’da var olamaz.
Biz diye oluşturulan bu birlik, bütünün parçalarının bütün gibi hareket etmesine sebep olmakta, birlikten bütünlüğe geçiş sağlanmaktadır. Sonuç olarak insanlar “BİZ” diyerek birliğe ulaşmışlar, oradan da Tanrısal bütünlüğü oluşturmuşlardır.
Bu konu yani biz olmak ile birlik ve bütünlük bilinci aslında ruhsal gelişimin temellerini de oluşturmaktadır.
Biz bilinci içinde olumsuz hiç bir düşünce ve duygu yer alamaz. Biz bilinci taşıyan insanlarda ego olamaz. “Ben” diye “benim” diye başlayan düşünceler olamaz. Biz diyen insanlarda rekabet, hırs ve kıyaslama yoktur. İnsanları yargılamazlar. Korkuları yoktur. Tevekkülle Tanrı’ya teslim olmuşlardır.
Lemurya’da hakim olan temel duygu sevgidir. İnsanların yürekleri Tanrısal sevgi ile doludur. Yani birbirlerini ve doğayı severler. Akılları ile değil yürekleri ile severler. İnsanları ayırım yapmadan severler. Lemurya’da benim çocuğum, benim ailem, benim annem babam kavramları yoktur. Bütün çocuklar herkese aittir. Çocukların hepsi ayırım gözetilmeksizin kendi çocukları gibi sevilir.
Lemurya’da insanlar sevmek için çaba göstermezler. Onlar zaten sevgidir, sevgidedir. Yani sevgi frekansını yakalamışlar ve sürekli sevgide kalmayı başarmışlardır. Yüreğinde sevgi olan kimse öfkelenmez, kızmaz, insanları yargılamaz. Rekabet ve hırs içinde olmaz. Kibirleri ve egoları yoktur. Yüreğinde sevgi olan insan bağışlayan insandır. Sevginin olduğu yerde olumsuz hiç bir düşünce yoktur.
Hiç bir olumsuz duygu ve düşüncenin olmadığı ve sevginin hakim olduğu Lemurya’da ortak bir bilinç vardır. Herkes özgürce düşünür ancak kararlar ortak olarak alınır. Kimse başkasının duygu ve düşüncesinden şüphe etmez. Alınan kararlar ortak bilinci yansıtır. Ortak bilinç birlik ve bütünlüğü oluşturur.
Birlik bilincine ulaşmış, saflaşmış ve yürekleri sevgi dolu olan insanlar, aynı zamanda Tanrı ile de birliğe ulaşmış ve O’nunla da bütün olmuşlardır. Birlik ve bütünlük bilinci budur. Bireylerin birlik bilinci ile Tanrı ile bütün olmalarıdır.
Birlik ve bütünlük bilinci bugün ortaya çıkmış bir bilinç değildir. Atatürk bu bilince sahip insanların başında gelmektedir, tüm devrim ve ilkeleri ile ideallerinin özü bu bilince dayanır.
Tanrısal boyuttan, sadece bir defa bedenlenmiş olarak görevle dünyaya gelmiş olan Atatürk kendisini bugün bilinç olarak tanıtmaktadır. Birlik ve bütünlük bilincini yani Lemurya bilincini kodlarında taşıyan Türk ulusunun birlik ve bütünlüğünü sağlamış, onları yok oluştan kurtarıp, bugün güneşin doğacağı ortamı hazırlamıştır. Anadolu güneşin doğacağı yerdi ve bu güneş doğdu.
Atatürk bilincinin birlik ve bütünlük bilinci ile insan sevgisi olduğunu gösteren bir kaç sözünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Atatürk “Yurtta sulh, Cihanda sulh” demiştir. İlkeleri insana değer veren ve insanı yücelten ilkelerdir. İnsanları her türlü bağnazlıktan ve kalıplardan kurtararak özgür düşünce ortamını yaratmış ve özgür düşünen bireylerin oluşmasını sağlamıştır.
Atatürk’ün Çanakkale’de savaşan ve ölen yabancı askerler için söyledikleri de birlik, bütünlük ve insan sevgisinin boyutlarını göstermiştir. Şöyle söylemiştir: “Bu ülkenin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın toprağındasınız, huzur ve dinginlik içine uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Atatürk Türkiyesi ve Lemurya bilincinin ortaya çıkması için Kurtuluş savaşında binlerce genç insan hayatını verdi bağımsızlık, özgürlük ve insanca yaşam için. Hepsi yüksek idealler adına öldüler genç yaşta. Bugün de biz burada bir avuç insan aynı idealleri paylaşıyoruz ve mücadele ediyoruz. Aramızdaki tek fark onlar bu idealler için öldüler bizlerin ise ölmesi gerekmiyor. Onlara şükrediyoruz bu yurdu ve yüksek idealleri bize teslim ettikleri için.
Bizler de artık birlik ve bütünlük bilincine ulaşmaya başladık. Bir avuç insan artık biz demeyi öğrendik. Bu yolda çalışmakta ve bu bilinci yaşamlarına geçirmeye kararlıdır. Bu yolda çalışanlara şükürler olsun. Sizler bu yaşamınıza gelmeden önce Lemurya’lı olarak söz verdiniz ve sözünüzü tutma yolunda çalışıyorsunuz. Sizlere şükürler olsun.
Şu anda alkışları duyuyorum evrenin her köşesinden. Tanrısal boyuttan uygarlıklar bizleri alkışlıyor. Duyuyorum onları. Çünkü Lemurya sadece bir avuç insanın hayali değil, Lemurya tüm evrenin hayalidir. Hadi bu hayali gerçekleştirelim, Lemurya’nın birlik bilincini yeniden hatırlatalım. Atatürk’le başlayan birlik bilinci bugün bizlere miras kalmıştır. Devam ettirmek görevimizdir. Şükürler olsun Tanrı’ya, Şükürler olsun sizlere. Ne mutlu Lemurya bilincini anlayanlara… Ne mutlu Atatürk’ü ve öğretilerini anlayanlara… Ne mutlu Türk olanlara, özüne ve vatanına sahip çıkanlara…
Hepimizin yolu açık olsun ve sevgi ile kalın.

Gündüz Saka

ÖNEMLİDİR LÜTFEN OKUYUN…

Sevgili dostlar, aşağıda yer alan şiiri dikkatle okuyun. Yazanın adını görünce eminim ki bir daha okuyacaksınız…

OÐUZ OÐULLARI

Gafil hangi üç asır, hangi on asır,
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu.
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin.
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak,
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.
Asya’nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa’nın Alplerinde Oğuz torunları.
Doğudan çıkan biz, Batıdan yine biz.
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.
Hep insanlar kendilerini bilseler,
Bilinir o zaman ki hep biziz.
Türk sadece bir ulusun adı değil,
Türk, bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri!
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde
Dünya o zaman görecek hakikat nerde, hakikat nerde?

M.Kemal Atatürk

(Sadi Borak, Atatürk ve edebiyat 1972)

ANLAŞILMASI DİLEÐİ İLE…

04 Ocak 2006
Kanal: Ayça

Bu yazı altıncı kitaptan bu bölüme aktarılmıştır. Amacımız şu an yaşanan olayların daha iyi anlaşılmasıdır.

Oyunu başlatanım, düşünen ve Yaratan’ım. Yaratılanlara sevgi ile yol veren ve onları kendimden özgür kılanım ve bunlardan biri bir oyun başlattı. O da kendi yarattıklarını özgür bıraktı ve ondan yaratılanlar bir oyun başlattı. İşte o başlatanların oyununun son perdesidir. Son perde öze dönüştür, son perde fark ediştir, son perde hatırlayıştır, son perde işte sizin şu an yaptıklarınızdır. Benim yarattığım ve özgür kıldığım, O’nun yarattıkları ve özgür kıldıkları tarafından Teo, Tau, Tea, … adlarıyla anıldı. Ayça’yı rahat kılmak için Thyo dedik ve öyle devam ederiz. Thyo bana, benden olarak başladığı oyuna başlarken bir söz verdi; “Ben benden bir parça çıkarırım ve o parça bu oyunu başlatır ve eminim ki o parça bölüne bölüne, deneye deneye var olduğu hayatlarda son perdeye ulaşır, hatırlar, önce bana, benden sana döner”. Ve yaptılar, canları yansa da zorlansa da yaptılar. Benden özgür kılınan ve özgür kalan parça Thyo, oyununu sundu bana. Onun var edip özgür kıldığı parça sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar çok sayıda hayat deneyimledi. Bazen bir olarak, bazen iki olarak ama en fazla 12 olarak bölündü. Şu anda sadece 4 olarak devam ediyor. Çünkü oyunun son perdesine gelindiği için diğer parçalar bu 4’ün içinde erimiştir. Ben düşünerek sevgi ile yarattım ve tüm sistemleri ve sistemlerin içindeki oluşumları ve boyutları sizin matematik dediğiniz düzenle kurdum. Her şey kodlamalarla var edilmiştir ve var edilecektir. Her oluşum kendi matematiksel denklemleriyle var olur ve o oluşum son noktaya ulaştığı an yeni oluşumları tetikler. Böylece boyutlar boyutları, evrenler evrenleri açar. Ve ben bilirim ki var olan her şeyin dönüşü banadır.
Var edilen her şey özgür kılınır. Şu an içinde bulunduğunuz oyun sizin oyunuzuzdur, tüm kurallarıyla sizin oyununuz. Onun için bilin ki güç sizdedir. Sizler tüm hayatınızı yaratacak kadar güçlü ruhlarsınız, sizler tüm zorlukları deneyimleyecek kadar güçlü ruhlarsınız, sizler özünüzü yok edip sıkıntı çekecek kadar güçlü ruhlarsınız ve sizler tüm kopuşlara rağmen hatırlayıp öze dönecek kadar güçlü ruhlarsınız. Söz verdiniz yapın. Siz ilk oluşumda benden çıktınız, akış benden Thyo’ya, Thyo’dan size olmuştur. Sizin sözünüz önce O’nadır sonra bana. Sizin sözünüz sizi yaratanadır. Benden olandan çıkıp ilk bölünenlerdensiniz ve ilk bölenler ve var etmeye devam edenlersiniz. Bunu fark ettiniz ama bunu yıllardır geriye ittiniz, dile getirmediniz. Öyleyse dile getirecek olan biziz.

(42)