Menü

Parelel Evrenler

30 Ocak 2017 - Bilimsel Konular

Görülebilir evrenin dışında başka evrenler varmıdır? Mistikler ve filozoflar böyle olduğunu öne sürüyorlar. Bilim adamları ise yakın zamanlara değin böylebirşeyin olanaksız olduğunu düşünüyorlardı. Fakat bugün fizikçilerin paralel evrenin olabileceği matematiksel olarak ortaya koyabiliyorlar.

Parlel evrenler kavramı, bu gün bilimsel terimlerle açıkca bir şekilde tartışabilinmektedir. Bilim adamları içinde bulunduğumuz evrenin varlığını bir takım neden-sonuç bağlantılarıyla açıklayabiliyorlar.
Aslında bu açıklama, üç boyutlu uzayın tümüyle onun yapısını oluşturan fizik nesnelerinden ibaraet olduğu esasına dayanır.

3 koordinat Belirtilmelidir

İkinci nokta, parelel evrenlerin tartışmasının odak noktasını oluşturuyor. Herhangi bir nesnenin konumunu kavrayabilmek için öncelikle üç kordinatını belirlememiz gerekir. Bunun en somur örneği havacılıkda görülür. Bir uçağın pilotu, yerdeki hava trafik kontrolüne havadaki konumunu bildirmek için 3 rakam vermek zorundadır. Bu diğer uçağın havada bulunduğu yerin enlemini boylamını ve yere olan uzaklığını belirtir.

Evren ile ilgili ölçümler de böyle yapılır. Gök bilimciler, sözgelimi bir gezegenini uzaklığını belirlemek için, yukarı-aşağı, sağ-sol, ön-arka gibi kavramlar kullanarak sonuca varırılar.

Peki, üç boyutun ötesi varmıdır? Matemetikciler diğer boyutların idrak etmenin sanıldığı kadar zor olmadığını belirtiyorlar. Diğer boyutlar gerçekten de matematiksel olarak kavranabilir, fakat bu durum üç boyutlu insan beyni için de söz konusumudur? Tüm kavramlarımızla birlikte üç boyutlu bir mekanda yaşadığımız için bu pek mümkün değildir. Fakat şu örnekler, bunu anlamamıza bira yardımcı olabilir.

Nokta,Kağıt ve Masa Örnekleri

Uzaydaki tekbir noktayı ele alalım. Bu bu oktanın herhangi bir yönr doğru uzanan hacmi yoktur. Dolayısıyla bir matematikci için o nokta boyutsuzluktur. Düz bir çizgiyi ele alalım. O da sadece bir yere doğru uzar. Genişliği ve yüksekliği yoktur, sadece uzunluğu vardır, bu bakımdan o çizgi de bir matematikçi için tek boyutludur. bir kağıt parçasını düşünün. Genişliği ve uzunluğu vardır mam derinliği yoktur. Dolayısıylada iki boyutludur. Bir masayı elel alalım. Genişliğiyle uzunluğuyla ve derinliğiyle üç boyutlu bir nesnedir. Örneklerimizi birkez daha inceleyelim: Boyutsuz, tek boyutlu, iki boyutlu ve üç boyutlu. Burda durmamız için herhangi bir neden var mı? Neden bundan sonraki boyutları keşfe çıkmayalım?

Einstein’in Yaklaşımı

Her nekadar bilimsel bir düzeyde bir varsayım olarak kabul ediliyorsa da, bir takım bilimsel ön bilgiler öne sürülmemiş olsaydı, paralel evrenler felsefi bir kavram olmanın ötesinde hiçbirşey ifade etmiyecekti. Paralel evrenler konusuyla ilgili ilk kapıyı açan kişinin Albert AİNSTEİN olduğu biliniyor. Einstein’in ünlü genel rötativite teorisinde paralel evrenleri birbirine bağlayan “köprülerden” söz edilir.

Einstein- Rosen Köprüsü

Einstein ve yakın çalışma arkadaşı Nathan Rosen’in bu kara delik tünellerinin sonucunda şaşırtıcı bir şey keşvettiler: Kara Delik tünellerinin dibi yoktur! yani sonu yoktur. Burada uçlarından birbirlerine bağlı iki huni sözkonusudur. Birleştikleri nokta, tünelin “Boğaz” kısmını oluşturur. Dolayısıyla tünelin bir ucundan giren bir nesne, merkezdeki ya da boğazdaki olan üstü çekim etkisiyle, tünelin öbür ucundan dışarı fırlatılır. Öyleyse öbür yanda ne vardır? Öbür yan, yeni bir evrendir, ilkinden tamamıyla farklı bir evrendir bu. İşte bu iki evreni birbirine bağlayan tünele Einstain-Rosen köprüsü adı verilir.

(105)