Menü

Reenkarnasyon

30 Ocak 2017 - Parapsikoloji

Reenkarnasyon, ruhun ölümden sonra yeniden bedenlenmesidir. Hinduizm’in “Tenasüh” yani öldükten sonra bitki veya hayvan olarak yeniden doğma inancıyla karıştırılan reenkarnasyon günümüzde somut ve revize edilmiş bir Yeni Çağ inancı haline gelmiştir. Modern reenkarnasyonun temel düşüncesi 1900’lerin ilk çeyreğine dayanır. Hiçbir din tekrar doğmaya karşı değildir. Zaten her büyük dinin emirleri arasında gizli, simgesel ve allegorik anlatımlarla destekleyici bilgiler bulunmaktadır. Çünkü dinler birer evrim yoludur. Orada gerçekler, zamanın, mekanın gereklerine göre ve insanların anlayış düzeylerine göre düzenlenmiş sistematize edilmiş emirler halinde insanlara sunulurlar.

Ruhların dünyaya inerek bedenlenmelerinin çok derin bir anlamı ve nedeni vardır. Ruhlar dünya yaşamının gerektirdiği koşullar ve zorunluluklar altında bir zaman yaşayarak, bunlardan kendi evrimleri için gerekli kazançları elde etmek ihtiyacındadırlar. Eğer varlıklar bu durumda bulunmasalardı, bu dünyaya bir defa dahi gelmelerine gerek olmaz ve ruhlar kendi dünyalarında evrimlerine devam ederlerdi. Oysa ruhların aramıza gelmiş bulundukları gerçektir.Yeniden doğmanın gerekleri arasında, aynı dünyada doğmak vardır. Hiçbir ruhsal varlık dünyada tek bir yaşamla oradan alacağı veya daha doğrusu alabileceği her şeyi almış ve alabilmiş değildir. Daha onun dünyada elde edeceği bir çok kazanç, görüp geçireceği bir sürü yararlı olay ve sonuçları vardır. Bir varlık için dünyada tek bir yaşamın yeterli olmayacağını kabul etmeye bizi zorlayan noktalardan bir kısmı şöyledir; Ruhların dünyamızda uygulamaları gereken, sezebildiğimiz bazı yetenekleri vardır. Cömertlik, şefkat, sevgi ve fedakarlık gibi… Halbuki, psikolojik, pedagojik ve sosyolojik veriler, ortalama 60 yıllık bir yaşam süresi içinde bütün bu ruhsal yetilerin hatta bir kısmının dahi uygulama yetisinin ancak gelişebildiğini göstermektedir. Bir insanın dünyaya inmesinin amacı bu dünyanın o insana sağlayacağı kazançları yani görgü ve deneyimi elde etmesidir. Bu olmazsa o varlığın dünyaya bir defa gelmesinin anlamı yoktur. Her maddi gerçek gibi, dünya ruhun evrimi için bir araçtır ve her araç gibi artık gerek olmayıncaya kadar ruh bu araçtan yararlanacak ve alması gerekeni aldıktan sonra diğer maddi araçlar bunu da terk edecektir. Olaylar, deneyimler, akıl ve mantık ve bunlara ek olarak yükseklerden aldığımız ruhsal mesajlar gösteriyor ki, yetmiş sene yaşamış biriyle, yetmiş saniye yaşamış biri arasındaki boşluğu doldurabilmek ancak dünya yaşamından beklenen ruhsal yeteneklerin gelişiminin uygun düzeye varması için gereği kadar bu dünyada birbirine bağlı ve bütün bir yaşam dönemi geçirmek zorunluluğunu kabul etmekle mümkün olur.

Tarih boyunca dünyaya baktığımızda görürüz ki, dünyaya daima insanların ruhsal evrimi için ve onları karanlık yaşam labirentlerinden korumak için çalışan olgun, gelişmiş öğreticiler, ruhsal varlıklar, peygamberler, büyük insanlar gelip gitmektedirler. Acaba tüm bu büyük kurtarıcılar ve ilham sahibi varlıklar insanlık düzeyinin üzerinde olan evrim düzeyine ulaşıncaya kadar, bu dünyaya daha öncelerde gelmediler mi ? Dünyada evrimleşme sürecini tamamlamış bir varlık ilerde ve daha gelişmiş bir ortama girdiğinde herhangi bir ilahi görevi kabul edip, insanları uyandırmak ve yardım etmek gibi bir fedakarlığı göze alıp, tekrar dünyaya inmemek ve bu ilahi görevden yararlanmamak zorunda ve durumunda mı kalacaktır? Dünya ruhların gelişime muhtaç sonsuz yetilerinden bir kısmının gelişimine yardım eden bir evrim okuludur. Burada yapılması gereken işler olduğundan, az gayret gösterenler tekrar gelmelidirler.

(7)