Menü

Tarihi Değiştiren Başarısızlıklar

30 Ocak 2017 - Diğer

Tarihe yön veren bazı kişilerin yaşamlarının herhangi bir bölümünde yaşadıkları başarısızlıklar, dünya tarihinin yönünü değiştirdi.
Resim çalışmalarına ağırlık veren Adolf Hitler, üç kez sınavlarına girdiği Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edilseydi, 2. Dünya Savaşı olmayabilirdi.Stalin, annesinin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis’teki dini okulda papaz olarak kalsaydı, 20. yüzyılın tarihi inanılmaz ölçüde değişebilirdi.

RESSAM OLMAK İÇİN 5 YIL
VİYANA’DA SÜRÜNDÜ

Tarihin en acımasız kişiliklerinden biri olarak tanınan Adolf Hitler, ressam olmak için 5 yıl Viyana’da süründü. 1908 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmek için Viyana’ya gelen Adolf Hitler, başvuruda bulunduğu akademiden ret cevabı aldı.Resmin yanı sıra Viyana için yapabileceği mimari gelişim projeleri için de taslaklar çizen Hitler, yoksulların oturduğu şekilsiz konutları yıkıp yerlerine örnek binalar yerleştirmek istiyordu.Daha sonra bir müzikal da bestelemeye çalışan Hitler, dekor ve kostüm çizimleri bile yaptı. Bu dönemde Hitler’in üç bestesi söylendi. Sanat akademisinden ikinci kez ret cevabı alan Hitler’in taslakları sınava girmesi için yeterli bulunmamıştı. Hitler bir süre sonra parası bitince işsizlerin toplu olarak kaldıkları bir barınakta ve kilisede kaldı. Hitler, para kazanmak için kışın kar küredi, bavul taşıdı, hatta dilenmeyi bile denedi ama beceremedi.Daha sonra tanıştığı bir ressamla resim yapıp turistlere satarak para kazanmaya başlayan Hitler, bu arada suluboya hatta yağlıboya resimlerini ilerletmişti. Genç ressam akademiye girmek için son bir çaba gösterdi ama yine aynı sonuçla karşılaştı.Ressam olmak için 5,5 yıl Viyana’da mücadele eden Hitler, Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edilseydi, belki de 2. Dünya Savaşı hiç yaşanmayacaktı ve binlerce insanın ölümünden sorumlu olmayacaktı…

PAPAZ OLARAK KALSAYDI

Rusya’nın tarihinde önemli rol oynayan Stalin ise annesinin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis’teki dini okulda papaz olarak kalsaydı, 20. yüzyılın tarihi inanılmaz ölçüde değişebilirdi. Arkadaşları tarafından Soso olarak çağırılan Stalin, Annesi’nin ısrarıyla yazdırıldığı Tiflis’deki ilahiyat okulundan, ”ateist, yurtsever ve sosyalist” eğilimli bir grup olan ”Mesame Dasi”nin lideri olduğu için kovulmuş, papazlık hakkı elinden alınmıştı.
Eğer okulun Müdürü Germogern, tarihin gördüğü en acımasız kişilerden biri olarak suçlanan Stalin’e daha farklı davransaydı, 20. yüzyılın tarihi belki de inanılmaz ölçüde değişebilirdi.

(1)